Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Mail: kursadalperen@live.nl

KUR'AN DİRİLER İÇİNDİR, ÖLÜLER İÇİN DEĞİL!..

" ( Ey Muhammed) sana indirdiğimiz bu kitap mübarektir, âyetlerini düşünenler, aklı olanlar da öğüt alsınlar." ( Sad sûresi, âyet 29)

Ne acıdır ki, kutlu ve mutlu Asr-ı Saadet döneminden sonra Kur'anî anlayışlar sekteye uğramış, yaşayan diriilere hitap etmesi gereken Kur'an, tamamen ölü kitabı, ölülere hitap eden, onlarla uğraş veren bir kitap haline getirilmiştir.

Çünkü, hayata hitap etmeyen bir yüce kitap tabii ki, fuzuli, faydasız nesnelere alet edilmiştir. Bundan dolayıdır ki, geleneksel düşüncelerin yaşaması için, toplum zihninde yaygınlaşması için bir kısım yapay, suni dayanaklara ihtiyaç vardı onlarda çok çok icad edilmiş uygulamaya konulmuştur.

Örneğin, ölüye telkin verme, ölünün üçüncü gün merasimi, yedisi, kırkı, iskat ve deviri, elli ikinci gecesi ihdas edilerek, kitlelere hem bir meşguliyet, hemde ölüye faydası olur zannıyla Mevlid törenleri icad edilerek, veya hafızların toplanıp toplanıp ölüye hatim okumaları tesis edilmiştir. Halbu ki,

" Sahabiler Kur'an'ın hükümlerini yerine getirmek, yasaklarını terk etmek hususunda yarıştıkları için düünya ve ahiretin mesut insanları oldular.

Daha sonraki Müslümanlar Kur'an'ın hayat prensiblerini terk edip, sadece kabirler üzerinde ve taziye günlerinde okumak suretiyle ona bir ölü kitabı nazarıyla baktıklarından zillete düştüler. Dolayısıyla Allah'ın şu sözü onlara hak oldu:

" Peygamber, Ey Rabb'im! Doğrusu milletim bu Kur'an'ı terk etmişti, dedi." ( Furkan sûresi, âyet 30)

Şüphesiz Allah Kur'an'ı, onu anlayıp hayatlarına tatbik etmek için dirilere gönderdi. Kur'an ölüler için gönderilmiş bir kitap değildir. Ölülerin artık amelleri kesilmiştir. Onlar Kur'an'ı ne okuya bilirler ne de onunla amel edebilirler. Onlar için okunan Kur'an'ın sevabı onlara ulaşmaz, meğer ki, kendisinin sa'yi ve ameli durumunda olan çocuğu okumuş ola.

Allah'ın Rasulü şöyle buyurdu: " İnsan öldüğü zaman üç şey hariç ameli kesilir:

Kalıcı bir sadaka ( toplum yararına camii, yol, çeşme, hastane vs. bırakan ). 2) Kendisinden istifade edilen bir ilim ( bırakan), 3) Kendisine dua edecek salih bir evlat ( bırakan )." ( Muslim)

İbn-i Kesir, " İnsan için ancak sa'yinin ( çalışmasının) karşılığı vardır." ( Necm sûresi, âyet 39)

Mealindeki âyetin tesirinde şöyle diyor: Yani, bir başka insanın günahı kendisinee yüklenmediği gibi, kendi nefsi için kazandığı hariç, başkasının yapacağı sevaptan da yararlanamaz. Bu âyet-i kerimeden İmam Şafii (r) şu hükmü çıkarmıştır.

" Ölüler için okunup, hediye edilen Kur'an'ın sevabı onlara kavuşmaz, çünkü okunan Kur'an onların ameli ve kazancı değildir. Bunun içindir ki, Allah Rasulü ölülere Kur'an okumayı ümmetine tavsiye etmemiş, onları buna teşvik etmemiş, bu hususta bir emiri vermemiştir.

Bu manada bir söz, sahabenin hiç birinden işitilmiş değildir. İbadete ilişkin hususları nasslara dayanır. İbadet konusunda fikir yürütmek , kıyas yapmak suretiyle yeni düzenlemeler getirmek mümkün değildir. Dua ve sadakaya gelince, bunların sevaplarının ölüye ulaştığına dair âliimlerin icma'ı ve şari'in kesin nassı vardır:

Kur'an'ı ölülere okuma fikri insanlar arasında oldukça yaygındır. Öyle ki, Kur'an'ı okumak ölümün belirtisi olarak kabul edilecek kadar ileri gidilmiştir. Mesela, radyolardan sürekli şekilde Kur'an'ın okunduğu işitilince, bir devlet büyüğünün öldüğü kanısına varmamak mümkün değildir.

Şayet bir evden sık sık Kur'an okunduğunu duyarsan orada taziye ve bir matem olduğunu anlamış olursun. Hasta bir adamın ziyaretçilerinden biri, hastaya Kur'an okunduğunu duyan bir anne: A! Oğluma nasıl Kur'an okursun oğlum hayattadır, o ölmedi ki... diyerek hayretini ifade eder.

Kadının biri, Kur'an'ın sesini radyodan duyduğu zaman şöyle der: Ben bu Fatiha'yı duymak istemiyoruum. Çünkü o ölmüş olan kardeşimi hatırlatıyor, kardeşime de okunmuştu. Zira insan, ölümden ve ölüme götüren şeylerden gerçek tiksinmektedir.

Namazı hayatında terk eden, öldükten sonra Kur'an'ın ona ne faydası olacak? Böylelerine Allah'ın azapla tehdidi vardır: ' Vay o namaz kılanların haline ki, onlar kıldıkları namazdan gafildirler." ( Mâ'un Suresi 4-5)

Kur'an'ın bu tehdidi namazını vaktinden çıkarıp sonra kaza edenler içindir. Büsbütün kılmayanları ona göre düşünün.

3) ' Ölülerin üzerine Yasin okuyun' hadisine gelince İbnu'l-Kattan onun ' muztarip' hadis olduğunu söyler. Rasulullah'tan ve ashabından meyyit üzerine ' Yasin ' veya ' Fatiha' veya Kur'an'dan herhangi bir şey okunduğu sabit değildir. Bilakis Allah'ın Rasulü meyyit defnedildikteen sonra ashhabına şöyle derdi: " Kardeşinize Allah'tan mağfiret dileyin, cevaba muktedir olmasını Allah'tan isteyin. Çünkü şimdi ona soru sorulacak.." ( Kur'anî hayat, say. 91-92,M. C. Zeyno)

Netice olarak;

Sözün son kısmında merhum Akif'i rahmetle anıyorum.Çünkü, Akif merhum bu ölümsüz gerçeği şu muhteşem sözleriyle bildirmiştir:

" İnmemiştir hele Kur'an,/ şunu hakkıyla bilin./ Ne mezarlıkta okunmak, ne de fal bakmak için./" Günlük hayatta sürekli okuduğumuz ama, içeriğine vakıf olamadığımız Yasin suresinin 70 nci ayetinde, yüce Rabbimiz Müslümanları " Kur'an diri olan kimseyi uyarsın ve verilen söz de inkârcıların aleyhine çıksın,"

Diye ümmeti uyardığı, ikaz ettiği halde, hali hazır bir ölümüz olduğu zaman, tutmuş olduğumuz, çağırdığımız hoca kardeş, orada toplananlara, nikah ayetini, miras ayetlerini okurken şahit olmuşumdur.

Son sözler olarak diyoruz ki, geliniz bu aziz Kur'an ayetlerini hayatımıza, yaşayanlara okuyalım da diri kimseler bilgi sahibi olsunlar, hayatlarını aziz Kur'an'a göre uyarlasınlar.. Selam ve dua ile..

Şerafettin Özdemir

Facebook Yorum

Yorum Yazın