Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Mail: kursadalperen@live.nl

HOŞ GÖRÜ İSLAM'I

HOŞ GÖRÜ İSLAM'I" " SUFİ İSLAM'I""AŞK İSLAM'I" VE "ILIMLI İSLAM"!..


" Allah katında din islam'dır. Daha önce kendilerine mesaj gönderilenler, başka değil, yalnızca kıskançlıktan dolayı, kendilerine gerçeğin işareti geldiği hâlde farklı görüşlere saptılar. Kim Allah'ın mesajlarını inkâr ederse, iyi bilsin ki Allah hesabı en seri biçimde görendir. " ( Âl-i imran sûresi, âyet 19)

Hamrdü sena olsun ki, Yüce Allah, Rasulü (sav) vasıtasııyla ümmete yer yüzünde tek din olan aziz İslam'ı vahyetmiştir. On beş asırdan bu yana, bu aziz din, değişmemiş değiştirilmemiştir. Bundan sonraki hayatta da kıyamete kadar yüce İslam değiştirilemeyecektir.

Hatta, diyebilirim ki, İslam'ın yüce kitabı Kur'an'ın, bir harfi, bir notkası bile tağyir, tebdil edilmeyerek orjinalliğini korumuş ve korumaya devam edecektir.

Üzülerek ifade etmeliyim ki, son zamanlarda, aziz İslam üzerinde, bir kısım isimler ve namlar verilerek asli hüviyetinden koparılmaya çalışılmış ve çalışılmaktadır. Sayın A. Müftüoğlu ağabeyin mevzuuya değindiği gibi;

" İslam dünyası toplumlarında da çok boyutluluğun indirgenmesiyle birlikte çok ciddi parçalanmalar yaşandı, yaşanıyor. Asli bağlamından ve bütünden kopan, koparılan parçalar İslam'ı temsil etmiyor, edemiyor.

Kendisini İslam'a nisbet ediyor olmasına rağmen her parça yalnızca kendisini temsil edebiliyor. İslamî bütünden/ temellerden bağımsızlaşan parçalar birbirleriyle rekabet/çatışma halindeler.

Her parça hakikatin kendilerince temsil edilmekte olduğuna inanıyor. Bütün bu parçalar nedeniyle İslam algısı, tevhid algısı, Ümmet algısı çok ciddi bir biçimde sulandırılıyor. Türkiye'de açıkça gözlemlenebileceği üzere maalesef algısal bir sapma yaşanıyor.

Bu sapma konuşulmuyor, tartışılmıyor. İslamî bütünün yerine, " hoşgörü İslamı", " sufi İslamı", aşk İslamı", " ılımlı İslam" gibi nevzuhur tanımlar geçiyor. İslam'ı ruhani/mistiki ilgilerle sınırlandıran çevreler İslam-siyaset ilişkisini anlamakta güçlük çekiyor, bu ilişkiyi İslam'ın siyasal bir ideolojiye dönüştürülmesi olarak anlıyor.

Bu çevreler, siyasal gündemi/ ilgisi/ tavrı/ duruşu/iddiası/ etkisi olmayan bir İslam tanımı yapmaya çalışıyorlar. Müslüman halkların direniş, bağımsızlık ve egemenlik haklarına sahip çıkma bilinci ve mücadelesi, teslimiyetçi, statükocu, hoşgörücü yaklaşımlar tarafından engelleniyor.

Tasavvufi naiflikler ve fanteziler; modern zamanlar boyunca emperyal hegemonik ihtiraslara, güç politikalarına,güç dayatmalarına, anarşist bir egemenlik ve tahakküm düzeninin sistematik saldırılarına maruz kalan İslam toplumlarının yaşamakta bulundukları derin trajedilerin farkında değil. Bu kesimlerin, sözünü ettiğimiz trajedilerin farkında olabilmeleri için ahlaki ve zihinsel br cesarete, ahlaki ve zihinsel bir bağımsızlığa sahip olmaları gerekir.

Statükocular, teslimiyetçilikler, muhafazakarlıklar, konformizmler hiç bir biçimde zihinsel bağımsızlık ve zihinsel cesaret sahibi olamazlar. Değişim, dönüşüm, yenilenme ve yeniden inşa için zihinsel cesaret ve bağımsızlık bilinci gerekir.

Statükoculuk, teslimiyetçilik, her tür tembelliği, atalet ve meskeneti meşrulaştırır. Statükocular, teslimiyetçiler, muhafazakârlar sürü iç güdüsüyle hareket ederler, sürü içgüdüsüyle düşünür, bu içgüdüyle tercihler yaparlar. Bu nedenlede,

Hiç bir biçimde sürüden ayrılamazlar, sürüye rağmen tercihler yapamazlar. Zihinsel bağımsızlık ve cesarete sahip olmadığımız için İslam dünyası toplumlarında statükolar varlıklarını sürdürebiliyor.

Uyuşturucu tek düzelikler, uyuşturucu alışkanlıklar sebebiyle İslam dünyası toplumlarında bilinçli bir kamuoyu yok, kamuoyu oluşturulması yönünde bilinçli çabalar da yok.." ( İktibas, Ekim 2010, sayfa 12)

Netice olarak,

Yukarı satırlarda bir bir isimleri belirtilen klasik İslami anlayışlar, yüce Allah'ın bahsetmiş olduğu İslami anlayış olmayıp, tamamen sonraki zamanlarda peydah edilen klasik,uyuşturucu, beyinleri uyutucu anlayışlardır.

Söz konusu buu anlayış sahibi grup, klik, anlayış mensupları ülkemizde haddinden fazladır..Örneğin, İstanbul sokaklarında bile, öbek öbek boy göstermelerii, bunların sarık, çul ve sakallarından başka bir alameti farikaları bulunmamaktadır..

Söz konusuu bu grupları, klikleri, cemaatleri gördükleri gördük ve şahit olduk ki, tamamı tamamı İsrail yanlısı, sözde sünnilik adına hareket eden kitlelerdir.

Bunların mezhebi görüşleri, düşünceleri, anlayışları tamamen Kur'anî düşünceleri, yorumları,tefsirleri, çalışmaları kabul etmeyen unsurlardır.

Örneğin, ülkemizde tefsir çalışmalarına, meal çalışmalarına karşıdırlar. Meal okumayı, Kur'anı anlamayı kerih görürler ve haram olarak tavsif ederler. Millet, Kur'an'ı anlarsa, çaktırmadan sermayelerinin, çıkarlarının elden gideceğini düşünürler..

Rabbimiz!.. Müslümanları yukarıda belirtilen yapay İslami anlayışlardan uzak eylesin!.. Selam ve dua ile...

Şerafettin Özdemir

Facebook Yorum

Yorum Yazın