Şeref ŞEN

Şeref ŞEN

Mail: serefsen4848@gmail.com

YAZ TATİLİ NASIL DEĞERLENDİRİLMELİ?

Bir eğitim-öğretim yılının daha sonuna ulaştık. Öğretim yılının sona ermesi, yaklaşık 20 milyon öğrencimiz için üç ay kadar sürecek uzun yaz tatilinin başlaması demektir. Nüfusumuzun kahir ekseriyetinin köylerde yaşadığı ve tarımla geçimini sağladığı eski yıllarda öğrenci ve ebeveynleri için tatil; köydeki baba evine gitmek, yaz döneminde yoğunlaşan tarım işlerinde ailelerine yardımcı olmak, salça, pekmez, bulgur, tarhana, kurutulmuş sebze vb. birtakım kışlık yiyecekleri hazırlamak anlamına geliyordu. Zaman değişti, Türkiye değişti, şartlar değişti. Cumhuriyetimizin ilk yıllarında şehirlerde ve köylerde yaşayanların oranı %20-%80 iken, bugün bunun tam tersi bir tablo ortaya çıkmış; ülke nüfusumuzun %80’i şehirlerde, %20’si ise köylerde yaşamaktadır. Şehirlerde yaşayan ve yıl boyu çalışan ebeveynler, yaz aylarında köylerine gitmek yerine çocuklarını da yanlarına alarak tatil beldelerinde dinlenmeyi tercih etmektedir.

Yıl boyu çalışan bireylerin tatillerde dinlenmeleri en doğal haklarıdır. Ancak yaklaşık üç aylık yaz tatili; "fazla uyuma, sürekli televizyon izleme, bilgisayar başında oyun oynama ve hiçbir şey yapmama" anlayışıyla geçirilemeyecek kadar uzun ve değerli bir süredir. Bu nedenle mutlaka bir plan dâhilinde değerlendirilmelidir. Tatilin hem dinlenme ve eğlenme hem de kişisel gelişim için önemli bir fırsat olduğu unutulmamalıdır.

1.Her öğrenci bir yaz tatili programı yapmalıdır. Program hazırlanırken bir iş yerinde çalışmaya, dinlenmeye, gezmeye ve arkadaşlarıyla vakit geçirmeye zaman ayrılacağı gibi, dönem içerisinde başarının düşük olduğu derslerin telafisi için de planlama yapılmalıdır. Özellikle okul başarısı düşük olan öğrenciler için yaz tatili, eksikliklerini tamamlamak adına önemli bir fırsattır. Yeni eğitim-öğretim yılına iyi bir başlangıç yapabilmek için ders yılı içinde okunamayan, seviyesine uygun kitap ve dergiler okunmalı; başarı düzeyi düşük olan dersler tekrar edilmelidir.

2.Yaz tatilini birçok öğrenci çalışarak geçirir. Aile iş yerlerinde, tarlada, bahçede, kurumsal bir firmada veya bir meslek erbabının yanında çalışan öğrencilerimiz için yaz tatili çok farklı deneyimler ve kazanımlar sağlayabilir. İnsanlarla iletişim kurmak, onların bilgi ve tecrübelerinden yararlanmak, hayatı tanımak, iş disiplini kazanmak, emek karşılığı para kazanmanın heyecanını yaşamak gibi deneyimler, öğrencilerin eğitim hayatından sonra da başarılarını olumlu yönde etkileyecek önemli kazanımlardır. Çıraklık yapan çocuk; hayatı öğrenir, insanları tanır, yerleri süpürür ve tevazuyu öğrenir. Bu kazanımların tamamını hiçbir okul tek başına kazandıramaz. Bu fırsatı yakalayan her ebeveyn, çocuklarına bu deneyimi kazandırmalıdır. "Çocuk yıl boyu okulda zaten yoruldu, çalışmasın; yaz boyunca dinlensin." düşüncesi doğru bir yaklaşım değildir.

3.Yaz tatilinde bazı öğrencilerin halk eğitim merkezlerinin, belediyelerin ve özel kurumların düzenlediği sanat, spor ve benzeri kişisel gelişim kurslarına ya da yabancı dil kurslarına katılmaları; hem kişisel gelişimlerine katkı sağlayacak hem de olası kötü alışkanlıklardan uzak kalmalarına yardımcı olacaktır. Bu kapsamda, Diyanet İşleri Başkanlığının yurt genelindeki tüm cami ve Kur’an kurslarında düzenlediği "Yaz Kur’an Kursları" alternatifi de unutulmamalıdır. Birçok çocuk cami ve Kur’an’la ilk kez bu kurslarda tanışmaktadır. Hayatlarını şekillendirecek doğru dinî bilgi ve alışkanlıkları, gönüllülük esasıyla ve not kaygısı olmaksızın çoğunlukla bu kurslarda öğrenmektedir.

4.Yaz dönemi aynı zamanda sosyal ilişkilerin güçleneceği önemli bir zaman dilimidir. Bu nedenle aile içi sohbetlere daha fazla zaman ayrılabilir; yaşlı ve hasta ziyaretleri yapılabilir, akrabalık bağlarının güçlü kalmasına özen gösterilmeli, sıla-i rahim yapılmalı, özellikle başka şehirlerde yaşayan akrabaların ziyaret edilmesi ihmal edilmemelidir. Bir çocuğun ruhen sağlıklı yetişmesi ve kendisini değerli hissetmesi için anne ve babasının sevgisine ihtiyaç duyduğu kadar; dedesinin, ninesinin, amcasının, dayısının, halasının ve teyzesinin sevgisine de ihtiyaç vardır. Yaz tatili, imkânlar ölçüsünde akraba ilişkilerini güçlendirmek adına önemli bir fırsattır. Akrabalarının karşılıksız sevgisiyle büyüyen çocuklar, anne ve babalarının doğup büyüdüğü yerleri görme ve onların anılarını dinleme imkânı da bulmuş olurlar.

5.Nişan, düğün, mevlit ve cenaze merasimleri, genellikle birbirini tanıyan insanların bir araya geldiği organizasyonlardır. Bu tür merasimler, sosyalleşmenin yanında kültürel değerlerin yeni nesillere aktarılmasına da katkı sağlar. Ebeveynler, bu tür davetlere en azından yaz aylarında çocuklarıyla birlikte katılmaya özen göstermelidir.

6.Okul dönemindeki yoğunluk nedeniyle çoğu zaman ertelenen ev işlerine yardım etmek, bahçedeki bitkilerin bakımını yapmak, çevredeki hayvanlarla ilgilenmek; salça, turşu, bulgur, yufka ve ev yapımı makarna gibi geleneksel yiyeceklerin hazırlanmasına katkı sunmak; evdeki küçük tamirat ve boya-badana işlerine yardımcı olmak çocukların el becerilerinin gelişmesine katkı sağlayacaktır.

7.Uzun yaz tatili döneminde düzenlenecek tarihî, manevî ve kültürel gezilerle çocuklara yaşadıkları çevrenin millî, manevî, tarihî ve kültürel değerleri tanıtılmalıdır. Yaşayan önemli yazarların, sanatkârların ve mütefekkirlerin ziyaret edilmesi; türbelerin, kütüphanelerin, tarihî camilerin, kervansarayların, müzelerin, ören yerlerinin ve sarayların gezilmesi çocukların ufkunu genişletecek, atalarıyla sağlıklı bağ kurmalarına yardımcı olacak ve popüler kültürün sunduğu sahte kahramanlar yerine örnek alabilecekleri şahsiyetleri tanımalarını sağlayacaktır.

8.Maddi imkânı olan ailelerin yaz tatillerinde çocuklarıyla birlikte umre ziyaretine gitmeleri, küçük yaşlardan itibaren çocuklarına manevî atmosferi yaşatmaları bakımından önemlidir. Bunun, çocukların dinî gelişimlerinde ve dinî duygu ile düşüncelerinin şekillenmesinde önemli rol oynayacağı unutulmamalıdır.

Sonuç olarak yaz tatili, yalnızca bir dinlenme ve eğlenme dönemi değildir. Doğru değerlendirildiğinde çocukların hem akademik hem sosyal hem de kişisel gelişimine büyük katkı sunan önemli bir fırsat olduğu unutulmamalıdır.

Facebook Yorum

Yorum Yazın