Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Mail: kursadalperen@live.nl

BÜTÜN MÜMİNLER EVLİYADIR!..

" Ama inanan erkekler ve inanan kadınlar (da) birbirlerinin dostu, koruyucusudurlar : İyi ve doğru olanı teklif eder, kötü ve yanlış olanı önlerler; ve namazı içtenlikle kılarlar, zekâtı da seve seve verirler; Allah'a ve O'nun Elçisine uyarlar: İşte onlardır Allah'ın rahmetini bahşedeceği kimseler; çünkü her işinde mükemmel olan, her hükmünde tam isabet kaydeden yalnızca Allah'tır." ( Tevbe sûresi, âyet 71)

Ayetin yorumu şöyledir:

" Yukarıda zikredilen ayet, 67 nci ayette nitelenen iki yüzlü tipin tam zıddı olan samimi mü'mini tanımlar. Kur'an'da çok sık dile getirilen bir vecibe olan el-emr bi'l-ma'ruf ve'n nehy ' anil münker, adı geçen âyette ikii yüzlülerin en tipik özelliği olarak tam ters bir işleve bürünmüş olarak karşımıza çıkar.

İnananın namaz ve zekâtla ilgili tavrı ise, yine iki yüzlülerin özellikleriyle ilgili 54. Âyetin mukabilidir. Bu nedenledir ki, tecümedeki " içtenlikle" ve " seve seve" sıfatları zorunlu hâle gelmiştir.

'Azizün Hakim' : Âyet sonlarında sık sık karşılaştığımız Allah'la ilgili bu tür sıfatlar, kanaatimizce, Kur'an'ın diğer tüm tekrarlarında olduğu gibi, " nakarat" işlevi gören mücerret bir tekrar değildirler. Sonunda geldiği âyetin içeriğine, pasajın konusuna, özetle bağlamına göre nitelik ve/veya işlev kazanırlar.

Böyle gördüğümüz içiindir ki her ' Azizün Hakim'i ' ' nakarat' saymayarak standart bir kalıpla çevirmedik. Bu ilkemizi bağlamın anlamı farklılaştırdığı diğer esma ve birbirinin aynı lafza sahip ibarelerde de uyguladık. Zira bir metnin mânasını oluşturmada bağlam da lafız kadar önemlidir.

Bu âyet ve âyetin ait olduğu ve konusunu mü'min ve münafığın niteliklerini oluşturduğu bu pasaj bağlamında Allah'ın izzet ve yüceliğine delalet eden Azizün sıfaatı, hemen öncesinde gelen inananlara rahmette yüce oluşuyla ilgilidir. Hakimun sıfatı ise, bir duruş ve davranış biçimi olarak ikiyüzlülüğün insan için neden, nasıl, niçin mümkün olabildiği gibi sorularla tüketilemeyecek olan akıl sır ermez hikmete atıftır..." ( Kur'an-Meal-Tefsir)

Binaenaleyh, " Bütün müminler evliyadır" başlığımız birilerini ürkütecek ve sinirlendirecektir. Çünkü, evliyayık mes'elesi bir kaç kişinin inhisarında olup, sıradan birinin, normal bir müslümanın evliya olarak tavsifi onlarca kabul edilmemektedir.

Örneğin " falan evliya efendi", " filan gavs efendi", " Mehdi hazaratı' bağlamından bir türlü kurtuluş yolu bulmamaktadır. İşte, onun içndir ki, mevzumuz bu kâbusu reddetmek, bu oluşumları kabul etmemektir.

Arzetmeye çalıştığımız " Bütün müminler evliyadır" güzel sözü, toplum nezdinde, millet nazarında hiç bilmediğimiz birisini öne çıkarabilir. Merhum Müftü Ahmet Bilici, zamanında bir isim verirdi, ona dikkat edilmesini isterdi.Halbu ki, o zatı muhterem, halkdan birisi, toplulukta sesi soluğu duyulmayan bir isimdi.


Demek ki, bu başlıktaan şu hususu anlamamız mümkündür. Evliyalık sistemi hiç bir şahsın tekelinde olmayıp, tamamen toplum bünyesinde iyi olmaya. iyi yaşamaya, İslam'ı bi hakkın temsil etmeye bağlıdır.

Netice olarak;

Yukarı satırlarda da izah edilmeye çalışıldığı gibi, " Evliyalık" sistemi, bu müthiş ünvanı ortamda boy gösteren, falanca efendi hazretleri, falanca ermiş dar kabuğundan kurtarmamız lazımdır.

Yoksa, arzettiğim gibi, İstanbul'aki falan ermiş efendi, falan üstad hazretleri, Menzildeki şeyhi gavs hazeratına indirgersek, sonuçta bir kısım insanların büyütülmesi, elinin, ayağının öpülmesine kadar devam eder gider.

Öylese, müminler olarak, yaşantımız, inancımız Kur'anî düstur olmalıdır. Başta Raslulullah (sav) ve sahabe-i kiram örnek alınmalıdır. Çünkü, Asr-ı Saadet kahramanlarının böylesi bir iddiaları bulunmazdı. Hz. Ebu Bekir'lerin, Ömer'lerin, Osman'ların, Ali'lerin ve benzeri yiğitlerin bir iddiaları bulunmazdı. Onlar, sadeece yaşar, ama, yaşadıkları bihakkın İslam olurdu, Kur'an olurdu..

Rabbimiz!.. Bizleri, her türlü gösterişten, riyadan, riyakarlıktan muhafaza eylesin!.. Selam ve dua ile..

Şerafettin Özdemir

Facebook Yorum

Yorum Yazın