© Dini Haberler 2020

Merhameti söylem olmaktan çıkartıp eğitime katmamız lazım

Diyanet İşleri Başkanı Görmez, insanlığın en büyük sorunlardan birisinin, vicdan ve merhametin kaybolması olduğunu belirterek, 'Merhameti söylem olmaktan çıkartıp eğitime katmamız lazım' dedi.

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, '8. Uluslararası Teoloji Konferansı’nın açılış programına katılmak üzere Rusya’nın başkenti Moskova’ya gitti.

Rusya Müftüler Konseyi Başkanı Ravil Gaynuddin’in resmi daveti üzerine  Moskova’ya giden Diyanet İşleri Başkanı Görmez, bu yıl Moskova’da düzenlenen ‘8. Uluslararası Teoloji Konferansı’nın açılış programında katılımcılara 'İslami Eğitim Temeli Olarak Kuran'da İnsan Sevgisi-Hümanizm' başlıklı bir konferans verdi.

Rusya’nın çeşitli bölgelerinde görev yapan müftülerin, teologların, akademisyenlerin de katıldığı konferansta Başkan Görmez, bu yıl 8. düzenlenen konferansın başlığının son derece önemli olduğunu vurgulayarak, “Bugün sadece biz Müslümanlar değil bütün insanlığın üzerinde yeniden düşünmesi gereken bir konuyu tercih etmiş bulunuyorsunuz. O da, ‘Kur’an’da insan ve insan sevgisini eğitim sistemimize nasıl yeniden yerleştirebiliriz’, bu gerçekten son derece önemli bir konu” dedi.

Başkan Görmez, üç başlık altında sürdürdüğü konferansında ‘Kerim İnsan’, ‘İnsanın dokunulmazlığı’ ve ‘Merhamet Eğitimi’ konularına değindi.

Rusya’da kurulan İslam Akademisinin önemine de vurgu yapan Başkan Görmez’in Rusya Müslümanlarına verdiği konferanstan önemli satır başları şöyle;

“Kuran’ı Kerim, insanlığı onurlandırmak üzere gelen bir kitaptır…”

Öncelikle Rusya’da İslam Akademisinin kurulmuş olmasını atılmış son derece önemli bir adım olarak gördüğümü ifade etmek istiyorum ve Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanı olarak söz konusu İslam Akademisine her türlü desteği vermeye hazır olduğumuzu ifade etmek isterim. Ben çok önemli üç kavramı sizlerle paylaşacağım. Bir tanesi ‘Kerametül İnsan’, bir tanesi ‘İsmetül İnsan’, diğeri de ‘Merhamet Eğitimi’… Kur’an-ı Kerim’in bir sıfatı vardır, Kur’an-ı Kerim’in sıfatı ‘Kerim’dir. O kerim bir kitaptır. Çünkü o insana keramet kazandırmak üzere gönderilmiştir. Çünkü o bizi, insanlığı onurlandırmak üzere gelen bir kitaptır. İnsanoğlu mükerremdir, Kitap kerimdir, o Kitabı bize getiren elçi kerim bir elçidir. O Kitabı yaşanan bir hayata dönüştüren Muhammed Mustafa kerim bir elçidir. Ve bu Kitabın yeryüzündeki en büyük gayesi ademoğlunu mükerrem kılmaktır. Kur'an-ı Kerim’in insana kazandırmak istediği husus insan onurudur. Dolayısıyla, ‘kerametül insan’ olmadan başka konulara geçmek mümkün değil.

“Günümüzde yaşanan savaşların en temel sebebi, insanın onuruna duyulan saygının kaybedilmesidir…”

Bugün bütün insanlığın bir konu üzerinde yeniden düşünmesi gerekir. Bu yüzyılımızda milyonlarca insan katledildi, yüzlerce savaşta nice insanlar heba oldu, hala bütün İslam coğrafyasında kan ve gözyaşı akmaya devam ediyor. Bütün bunların en temel sebeplerinden bir tanesi, biz insanın onuruna saygıyı kaybettik, biz Rabbimizin insana verdiği değeri kaybettik. Halbuki bizim öyle bir geleneğimiz var ki, bizim geleneğimiz insanla Kabe’yi eşdeğer kabul etmiştir. Biz insana verdiğimiz, Rabbimizin insana verdiği bu değeri kaybettik. Bugün insanlık olarak bu konumdayız.

“İnsan, insan olduğu için dokunulmazdır…”

İkinci başlığım, ‘İsmetül İnsan’… Bu konuda İslam medeniyetinde iki tane temel görüş var. Bir tanesi, ‘ismetül insan’ demek, insanın dokunulmazlığı demektir. İnsanın dokunulmazlığı derken, dinin dokunulmazlığı, aklın dokunulmazlığı, canın dokunulmazlığı, kanın dokunulmazlığı ve neslin dokunulmazlığı… İnsan dokunulmazdır ve bu dokunulmazlığın bir tek sebebi var, dokunulmazlık adem olmaktan, insan olmaktan kaynaklanır. O değil mi ki bir insan insandır, o insan olduğu için dokunulmazdır. İnsan mükerremdir. Bu mükerrem, bu saygınlık, dokunulmazlık doğuştan Allah’ın insana kazandırdığı bir meziyettir. Bunu bir başkası çiğneyemez, bir başkası ortadan kaldıramaz. İkinci bir görüş var, dokunulmazlık ya imanla, yahut emanla, yani sözleşmeyle olur. Bu iki görüş İslam medeniyetinde tarih boyunca var ola gelmiştir. Ama bugün Rusya’da yaşayan Müslümanların üç büyük geleneğine göre aslolan birincisidir. Rusya’da yaşayan bütün Müslümanların üç önemli büyük geleneği var. Birincisi, Hanefi Maturidi geleneği… Bu geleneğe göre insanın dokunulmazlığı adem olmaktandır, insan olmaktadır. İkincisi, tasavvuf geleneği… Bu topraklardaki tasavvuf geleneği de aynı şekilde insanın değerine çok önem vermiştir. Üçüncü gelenek de, Alimcan Barudi’lerin, Şehabeddin Mercani’lerin, Musa Carullah’ların başlattığı, sizin ‘Cedidizm’ olarak adlandırdığınız, ama İslam’ı bu asrın idrakine nasıl sunabiliriz? üzerinde duran büyük alimlerin geleneğidir. Bu üç gelenek insana verdiği değer bakımından birincisini tercih etmiştir.

“Öteki sadece zalimdir…”

İnsanın dokunulmazlığı ancak insan olmaktan kaynaklanır. Bu görüşe göre öteki sadece zalimdir. Düşmanlık sadece zalime yapılır. Ama ikinci görüşe göre ki pek çok geleneklerde bu da vardır. Buna göre mümin olmayan ötekidir. Ama bugün geldiğimiz dünyada görüyoruz ki, birinci görüş çok daha isabetli ve çok daha doğrudur, çok daha Kurani’dir. Eğer Kur’an’da insan üzerinde duracaksak bunun çok daha önemli olduğunu düşünüyorum.

“Bugün bütün insanlığın sadece merhamete değil, merhamet eğitimine ihtiyacı var…”

Merhamet konusu bugün insanlığın yaşadığı en büyük sorunlardan bir tanesidir. İnsanoğlu vicdanını ve merhametini kaybetti. Ve bugün biz Müslümanlarda merhametimizi kaybetmiş vaziyetteyiz. Başka insanların gelip bizden öğrenecekleri merhameti biz kaybettik, halbuki bizim Peygamberimiz ‘Ben rahmet olarak gönderildim, ben lanetçi olarak gönderilmedim’ buyuruyor. Merhameti söylem olmaktan çıkarıp eğitime katmamız lazım. Bugün bütün insanlığın sadece merhamete değil, merhamet eğitimine ihtiyacı var. İlkokul birinci sınıftan son sınıfa kadar bütün üniversitelerde, bütün ilkokullarda, bütün ortaokullarda insanoğlu nasıl merhametli bir varlık haline getirilebilir? bunun eğitimini vermeliyiz. İşte o zaman biz eğitim sistemimiz içerisine insan sevgisini, insanın değerini, kerametül insanı, ismetül insanı insanın dokunulmazlığını ve insanın kainata ve bütün insanlığa karşı merhametini de yerleştirmiş oluruz.

Konferansa, Rusya Müslümanları Dini İdaresi, Rusya’nın çeşitli bölgelerinde görev yapan müftüler, akademisyenler, teologlar ve çok sayıda davetli katıldı.

Başkan Görmez, Moskova ziyareti kapsamında bölgede görev yapan din görevlileriyle de bir araya gelecek. 

İlginizi Çekebilir

Diyanet ve TDV’den Yetim ve İhtiyaç Sahibi Gençlere Evlilik Desteği

Diyanet İşleri Başkanlığı ile Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) iş birliğinde hayata geçirilen “İki İnsan Bir Hayat” projesi kapsamında, 81 ilde ikamet eden yetim, öksüz ve ihtiyaç sahibi nişanlı gençlere evlilik sürecinde destek sağlanacak.

07 Kasım 2025 Tarihli Cuma Hutbesi

Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 07 Kasım 2025 tarihli "VEFA İMANDANDIR" konulu Cuma hutbesi yayınlandı.

2026 Hac kura sonuçları e-Devlet'te erişime açıldı

Diyanet İşleri Başkanlığınca gerçekleştirilen 2026 hac kura sonuçları, e-Devlet'te erişime açıldı.

Diyanet Vakfı’ndan Gazze için küresel dayanışma zirvesi

Türk Diyanet Vakfı’nın öncülüğünde 11-12 Kasım’da İstanbul’da düzenlenecek uluslararası zirve, Gazze’deki insani krize kalıcı çözümler üretmeyi ve uluslararası dayanışmayı güçlendirmeyi hedefliyor.

2026 yılı hac kurası, 5 Kasım Çarşamba günü

Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Fatih Mehmet Karaca, “2026 yılı hac kurası 5 Kasım 2025 Çarşamba günü saat 10.30’da Diyanet İşleri Başkanlığı 15 Temmuz Milli İrade Şehit Ali Alıtkan Konferans Salonu’nda çekilecektir.” dedi.

Yeni İstanbul İl Müftüsü Doç. Dr. Emrullah Tuncel göreve başladı

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, İstanbul İl Müftüsü olarak atanan Doç. Dr. Emrullah Tuncel’e cübbesini giydirerek göreve başlattı.

TÜM HABERLER