Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Mail: kursadalperen@live.nl

..........KİMİMİZ ATEİST OLDUK!

Tarihi verilere meraklı olanlar iyi bilirler!.. Osmanlının yıkılışından bu yana, maalesef, bir türlü kendimize gelemeyip, orda, burda, sağda, solda kurtuluş kapısı aradık durduk!..

Millet olarak, İslam'a inandık, namazlarımızı kıldık, oruçlarımızı tuttuk, zekatlarımızı ifa ettik, kelime-i şehadetler getirdik, ölülerimizi sünnet üzere defnettik, ölü başlarında Yasin'ler okuduk, hatimler devirdik,ölü ruhları için mevlit tilavetinde bulunduk ama, bir türlü kendimize gelemeyip ya sağcı olduk, ya solcu veya liberal düşüncenini mensubu olarak kendimizi böylelikle tanımış olduk!..

Ama, ne acıdır ki, bir türlü biz olamadık, sürekli kimlik arayışında bulunduk, sürekli Batı kapılarına, Sovyet kapılarına seyri temaşa ederek, kimlik aramış olduk!..

Nice genç kuşağımız, İslam kimliğini beğenmedi, Kur'an'ın ilahi mesaj sunmuş olduğunu unutup, illaki el kapılarına seyirittiler. Darwinizm'i iyi öğrendik, Karl Marks'ın felsefi düşüncesi için sokaklara düşüp; Mao şarkılaı söyledik!..

Hatta, diyeebilirm ki, kimi gençlerimiz böylesi sapkın düşünceler için varlığını bunlara adayıp, dar ağacına yolcu oldular!.. Ellerine silah aldılar, söz konusu silahları kendi kadeşlerine, aynı vatanın insanlarına yönelttiler!.

" Yaratan Rabbinin adıyla oku!" ( 96/1)

Benden neslime gelen bu söz: Kandırıldık! Aldatıldık her alanda, yalnız bırakıldık, hayatımızın en çetrefilli yıllarında. Susturulduk yeri gelince de. Konuşamazdık izin almadan ve konuşacaklarımızın sınırı belirlenmeden...

Ergenliğin başladığı günlerde karşımıza çıktı bu süreç. Zaten ondan önce yaşananları idrak edemeyiz çoğu zaman. Bizim için mühim kısmı, düşüncelerimizi şekillendirdiğimiz dönemdeki dayatılan ideolojilerdi.

Bizi din, dil, ahlak, siyaset vs. konularda hep geleneksel anlayışın sınıırlarına mahkum ettiler. Daha önceleri dili yanmış ebeveynler, bize yoğurt muamelesi yapıyorlardı. Bizler geçmişi tanımayan, siyaset bilmeyen ve bilmemesi gereken kıt kişilerdik onların gözünde.

Din denilen şeyi de karşı caminin Kur'an kursunda öğrenebilirdik, malum kişilerin ardından dua okuyabilecek kadar. Bir de eskaza Cuma namazlarına başladıysak, fenafillah olmuştuk ailemiz için. Ama tüm bunlar ne derece yeterliydi?..

Bir kısmımız daha bu yıllarda sıkıştık geleneğin sert çarklarına, hiç bakmamacasına. Kalanlarımız ise farklı görüşlerle yoğruldular, dar dünya görüşlerini doldurabilen, sığ ideolojiler. Kimimiz sosyalist olduk, kimimiz nasyonalist, kiimimiz Kemalist olduk, kimimiz ateist... Savrulduk gittik!..

Sosyalizm halklaın kardeşliğinden söz etti bizlere; sınıfsal ayrımın olmaması gerektiğinden... Ama gördük ki hiçbir halk kardeş olmadığı gibi , sınıfsal ayrım laflarıı da sadece boş sözlerden ibaretti. Herkes suyun yolunu kendine çeviriyordu...Milliyetçilik ise bizi aziz vatanın (!) mübarek meseleleri (!) için meydanlara davet ediyordu sık sık.

Doğu batı ayrımına dönüştü, bölünmez vatan söylemi altındaki ideolojileri. Dinden önce, vatan, bayrak, parçalanmaz bütünlük öğretildi bize. Okul sıralarında dahi, önce bayrak sonra Allah!" ( İktibas, G. Ergöçün, Ekim 2010, sayf. 60)

Yukarı satırlarda da izah edilmeye çalışıldığı gibi, ne yazıık ki, neslimiz ehl-i Kur'an olmamıştır. Bilindiği, yaşandığı üzere, kırk beş yıldan bu yana, Fetö canbazı, bu aziz millet evlatlarını oyalamış ve kandırmıştır. İnsanlarımız da bu hurafeci simsarın anlattığı Kur'an zannetmiş, oyalanmış ve kandırılmıştır.

Kitlelerde Kur'an davasını böylesi sütü bozuklara emanet etmiş, ABD'ye kaçmasıyla kandırıldığını anlamıştır. Zaten tarikat evleri, efendilerini baş tacı ederek , onların her buyurduklarını, neuzu billah, ilahi emir telakki etmiş, bütün gayretlerini " şeyhim bilir" hurafesine emanet etmiştir.

Netice olarak,

Bütün düşüp kalkmalarımızdan hisse kaparak, Kur'an nesli gençlik olmak zorundayız. Şu ana kadar olup bitenlerden ders çıkarıp, şucu, bucu olmadan Kur'an nesli olmak zorundayıız.

Kur'an nesli olduğmuu takdirde, elde Kur'an, dilde Kur'an, evde Kur'an , bağda, bahçede Kur'an, hayatıın her alanında Kur'an'la hem dem olup onu çok çok okumalı, anlamalı ve emirlerini bihakkın yaşamalıyız!..

Göreceksiniz, bu mühim görevi üstlenirsek, Kur'an'ı hayatımıza yansıtmış olursak, tüm şirk kapıları kapanacak, şuculuk, buculuk kapıları kapanacak, yep yeni, dip diri bir hayata başlamış olacağız!.. Son sözümüz:

" .. Bana Allah yeter, O'ndan başka ilah yoktur. Yalnız O'na güveniyorum. O büyük arşın Rabbidir." ( 9/129). Selam ve dua ile..

Şerafettin Özdemir

Facebook Yorum

Yorum Yazın