© Dini Haberler 2020

Diyanet İşleri Başkanı Görmez’den ‘İlim, Hikmet ve Marifet’ konferansı…

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, İstanbul Haseki Dini Yüksek İhtisas Merkezi öğrencilerine yönelik bir konferans verdi.

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, İstanbul Haseki Dini Yüksek İhtisas Merkezi öğrencilerine yönelik bir konferans verdi.

İstanbul Haseki Dini Yüksek İhtisas Merkezi öğrencilerinin tamamının katıldığı konferansta konuşan Diyanet İşleri Başkanı Görmez, İslam İlim ve Kültür Tarihi başlığı altında sürdürdüğü konferansında ilim kavramındaki daralma ve kırılmaların nedenlerini de dönemsel olarak anlattı.

Bilgiyi ifade eden ilim, hikmet ve marifet kavramlarını da açıklayan Başkan Görmez, “Bizim medeniyetimizde bilgiyi ifade eden üç kavram var, ilim, hikmet ve marifet… İlmin sahibine alim, hikmetin sahibine hakim, marifetin sahibine arif diyoruz. Bugün fakültelerimizin, hocalarımızın sayısı artmasına rağmen İslam dünyasında bir bilgi sorunu varsa, bu üç kavramı birleştirememekten kaynaklanıyor.” dedi.

İlmin tarifinde yaşanan iki kırılma noktasını da paylaşan Başkan Görmez, konuşmasını şöyle sürdürdü;

“Tarihimizdeki bazı yanlış anlayışlar neticesinde ilim kavramında ne yazık ki bir daralma yaşanmıştır….”

Bizim medeniyetimizde, ilim ve kültür tarihimizde, ilmin tarifine göre farklı alim tanımları olmuştur.  Fakihlerin, karîlerin, tasavvuf ekollerinin, hadis ekollerinin, usülcülerin ilim ve alim tanımlarında çeşitlilik bulunabiliyor. İslam kültür ve medeniyetinde, ilmin tarifinde iki daralma ve bir kırılma olmuştur. Birinci kırılma, bilhassa alimlerin sayısı çoğalınca, her alimden bir ses çıkınca, ilim bizi, vahdete, tevhide, birlik ve beraberliğe götürmesi gerekirken, bilakis ihtilaf ve tartışmalara götürünce, dini saiklerle, “ancak müctehid olan alim olur” gibi anlayışlarla, ilim kavramında bir daralma yaşanmıştır. Yani “alim, aynı zamanda müctehid olmalıdır” fikriyle birlikte bir daralma yaşanmıştır. Dini saiklerle din emniyetini sağlamak için, tartışmaları aza indirgemek için bazı alimler bu konu üzerinde ısrar etmişlerdir.

“İlmi tartışmalar, aslında büyük bir servettir….”

İkinci daralma bilhassa tasavvuf ehlinin ortaya çıkmasıyla başlayacaktır. Orada da, “Eğer sahibi ilimle amel etmiyorsa alim diyecek miyiz, demeyecek miyiz” tartışmasını başlatırlar. Haklı ve doğru bir tartışmadır. Burada da bir daralma yaşanacaktır. Bu kez, ilim, hikmet ve marifeti bir olarak ele almaktansa yalnızca irfan üzerinde durulacaktır. Belki, ilimden ve hikmetten zaman zaman kopacaklardır.  Felsefeciler “Hikmet bilgisi birinde yoksa biz ona alim diyemeyiz. Önemli olan hakîm olmaktır” diyeceklerdir.  Bunların bizi daha bütüncül bir sisteme götürmesi gerekirken, bilakis müesseseler bile ayrılacaktır. Tekke ve medrese ayrılacaktır. Tekke ehli medrese ehlini, medrese ehli de tekke ehlini suçlayacaktır. Bugün bütün bu tartışmalara sahip olmak aslında büyük bir servettir.

“İlimleri, dini ve dini olmayan ilimler olarak ayırmak en büyük bidattir, en büyük yanlıştır…”

Bu iki daralma yanında, bir de kırılmamız vardır. İlim tarihindeki en büyük kırılmamız ilmin ikiye ayrılmasıdır. Dini ilimler, dini olmayan ilimler diye bir tasnifin ortaya çıkması ilim tarihimizdeki en büyük bid’attir, en büyük yanlıştır. Bir kere bu, Kuran’ın ruhuna aykırıdır. İlmi, Resul-i Ekrem’in ifadelerine göre faydalı veya faydasız diye ayırabilirsiniz. Fakat siz kimya, matematik ve fiziği gayri dini ilim olarak tavsif ederek bir tarafa atarsanız, Kuran’ın ruhuna aykırı hareket etmiş olursunuz.

“İslam âleminin ilim merkezlerinden bugün ateşler yükseliyor…”

Bağdat ve Şam tarih boyunca İslam medeniyetinde büyük alimler yetiştirmiştir. Her iki başkentten bugün ateşler yükseliyor. Kahire daima ilmin minberi oldu. Ancak bugün neler yaşandığını hepimiz biliyoruz. Eğer millet ve ülke olarak âlem-i İslam’ın umudunu yeşerteceksek, bizim ilim konusunu çözmemiz gerekir. Biz o noktada ihtiyaçlara cevap verecek noktada değiliz. 100 ilahiyat fakültesiyle, ihtisas merkezlerimizle buna karşılık verecek konumda değiliz. Modern zamanlarda gayeler değişti. Artık âlimler yetiştirmek yerine, aydın yetiştirme, münevver yetiştirme, doktora yapma benzeri şeyler öne çıktı. Bunlar gaye haline gelince o zaman tehlike başladı.

Kaynak Dinihaberler.com.tr [ Okunma Sayısı: 161 ]

İlginizi Çekebilir

İzmir Müftülüğüne Yeni Atama

30.01.2026 Cumhurbaşkanlığı kararıyla İzmir Müftülüğüne atanan müftü Haliloğlu, uzun yıllara dayanan din hizmetleri ve akademik tecrübesiyle dikkat çekiyor. Daha önce vaizlik, ilçe müftülüğü, il müftü yardımcılığı ve yurt dışında din hizmetleri ataşeliği görevlerinde bulunan müftü, son olarak Adıyaman İl Müftüsü olarak görev yapıyordu.

30 Ocak 2026 Tarihli Cuma Hutbesi

Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 30 Ocak 2026 tarihli "TÖVBEYE YÖNELMEK konulu Cuma hutbesi yayınlandı.

Diyanet ve TDV’den Yetim ve İhtiyaç Sahibi Gençlere Evlilik Desteği

Diyanet İşleri Başkanlığı ile Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) iş birliğinde hayata geçirilen “İki İnsan Bir Hayat” projesi kapsamında, 81 ilde ikamet eden yetim, öksüz ve ihtiyaç sahibi nişanlı gençlere evlilik sürecinde destek sağlanacak.

07 Kasım 2025 Tarihli Cuma Hutbesi

Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 07 Kasım 2025 tarihli "VEFA İMANDANDIR" konulu Cuma hutbesi yayınlandı.

2026 Hac kura sonuçları e-Devlet'te erişime açıldı

Diyanet İşleri Başkanlığınca gerçekleştirilen 2026 hac kura sonuçları, e-Devlet'te erişime açıldı.

Diyanet Vakfı’ndan Gazze için küresel dayanışma zirvesi

Türk Diyanet Vakfı’nın öncülüğünde 11-12 Kasım’da İstanbul’da düzenlenecek uluslararası zirve, Gazze’deki insani krize kalıcı çözümler üretmeyi ve uluslararası dayanışmayı güçlendirmeyi hedefliyor.

TÜM HABERLER