Sizi Cehenneme sürükleyen nedir?
Yine benliğinizde fırtınalar koparacak bir konu seçtim bugün.
Müddessir Sûresi 42. Âyet, bizleri tâ can damarımızdan vuruyor.
Önce Müzzemmil sûrenin 11, 12. ve 13. Âyetlerine bir göz atalım:
11.) (Ey Muhammed) Nimetler içinde yüzdükleri halde seni ve dâvetini yalanlayanları sen bana bırak ve onlara biraz süre tanı.(Takdir ettiğimiz o süre dolunca, biz onların hakkından geliriz.)
12.) “Çünkü bizim nezdimizde onlar için hazırlanmış kelepçeler(prangalar) ve kızgın alevli bir ateş(Cehennem) var.”
13.) “Boğaza takılıp, öteye geçmeyecek korkunç dikenli yiyecekler ve pek acı bir azap var.”
Müddessir Sûresi 42. Âyette ise Mahkeme-i Kübradan sonra yaşanacaklar şöyle anlatılıyor:
Mahkeme-i Kübrâdan sonra herkes guruplar hâlinde hak ettikleri yerlere, yani yâ Cennetlere sevk ediliyor veyâ Cehenneme sürükleniyor.
İşte tam bu sırada Cennete sevk edilenler, Cehenneme sürüklenenleri tanıyarak, onlara şöyle sesleniyorlar:
“-Hani siz dünyadayken Müslümandınız? Niçin Cehenneme sürükleniyorsunuz?” Yani “sizi Cehennem sürükleyen nedir?” Diye sorduklarında, şöyle cevap verecekler.
“-Evet, biz de Müslümandık, fakat bizler namaz kılanlardan değildik.”
İşte can alıcı kilit nokta burası: “(Biz)namaz kılanlardan değildik.”
Yani, Müslüman ile Kâfirleri ayıran ilk özellik, namazmış meğer…
43. Âyetten, 47’ye kadar diğer özellikler şöyle anlatılıyor:
44. “(Bizler)Fakirleri doyurmaz, onların ihtiyaçlarıyla ilgilenmezdik. 45. Bâtıl sözlere dalanlarla beraber, biz de dalardık. 46. Bu hesap gününü (Mahkeme-i Kübrayı) yalan sayardık. 47. Ölüm bizi yakalayıncaya kadar, biz hep böyleydik. ”
Lütfen 45.’e dikkat ediniz: Sadece “Bâtıl sözlere dalanlarla beraber olmak ve dalmak”, onlarla beraber “uydum kalabalığa” şeklinde, onları taklit etmek te BÂTIL sayılıyor ve kişiyi HAK yoldan çıkarıyor…
Hadîs-i Şerif: “Kişi dostunun dini üzeredir. Bu yüzden her biriniz, kiminle dostluk ettiğine dikkat etsin”. (Kaynak: Ebû Dâvûd, Edeb, 16; Tirmizî, Zühd, 45)
“Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim” Atasözü de, bizleri “UYDUM KALABALIĞA” şeklinde sorumsuz davranmaktan men ediyor.
- Saygıdeğer dostlarım, bizlere bahşedilen ZAMANI iyi değerlendirsek te, değerlendirmesek de maalesef akıp gidiyor. Eğer değerlendirmezsek, işte o kadarcık akan süre için bile, mutlaka ciddi hesap vereceğiz.
Tekâsür Sûresi, 8. Ayet:"Sonra o gün, (dünyada size verilen) her nimetten sorguya çekileceksiniz."
Mü'minûn Sûresi, 115. Ayet:"Yoksa sizi, boş bir maksatla yarattığımızı ve sizin kesinlikle huzurumuza döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?"
İnşirâh Sûresi, 7. Ayet: “O halde mühim bir işi bitirdiğinde, hemen başka bir mühim işe sarıl.”
“Başka bir işe” değil, “hemen başka Mühim bir işe” ..buyurulması da çok anlamlıdır.
Net ve kesin olarak görülüyor ki, bizlere bahşedilen zaman akıp giderken, sorgulanma ve hesap verme bakımından hiçbir boşluk bırakılmayacak.
Her dakikanın bile hesabı sorulacak.
Hele hele “hayırlı” veya “ŞERLİ” işlerde kullanıldığı zaman, ZERRE kadar hak edilenin karşılığının verileceği bile hükme bağlanmış.
İşte Zilzâl Sûresi 7. Ve 8. Âyetler: “Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse, onun mükâfatını görecektir. Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse, onun cezasını görecektir.”
İşte bu gerçekler nedeniyledir ki; şu kısacık Dünya hayatımızda hiçbir dakikamızı boş geçirme lüksümüz yok! Çünkü ÖLÜM gerçeği de bizi, adım adım takip ediyor.
- Üstelik de ölüm, ÂNÎ ve ansızın gelebiliyor.
Hele hele şu âhir zamanda, ânî ölümler öyle çoğaldı ki, gencecik yaşta veya futbol oynarken de, yolda yürürken de, TV seyrederken de, bazen de namaz kılarken de ansızın gelip çatıyor.
Eğer Âhırete hazırlıklıysak ne Âlâ…
Şâyet tek bir vakit namaz borcumuz varken veya yukarıdaki gibi bazı gafletlerle yaşarken gelirse, işte o zaman SONSUZ Âhiret ahvâlimiz Cehennem olur…
Demek ki akl-ı selîm olan bizler, “uydum kalabalığa” şeklinde topluma uyamayız.
Topluma ters düşsek te her dakikamızda SINAVDA olduğumuzun bilinciyle hareket etmek zorundayız.
Çünkü Dünya hayatımız KRALLAR gibi, Devlet başkanları gibi veya milyarderler gibi geçse de; bu saltanat en fazla 100 senedir.
Âhiret hayatımız ise herkes için; milyar (10⁹), trilyon(10¹²), desilyon(10³³) seneler DEĞİL,
SONSUZ ve SINIRSIZDIR. Asla ihmâle gelmez…
- Çünkü 70-80 derecelik saunada bir saat kalmaya dayanamazken, SONSUZ değil, bir sene bile Cehennem azabına düşmemek için, seferber olmalıyız. Vesselâm…


































Facebook Yorum
Yorum Yazın