GİDENLER HÜSEYNÎ BİR İŞ YAPMIŞTIR.
GİDENLER HÜSEYNÎ BİR İŞ YAPMIŞTIR. KALANLARSA ZEYNEBÎ BİR İŞ YAPMALIDIR..
" ( Bu gerçek ortadayken) yine de onlar yüz çevirirlerse, de ki: " Allah bana yeter, O'ndan başka ilâh yok, ben hep O'na güvenmişimdir; çünkü O en yüce hükümranlık makamının Rabbidir!" (Tevbe sûresi, âyet 129)
Yazı başlığımız rahmetli Ali Şeriati'ye aittir. Müslüman ve mümin odur ki, daha yaşarken, düşünen, tefekkür sahibi olan
insandır. Dünyaya, boşu boşuna gelmemiş, hayatı evlilikten, eşten, zevkten ibaret görmeyen insandır.
Tarihi olayları yakından tetkik eden, ibret alan, hayatı aziz Kur'anî emirlere göre dizayn eden insandır. Hayatı boş vermiş değildir, hayatı İslam üzere, dolu dolu yaşayan, kafa yoran, kalbi mutmain insandır. Şu ayeti kerimeye dikkat çekmek istiyorum:
" Ama ( ey muhatap!) Baksana şu engel olmaya kalkışana." ( Alak sûresi, âyet 9)
Bilindiği üzere, Rasullulah'ın (sav), Mekke hayatı baştan başa engelle yaşamış olmak, tazyikle, baskı ile muhatap olmaktır. Böylesi biir rezaleti günümüz dünyasına taşımış olursak, yine karşımıza şiddet, cebrilik, zorbalık çıkmakta ve İslam'ı yaşamak isteyenlere tahakküm uygulamaktır!.. Şu alıntı yazımıza dikkat çekmek istiyorum:
" ...Bir de Müslüman (!) olanlar vardı aramızda. Bilumum cemaatler arasında yalpalayıp durdular. Maddiyattan sıyrılıp maneviyatı hedeflediler. Düşünmeyen insanlar olmakla yetindiler, farkında olmadan.
Nasıl olsa önemli olan kişisel huzurdu, kalan şeyler önemli değildi. Maneviyatla, maddiyat arasındaki denge kurulamayınca iki aşırı noktaya uzanıyordu doğrular. Ya " Enel Hak" diyorlardı ya " Enel Batıl". Uçlara sürükleniyorlardı.
Bir de tüm bu ideolojilerin dışında kalıp, popüler kültürün esiri olanlar vardı. Bunların etiketi de kapitalistti. Bunlar tüketim zncirinin ufak değersiz halkalarıydılar. Ve onlara öğretilen " Sen tek başına hiçbir şeysin" oldu. " Tek başına dünyayı değiştiremez, mücadele edemezsin!" .
Bu yüzden kimse umursamadı çevresinde olup bitenleri. Evlerinde oturup televizyon izlediler sadece..
Peki ne yapacaktık bu noktada? " Yoldaki İşaretler"i fark etmek bu kadar mı zor? Biz gençler olarak, emrolonduğumuz üzere olamaz mıyız? Bu kadar battık mı ki debelenip duruyoruz? Hayır! En başta söylediğim gibi, kandırıldık sadece. Bir şeyler yapamayacağımıza ikna edildik hepsi bu...
Tek yapmamız gereken; o en üst raflara konulan kitabı alıp, " Oku"mak. Sonrası teferruat. Yeter ki o ilk adımı atalım. " Eşsiz bir Kur'an nesli" yaratmak adına sarfetmek farz oluyor üzerimize, yanımızda böyle büyük bir destekçi varken " ... Bana Allah yeter, O'ndan başka ilah yoktur. Yalnız O'na güveniyorum. O büyük arşın Rabbidir. " ( 9/129)
Biz böyle bir veliyle aynı saftayken, kimden çekiniyoruz peki? Kim bizi çıkacağımız yoldan alıkoyacak , kim engelleyecek ? " .. Engelleyeni gördün mü? Kulu namaz kılarken" ( 96/8-9)
Neslim sözlerimin hepsi akledenlerinize. Aciz ve kifayetsiz hissetmeyin kendinizi. Bahsettiğim tüm beşeri ideolojilerin hedefi biz değil, bizim olanlar, yani sahip olduklarımız...
Bizler işleri bittiğinde, umurlarında olmayacak inssan müsveddeleriyiz onların gözünde. Adımız resmi kayııtlarda geçen basit kişileriz sadece. Dünya üzerinde bir nokta. Eğer farkına varırsak, fark edileceğiz...
Ve: " " Gidenler, Hüseynî bir iş yapmıştır. Kalanlarsa, Zeynebî bir iş yapmalıdır, yapmıyorsa Yezidîdir!" ( Ali Şeriati) ( İktibas, Ekim 2010, say. 61)
Netice olarak;
Her mümin insan, sanırım Yezidi, Yezitciliği bilir ve tanımış our. Çünkü, Yezid, İslamın yüz karası olmuş, Müslümanların sırtında bir kambur olarak ismi kalmıştır.
Sonrasında, Şam'ın teslim alındığı sıralarda, Timurlenk, sorup soruşturuyor Yezid'in mezarını tesbit ediyor. Ve mezarı söktürüp denize döktürmesiyle büyük bir iş yapmış olduğu kanatindeyim. Var olsun, rahmet olsun Timürlenk'e!..
Ülkemizde, bir kısım Prof. ünvanlı hurafecilerde, varsınlar Muaviye'ye hazret, Rasul'ün katibi idi, Yezid'de onun oğludur oda halifedir, iddiasında bulunsunlar!.. Selam ve dua ile..
Şerafettin Özdemir

































Facebook Yorum
Yorum Yazın