Safiye Çetinkaya

Safiye Çetinkaya

Mail: safiyecetinkaya-@hotmail.com

Eğer nasibinse gelir Hint'ten, Yemen'den...

"Eğer nasibinse gelir Hint'ten, Yemen'den...

Nasibin değilse ne gelir elden..." demiş ya atalarımız.

Çok doğru...

Yaklaşık on beş yıldır yazıyorum.

İlk yazmaya başlamam da pek meşakkatli olmuştu.

Daha henüz yeni yürüyen iki çocuğum var,

Oldukça çok borcumuz var.

Evimde bilgisayar yok ama ben kitap yazma sevdasındayım. ?

Defterlere yazdığım notlar birikti ve ben ısrarla "Bilgisayar" diye sayıklıyorum.

Eşim, vazgeçmeyeceğimi anlayınca bir arkadaşından emanet bilgisayar getirdi.

Sevinçten havaya uçuyorum.

Lakin bilgisayarın ara boşluk tuşu ve E harfinin tuşu yok. ?

Olsun ben yazacağım.

Beni yazmaktan hiç birşey alıkoyamaz !!!

Çocuğumun birini uyutuyorum, biri ayağımda, bilgisiyar kucağımda, olmayan tuş haznelerine daha bir sert bastırarak, beş deftere kaydettiğim, 400 sayfalık ilk kitabım olan SEVGİYE UYANIŞ'ı gece gündüz durmadan yazarak bir haftada bilgisayara kaydettim.

Yayınevi arayış süreci, kitabın basımı, mide ağrıları derken zaman geçti.

Eve ortak kullanım için bir bilgisayar alındı.

Ben hala durmadan yazıyorum.

Ama artık biraz daha farklı.

Çocuklar büyüyor, ders için bilgisayarı onlar ile paylaşıyorum.

Eşim çoğu zaman işi için de kullanıyor.

Bana kullanma zamanı kalmadığı için, geceleri benim hakkım oluyor.

Yazdığım notlar çocuklar tarafından yanlışlıkla defalarca siliniyor.

Olmadı bazen bilgisayar çöküyor.

"Ya benim şahsıma ait bir bilgisayarım olsun istiyorum" diyorum ama pek duyan yok.

Düşe kalka on beş yılı doldurduk.

Yedi kitabım oldu.

Basıma hazır iki kitabım daha bekliyor.

Ama bu arada korona süreci, babamın ve annemin hastalığı...

Son olarak "Beni emekli edin" diye bağıran, içinde tüm kitaplarımın yüklü olduğu ortak bilgisayarımızın ekranı hiç açılmamak üzere karardı?

"Ama daha basıma gitmeyen kitaplarım vardı içinde. Lütfen çalıştırın. En azından onları alayım. Onca emek boşa gidecek. Ben üç yılımı verdim onları yazmaya" diyorum tamirciye...

Yok... Olmuyor işte...

Artık biraz da kırgınım, küskünüm. Kime?

Bilmiyorum...

Ağır geçirdiğim korona, ardından babamın vefatı ?

Biraz boşvermişlik.

Ve birgün çocuklarım kurdeleye itina ile sarılmış bir paket ile karşılıyorlar beni.

Evet. Düşündüğünüz gibi ?

Bana ait bir bilgisayar almışlar.

Ağır ağır paketi açtım. Yavrularıma sarıldım.

Bilgisayarı çalışma masama koydum.

Ama 20 gün oldu daha henüz kapağını bile açmadım.

Neden?

Sanki babamın yokluğunun hüznünü atlatmış değilim.

Bu defa çocuklar ve eşim korona...

Nasip herşey.

Onca yıl kendi bilgisayarım olsun derken, şimdi masada duruyor ama ben başına geçemiyorum.

Hayat hep böyle...

Tıpkı zamanında yokluktan bulamayıp yiyemediğimiz gibi, şimdi buluyoruz herşeyi ama bu defa da bu korona illeti ağzımızın tadını aldı.

Yapmam dediğimiz şeyleri gün geliyor yapıyoruz.

Gitmem dediğimiz yerlere gidiyoruz.

Yemem dediğimiz şeyleri yiyoruz.

Fazla büyük konuşmamak lazım.

Değil mi ki, kim alıkoyardı beni yazmaktan?

Ama çocukların hasta, eşin hasta...

Yıllarca beklediğin bilgisayar baş köşeye kurulmuş olsa ne yazar ?

Nasibinde varsa geliyor Hint'ten, Yemen'den...

Yoksa da ne gelir elden...

Safiye Çetinkaya

Makale Yorumları

Facebook Yorum

Yorum Yazın