Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Mail: kursadalperen@live.nl

MABEDE ADANMIŞ OLAN MERYEM!..

" İşte böylece ( Meryem) ona hamile kaldı; bundan dolayı da, ( insanların gözünden) uzak, kuytu bir köşeye çekildi." ( Meryem sûresi, âyet 22)
" Doğum sancısı ( tutunacak bir dal arayan Meryem'i) hurma ağacının gövdesine doğru sürüklerken diyordu ki: " N'olaydım, keşke bundan önce öleydim de unutulup gidenlerden olaydım!"( Meryem sûresi, âyet 23)

" Bunun ardından o ( hurma ağacının) alt tarafından ona hitaben bir ses geldi: " Sakın üzülme! İşte, Rabbin senin ( rahminde) olanı şerefli kılmıştır; " ( Meryem sûresi, âyet 24)

" Haydi, hurma dalını kendine doğru çekerek silkele, üstüne taze ve olgun hurmalar dökülsün." ( Meryem sûresi, âyet 25)

Ayeti kerimelerin kısa yorumu:

" Bu âyet, özellikle Hz. Meryem'i insan üstüleştirmeye karşı alınmış bir tedbir gibidir. Onun da her kadın gibi çocuğunu doğal bir biçimde sancılı bir doğumla dünyaya getirdiği dile getirilmektedir. Bu vurgu, kilisenin çok sonraları Meryem'i beşeri kimliğinden soyutlayıp teslise dördüncü bir unsur olarak ekleyen tavrına zımni bir cevap olsa gerektir.

"Meryem'in altında bulunan kimse ona seslendi" anlamı da verilmiştir. Ferrâ, her iki halde de seslenenin melek olduğunu söylemiştir. Tüm göstergeler Hz. Meryem'in bir bahçede doğum yaptığı yönündedir.

Veya: " Rabbin senin alt tarafında küçük bir su yürütmüştür." Bir şeyin serâ'sı " en yüce tarafıdır. " yücelik, şeref, saygınlık " tır." ( Kur'an-Meal-Tefsir)

Ne yazık ki, Kur'anî ve tarihi veriler böyle iken, Batılı tariihçiler veya Kilise erbabı bu konuda gerçeği saptırmış, Hz. Meryem'i insan üstü varlık olarak vasıflandırmışlardır.Yani, Tanrı İsa'nın annesi mes'elesi Hristiyan alemini peygambersiz duruma düşürmüştür.

Oysa, asıl gerçek olan dini hususlar Kur'an'da belirtilen hususlardır. Çünkü, gerek Meryem'in ve gerekse İsa peygamberin Tanrı olması yaratılış doğasına başlı başına aykırı düşmektedir. Bilindiği üzere,

" Mabede adanmış olan Meryem validemiz, mabedin doğu tarafında bir yere çekilmiş ve insanların görüp rahatsız etmemesi için de bir perde germişti. Bu minval üzere hayata devam ederken Allah'ın izniyle bir gün melek ona görünmüş ve Allah'ın kendisini bir çocuk sahibi olacağını müjdelemiştir. Bu duruma hayret eden Meryem validemiz, kendisinin bakire olduğunu ve bunun mümkün olmadığını söyleyince:

" Cebrail: " Bu böyledir, çünkü Rabbin, ' Bu bana kolaydır, onu insanlar için bir mucize ve katımızdan da bir rahmet kılacağız; hem bu önceden kararlaştırılmış bir iştir' buyuruyor" dedi." ( Meryem 21)

Bu olaydan sonra hamile olan Meryem validemiz, hamileliği süresince uzak bir yere çekiliyor. Nihayet doğum sancıları onu bir hurma ağacına dayanmaya mecbur ediyor. ( Bu olayı doğum sancısının ne olduğunu yaşayanlar daha rahat anlayacaklar.)

Bu durumda olan bir bakire çocuk doğuracak ve toplumun karşısına çıkacak. Bu işin esas zor tarafı toplumun önüne kucağında çocukla çıkmak olduğundan, " Keşke ben bundan önce ölseydim de unutulup gitseydim" diye temenni ediyor.

İşte tam bu anda ona şöyle sesleniliyor: " Üzülme Rabbin senin doğurduğunu/ yavrunu çok saygın/ şerefli kılmıştır." Bu esnada doğum gerçekleşmiş ağrı ve sancıdan kurtulmuştur.

Rahata eren Meryem validemize Rabbi tarafından yeni bir müjde veriliyor: ( Doğum esnasında dayanmış olduğu ) Hurma ağacını silkele üzerine taze hurmalar dökülsün. Ye iç gözün aydın olsun" buyruluyor.

Böyle bir ortamda söylenen bu söz mecaz değil gerçek anlamda söylenen bir sözdür. Doğum esnasında ki endişe ve perişanlık içinde olan bir kimseye " Hurma ziraatından" bahsetmek ne yeri ne de zamanıdır.

Ayrıca Meryem validemizin görevi, içinde bulunduğu toplumu ekonomik olarak kalkındırmak da değildir. Olay burada bununla da bitmiyor, endişee hala devam ediyor. İnsanlardan biri görecek olursa onlara bunu nasıl izah edip günahsız olduğumu nasıl açıklarım diye düşünürken Rabbi'nin yardımı yetişiyor ve şöyle buyuruyor:

" Sen konuşma ve şöyle de), " BEN RAHMANA SUSMA ORUCU TUTMAYI ADADIM, BU GÜN HİÇBİR İNSANLA KONUŞMAYACAĞIM DE" ( İktibas, Şubat 2011, sayf. 62-63)

Netice olarak;

Kur'anî bilgilere ve ayetlere göre, Hz. Meryem'in hamile kalması ve Hz. İsa'yı dünyaya getirmesi böylesi zor şartlar altında olmuştur.

Ne yazık ki, asıl olan İncil nüshalarında da durum bu şekil izah edildiği gibidir. Örneğin, Barnaba İncilini okuyanlar, tetkik edenler iyi bilirler ki, mes'ele, aziz Kur'an'ın izahı gibidir. Lakin, Hristiyan dünyasında elde dolaşan Markos, Luka ve benzeri incilde bu husus izah ediilmemektedir.

Bir hususu daha arzetmeden mes'eleyi bitirmek istemiyorum. Örneğin, 12 havariden birisi olan Yuhannes, Efsus beldesine teşrif ederek, Efsus halkını imana davet etmiş,bir Allah'a inanmayı Ashab-ı Kehf Mağara ehli gençleri vasıtasıyla gerçekleştirmişir. Onun içindir ki, gerek Yuhanna hazretlerine ve gerekse Ashab-ı Kehf gençlerine rahmet diliyorum. Selam ve dua ile..

Şerafettin Özdemir

Facebook Yorum

Yorum Yazın