DUA VAKTİ !..
" ( MÜ'MİNLERE ) de ki: " Eğer duanız olmasaydı Rabbim size niçin değer verecekti ki?" ( Furkân sûresi, âyet 77)
Malumdur ki, dua, insanın Allah karşısındaki esas duruşudur. Âyet duanın insanın varlık sebebi olduğunu söyler. Bu yüzden " dua ibadetin iliğidir". Dolayısıyla, Dua etmek , bizatihi kabul olmuş bir duadır.
Ey insan! Duanın kabul olup olmadığına değil, dua edip etmediğine bak! Zira dua eden kalp, Allah'la diyalog halindedir. Çünkü, Dua ile Allah'a yaklaşıyor, ona iltica ediyor, derdimizi, sıkıntımızı, bunalmışlığımızı, ruhsal elem ve kaygılarımızı ona arzediyor, ondan istimdat umuyoruz!..
Allah kapısından, makamından başka bir makam tanımıyoruz!.. Darda, zorda, zor anda dua kapısını aralayıp, yüce Rabbimizden ne isteğimiz varsa ondan istiyoruz. Zaten âyeti kerime de:
" Bana dua edin ki duanıza icabet edeyim." ( Mü'min sûresi âyet 60) buyurmaktadır.
Yüce Allah!.. Her gece, gecenin son üçte biri kaldığında dünya semasına rahmet nazarıyla bakar ve " Bana dua eden yokmu, duasını kabul edeyim! Benden bir şey isteyen yokmu, ona dilediğini vereyim! Benden mağfiret isteyen yokmu, onu bağışlayayım!" buyuruyor. ( Buhârî, Deavât, 14)
Ülke olarak, millet olarak, ferd olarak, aile bireyleri olarak sıkıntıılı günler, zamanlar geçirmekteyiz.Bir tarafta bölge insanı olarak, deprem felaketinin yıl dönümünü yaşamaktayız.. Yıkılan hanümanlar, yııkıntılar arasıında kalmış, şehidlik şerbetini içmiş insanlar bulunmaktadır.
Görüyor şahit oluyoruz ki, mezarlıklar dop dolu, ağlaşan anne ve babalar, kardeşler, hıçıkırıkları boğazlarına düğümlenmiş insanlar!.. Diğer taraftan iç huzurumuz yoktur!.. Sen-ben çekişmeleri, politik düellolar sinirlerimizi germekte, ellerimiz istemeyerek de olsa kendiliğinden yumruk olmaktadır. Dolayısıyla,
Dua etmeye, dua almaya, her zamankinden daha fazla muhtacız!.. Aziz peygamberimiz bu hususta şöyle buyurur: " Allah'a kabul edileceğine gerçekten inanarak dua edin. Bilin ki Allah, ciddiyetten uzak ve umursamaz bir kalp ile yapılan duaları kabul etmez." ( Tirmizî, Deavât, 65).
Gelişmek, güçlenmek, olgunlaşmak için duaya muhtacız. Kendisini duaya kapatan insan yalnızlaşır. Yüce Allah ile bağ kurmayan insan ziyandadır. Hâlbu ki dua ederken bedenimiz, aklımız ve gönlümüzle bir bütün olduğumuzu fark eder, bu bütünü Sahibine yöneltiriz. Dua ile alakalı şu ayeti kerimeye dikkat edelim:
" Mutlak hakikati gözeten bir dua, O'na yönelik olmalıdır. O'ndan başka yalvarıp yakardıkları varlıklar, hiçbir şekilde taleplerine karşılık veremezler. ( Onların durumu), tıpkı ellerini suya doğru açıp da ağzına ( suyun) ulaşmasını bekleyen kimse ( gibidir); bu durumda o asla suya kavuşamayacaktır. Küfre saplananların duası, sapmalarını ( artırmaktan) başka hiçbir işe yaramaz." ( Ra'd sûresi, âyet 14)
" İyiliğe erişmek, iyilik üretmek ve iyilerden olmak için duaya muhtacız. Dua, iyiliğin anahtarıdır. Bizler hayrı, iyiyi, doğruyu, hakkı, hakikati duamızda toplarız. Güzeli, güzelliği, ihsanı, bereketi duamızla çoğaltırız.
Yeryüzündeki " halifelik" görevi gereği yapmakla yükümlü olduğumuz " iyiliği emretme" görevinde Allah'tan destek alırız. İyiden yana ve iyilerle birlikte olmak için duaya sarılırız. İşte bu yüzden her iki dünyada da iyilik niyazı, Peygamber Efendimizin dualarına girmiştir: " Allah'ım! Rabbimiz! Bize dünyada iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateşin azabından koru." ( Buhârî, Deavât 55)
Kötülükten korunmak, kötülüğü def etmek ve kötüyle başa çıkmak için duaya muhtacız. " Kötülükten sakındırma" görevi de bizim omuzlarımızda değil midir? Her konuda olduğu gibi, kötülükle mücadele konusunda da üzerimize düşeni yaptıktan sonra bizi başarıya ulaştırması için Allah'tan yardım isteriz.
Kötüye arka çıkmamak, kötülükte boğulmamak için O'na yalvarırız.Kötü işin ve kötü kimsenin şerrinden O'na sığınırız. İşte bu yüzden Resul-i Ekrem ( s,a,s) şöyle buyurur: " Dua, başa gelen ve gelmeyen belaya karşı fayda sağlar. Ey Allah'ın kulları , duaya sarılın!" ( Tirmizî, Deavât,101.) ( ( Aile, Prof. Dr. H. Martı, Temmuz 2018, sayı 26-27)
Netice olarak;
Ehl-i iman, Müslüman ve mümin kitleler olarak, daima dua ile hem dem olmalıyız. Dua, gecemizi süslemeli, gündüzümüze renk katmalıdır.
Çalışma anında, iş hayatında sürekli iyiliiği gözeterek dua ile iç içe, gönülden, aşk ile, kalbî alarak yüce yaradana tazarruda bulunmalıyız. Bulunmalıyız ki, işimizde başarılı,aşıımızda mutlu ve eşimizle kutlu biliktelikler olsun!..
Neslimiz, bizim bu duamıza içtenlikle katılmış, ellerini semaya açmış, her şeyi Rablerinden ümid eden, bekleyen nesiller olarak Allah'a ubudiyette bulunmuş olsunlar.
Allah'la aramıza hiç bir faniyi sokmayıp, ne isteğimiz,ne gibi hacet ve ihtiyacım var ise, O'ndan istemeli, ona münacaa
tta bulunmalıyız.
"Allah Teala katında duadan daha kıymetli bir şey yoktur." ( Tirmizî, Deavât, 1,) İnanç ve imanıyla Allah'a karşı kulluk görevimizi ifa etmeliyiz. Selam ve dua ile...
Şerafettin Özdemir

































Facebook Yorum
Yorum Yazın