KUR'AN AYINDA KUR'AN'I KONUŞTURMALIYIZ!..
Hamdü sena olsun ki, dolu dolu bir Kur'an ayı yaşamaktayız!.. Mukabele proğramları coşkulu bir şekilde yaşanmakta, Kur'an'ın hem asli dili olan Arapça okunmakta, hemde millet olarak dilimiz Türkçe izahı yapılmaktadır. Buna da şükürler olsun!..
Varsın sokaklarda ilahi söyleyenler söylesinler, kendi meramlarını, arzularını ifade etmiş olsunlar!.. Bilmem kii, nerede nefesleri tükenecek, nerede "bittik" artık diyecekler!..Çünkü temelinde Kur'an olmayan mes'eleler çabucak tükenmeye, pörsümeye mahkumdur!..
Yeter ki, aziz Kur'an'a, Yasin deyinçe ölmüşler, Fatiha denince mezar taşları, hatim denince ölmüşlere hediye ediliyor şeklinde anlaşılmasın!.. Yeter ki, hatim denilince " Yaşayan ölüleri diriltme" anlaşılmış olsun!..
Ne acı ki, bin yıllık millet tarihimizde, Kur'an okiununca ölülere sevap gönderme eylemleri anlaşılmıştır.
" Niçin " Kur'ânî Hayat"?
Her işimizin başı, ortası ve sonu O'nun adıyla ve O'nun adınadır. Hamdimiz ve senamız Allah'adır. O Allah ki, özünde merhametli, işinde merhametlidir. Sonsuz rahmetin kaynağıdır. Vahiyle insana tenezzül buyurmuş, akleden kalplerimizi onunla doyurmuştur.
Desteğimiz ve selâtımız , onun vahyini bize aldığı gibi taşıyan , o vahyi taşımakla kalmayıp model bir hayatı yaşayan, insanlık sadakası olan ve insanlığa ucunda ebedi mutluluk bulunan aydınlık bir yol bırakan, bir ömrün vahye nasıl adanacağının sembolü olan, hayatı canlı bir Kur'an olan Rasulullah'adır.
Kelamın en yüksek tecellisi vahiydir. Varlık, O konuşunca var oldu. Tarih, O konuşunca başladı. Beşere ruh, O'nun dilini anlasın diye üflendi. O ruh içinde irade, akıl ve nutk O'nun kelamı muhatabını bulsun diye verildi. O'nu anlasın diye var oldu.
Varlığı kelam ile başlatan, insanın serüvenini de kelam ile başlattı. Hak ve sorumluluk verdiği insana, hak ve sorumluluklarını nasıl kullanacağını vahiyle öğretti. Tarihin eksenine kelamı yerleştirdi. İnsana vahiyle yol gösterdi. Hayatı inşa etsin diye insanı dünyanın " kalfası" ( halife) yaptı. Bu kalfa işini iyi yapsın diye, insanı vahyin eliyle inşa etti.
İslam Allah'ın kâinatı yönettiğ sistemin adı, vahiyse ilahi bir inşa projesiydi. Hayat yol, insan yolcuydu. Yolu da yolcuyu da yaratan oydu. Yol haritasını belirlemek, yolu ve yolcuyu yaratanın hakkıydı. Tüm ilahi vahiyler, kâinat ağacının bu soylu meyvesi var ediliş amacını gerçekleştirsin diye gönderilmişti. Ve insanlığın son çevriminde ebedi rehberlik Kur'an suretinde tecelli etmişti." ( Kur. Hay. Yazıları, M.İ. Sayfa 11-12)
Üzülerek ifade etmeliyim ki, bin yııllık millet hayatımız Kur'an'ı anlayıp, emirlerini yaşayarak geçmemiştir. Sadece " Ölü ruhları" düşünülmüş diriler bu ulvi nasipten nasiplenmemiştir.
Hamdü sena olsun ki, yeni bir dirilişin başlangıcındayız. Kur'an dönüşün, Kur'an'ı bi hakkın yaşamanın eşiğindeyiz. Eşiği diyorum, çünkü aziz Kur'an'ın anlaşılarak okunmasının önünde bir haylii engeller bulunmaktadır. Köstek olmalar yaşamaktadır..
Bir tarafta Mehdici, kıyametçi, Gavsçı, kutupçu, tarikatcı, cübbelisii,i cübbesizi,. Menzilcisi, sözde (!) Seyyidcisi sürekli Kur'an'ın anlaşılmasının önünde duran en büyük handikaplardır..
Tabii ki., aziz Kur'an millet tarafından emredildiiği şekilde anlaşılırsa, sözde dini bezirganlarının işi bitmiş olaacak, kimseyi, kimseleri kandıramayacaklardır.
Bu kayıpıtan dolayı, saraylarda Muaviye, Yezid vari ikamet edemeyecekler, kimselere keramet satamayacaklar, lüks, fiyakalı, çakarlı otolara binemeyeceklerdir. Ayrıca,hiç bir ferd, bunların keramet satışlarına itiibar etmeyecektir.
Netice olarak;
Ümmeti Muhammed'in uyanması lazımdır. Yani, millet fertlerinin aziz Kur'an'la buluşması,. Bilişmesi zamanıdır. Zaten, bu aziz millet evlatları, Kur'an'ı anlamış olursa, anlayarak kıraat ederse, çürümez kefen satışları hitame erecek, lüks jeeplerle yolculuk, yolculuklar son bulmuş olacaktır..
Zavallı, biçare kadınların türbe kapılarında ömür tüketmeleri de son bulmuş olaacaktır. Her hanım efendi, teravih namazlarına gittiği gibi, cumaya, bayrama ve cenaze namazlarına da katılacaktır.
Demek ki, yapılacak husus, Kur'an'ın herkes tarafından anlaşılması ve emirlerinin yaşanmasıdır. Bu güzel temenni ve dilek gerçekleştiği zaman, din simsarlarının işi bitecek, İmam-Hatip Okulları, İlahiyat Fakülteleri, Hafızlık kurumları hayata hakim olacaktır. Akif merhumun dile getirdiği gibi:
" Ya açar Nazm-ı Celil'in bakarız yaprağına,
Yahut üfler geçeriz bir ölünün toprağına."
Vurgulamış olduğu gibi, aziz Kur'an'a bakma işi bitmiş olacak, ölü toprağına Kur'an hediye edilmeyecektir İnşaallah!. Selam ve dua ile..
Şerafettin Özdemir


































Facebook Yorum
Yorum Yazın