Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Mail: kursadalperen@live.nl

İMAM-HATİP; ÖLÜ DEĞİL, DİRİ YIKAYAN ADAM DEMEKTİR!

Hakikaten, imamlarımız ve tüm din görevlilerimiz hasbi, fedakâr insanlardır. Çünkü, milletin önünde, sırtlarında cübbe ile sürekli diikkat çeken kahramanlardır.

Adamın kendi çocuklarına bile bir etkinliği bulunmaz iken, sürekli din adamını eleştirir, fırsatını arar, varmı ki, küçük bir hatası hemen onu ifşa etmeye çalışır.

Din adamlarımız, hiç bir fedakarlıktan kaçınmayıp, hasta ile hasta olur, diri ile canlanır, hastane kapısında bekleyeni ziyaretiyle memnun eder, hal ve hatır sorar, hiç bir insanla küskün olmaz, küs durmaz, selamlaşır, hal ve hatır sormadan geçip gitmez!..

Ölenin cenazesini kıldırır, cenaazeyi takip ederek kabristana giider, orada Yasin okur, Tebareke okuyarak görevini yapmış olur. Cenaze evinde kurulan taziye çadırında okumuş olduğu Kur'an ile huzur ve maneviyat verir.

Küskünleri barıştırır, düşmanlıkları sona erdirir, miras taksiminde bile vuku bulacak hoşnudsuzlukları sonlandırır, millet arasında yaygın olan mezhepçilik, sen-ben düellolarını bitirerek kardeşliği ihdas eder.

Ama, buna rağmen, bu hizmetlerine binaen varmı ki, bir vakit namaza gelmesin!.. İşte, orada işler sükuta uğrar, hakkında bin bir türlü çekiştirmeye maruz kalır. Şu alıntı yazımı dikkatlere sunmak istiyorum:

" ... İmam-hatip demek, ana yürekli adam demektir. İmam demek, ölü değil diri yıkayan adam demektir. İmam kelimesi "anne" mânasına gelen "umm" den türetiilir. Anneler çocuklarının bedenini beslerler, hocalar insanların kafalarını ve kalplerini beslerler. Anneler yavrularına göğüslerinden süt emzirirler. Hocalar mü'minlere Kur'an ve onun beyânı olan sünnet çeşmesinden ilim ve hikmet emzirirler.

Hutbe, bir açıdan ilim, bir açıdan irfan, bir açıdan irşad, bir açıdan hikmet, bir açıdan el-emr bi'l-ma'ruf ve'n-nehy ani'l-münker, bir açıdan davettir.

Minberler imam-hatiplere bir peygamber emanetidir. Asıl kutsal emanet budur. Zira Hz. Peygamber kendisinden sonra yaşayan müminlere giysilerini ve eşyasını değil misyonunu ve davasını miras bırakmıştır.

Bir imam-hatip mihraba geçtiğinde ve minere çıktığında tir tir titremelidir. Zira orası Allah Rasulü'nün makamıdır. Zira o cami Kâbe'nin şubesidir. Kâbe beytullahtır. Beytullahın şubesi de beytullaha mülhaktır. Ve imam Allah Rasulü'nün makamına vekalet ederler. " ( Kelimeler, M. İslamoğlu, say. 208-209)

Tüm bu sebeplerden ötürü, din adamlarımızı kutluyorum. İster imam olsun, ister müezzin veya vaiz olsun!.. Kim oluursa olsun, tamamı fedakâr insanlardır. Kürsüye, minbere çıkmak ne demektir? Mihrabın hakkını vererek ta'dili erkan üzere ibadet etmek ve insanlara ettirmek kolay bir mes'ele değildir.

Şimdiki gibi hatırlıyorum!.. Afşin'in meşhur hafızlarından " iğneci hoca" lakaplı merhum hocamız, bir gün ikindi namazında "abdestliyim" zannıyla abdest almamış ve öylece millete namaz kıldırmış. Sonradan hatırlıyor ki, namazı abdestsiz kıldırmış!.. Bu sebeple, arkasında namaz kılan insanları araştırmaya, bulmaya çalışmış,hak ve hukuk helallik istemiş, yeniden o vaktin namazını kılmalarını tenbih etmiştir.

Netice olarak;

Hocalarımız, milletin manevi yükünü sırtlarında taşıyan insanlardır. Kimseye küsmezler, darılmazlar, aleyhlerinde konuşulanları işitip duymazlar ve böylelikle kemalat ve olgunluklarını izhar etmiş insanlardır.

Ümid eder ve dileriz ki, hocalarımız, her zamankinden daha fazla ehemmi mühim görev ehli olurlar. Aziz Kur'an'ın öğretilmesine , anlamına ve emirlerinin yaşanmasına daha çok gayret etmiş olurlar!..

Aziz Kur'an'ın öğretimini, öğrenme işini sadece Kur'an Kurslarına bırakmazlar!.. Camilerde, yediden yetmişe Kur'an öğretimine ağırlık vererek toplumu Kur'an'la biliştirmiş ve buluşturmuş olarlar.

Her caminin bir köşesinde bir kütüphane açarak, insanlarımızı kitapla buluştururlar!.. Rabbimiz!.. sa'ylerini makbul eylesin!.. Selam ve dua ile..

Şerafettin Özdemir

Facebook Yorum

Yorum Yazın