Cezâevi ve Cehennem
Cezaevindeki sıkıntıları genellikle “Cehennem azabı gibi” diye anlatırlar.
Oysa bu ifade, gerçeklerin Rûhuna aykırıdır ve tamamen abartıdır.
Gerçek mukayeseyi(karşılaştırmayı.) yapmadan önce; abartıları hiç sevmediğimi ve nerede bir abartı varsa o yazıyı, o şiiri, hatta vaaz veya konferans bile olsa, ilk fırsatta orayı terk ettiğimi belirteyim.
Yazılarımda da; gerçekleri olduğu gibi yazmaya, hiç abartmamaya azami dikkat ederim.
Geçenlerde internette bir vaaz dinliyordum. Kişinin ağlamasını “gözleri KAN ırmakları gibiydi” deyince, hemen kapattım. Çünkü diğer anlattıklarında da mutlaka abartı olacağı için, hâfızam şüpheli bilgilerle kirlenmemeliydi.
Şiirleri de; abartıları nedeniyle pek sevmem.
Meselâ bir aşk şiirinde:
Ağlamaktan gözlerim, yaşını pür-hûn (kan dolu) eyledin.
Birini aynı Aras (nehri), birini Ceyhûn eyledin. Abartıyı görüyorsunuz.
Ancak sadece kadîm dostum Mrh. Eyüp Otman’ın ve Ünlü Şâir Dr. Hikmet Erbıyık dostumun şiirleri hâriçtir. Bunların şiirlerinde abartı olmadığı gibi, okuyanın veya dinleyenin Rûhunun derinliklerine kadar nüfuz ediyor…
- Şimdi gelelim, “cezaevi, Cehennem azabı gibi”’deki o MÜTHİŞ abartıya:
-CEZAEVİNDE NELER VAR?
Hücre hapsi bile olsa, yaşanılabilecek bir oda var.
Yatak, yorgan, battaniye ve yastık var. Kışın kalorifer var, yazın zaten serin bir havası var. Su var, yemek var, hürriyet olmasa da bol bol istirahat ve yürüyüş var.
-Peki CEHENNEMDE NELER VAR?
Cezaevinin tam aksine; Yatak, yorgan, battaniye ve yastık YOK.
Bunların yerine, çepeçevre 1000’lerce derece sıcaklıktafokurdayan alevler var.
İşkencelerle yanarak dökülen deri ve etlerin yerine, yeniden azâp çektirmek için, tâze derileri ve etleri milyarlarca defa, hatta sınırsız ve ebedi olarak giydirilmek var.
Cehennemdekilere, su ve Yemek yerine, kaynayan İRİNLER, zakkum içirilecek.
Kuru ve müthiş acı veren dikenler, diğer Cehennem ehlinin eriyen yaralarından akan, yıkıntıların birleşiminden oluşan, bir tür iğrenç terkip yedirilecek.
Hava yerine, zehirli ve acı veren siyah dumanlar solunacak.
Ara sıra kısa fasıla ve fırsat verildiğinde Cehennem ehli Zebanilere “Biz dünyada Kur’ân-ı İnkâr edip Peygamberi ÇAĞ DIŞI diye reddetme hatalarımızı anladık. N’oolur, Yüce Allah’a bildirin ve bizi tekrar Dünyaya göndersin. En güzel kulluk ve ibadetler edelim” diye FERYÂT edecekler.
ONLARA; “size dünyada, bu gerçekleri anlayacak kadar AKIL, anlatan Kur’ânı ve Peygamberleri araştırıp tanıyacak kadar bir SÜRE vermedik mi?” diye cevap verilerek, sonsuz azaplara devam edilecek. (Bkz. Fâtır Sûresi, 37. Âyet.)
- CEHENNEM AZAPLARI HAKKINDA, 10’LARCA ÂYETLER VAR.
İşte sadece bâzıları: (Köşe yazısı sınırlarını aşmamak için, sadece kısa olanları alacağım, siz diğerlerini telefonunuzdan açarak okursunuz, inşâAllah.)
Nisa Sûresi, 56. Âyet: “Âyetlerimizi inkâr edenleri yarın cehenneme sokacağız. Derileri kızarıp yandıkça, yerine taze deri yaratacağız, ta ki cezaları olan azabı iyice tatsınlar.”
A’raf Sûresi, 36. Âyet: “Âyetlerimizi yalan sayanlar ve onları kabule tenezzül etmeyenler ise, işte onlar cehennemliktirler. Hem de orada ebedî kalacaklar”.
Nebe Sûresi, 24-25-26. Âyetler. “(Dünyada işlediklerine) uygun bir karşılık olarak, orada bir kaynar su ve bir irinden başka ne bir serinlik ne de bir içecek tadarlar!”
Bakara Sûresi, 24. Âyet, Âl-i İmran, 12. Âyet, En’âm Sûresi, 27. Âyet,Kehf Sûresi, 29. Ve Mülk Sûresi, 6-7. Âyet’leri siz telefondan açıp okuyabilirsiniz.
***
- BU MUKÂYESEYİ YAPMAMIZIN SEBEBİ:
Cezaevlerinin “ekmek elden su gölden” atasözünün anlamı gibi, ferah olduklarını anlatmak ASLA değil…
Cehennem azaplarının dehşetinin, sonsuz, sınırsız ve sürekli olduğunu vurgulayarak, henüz sınavımız devam ediyorken CİDDİ TEDBİRLER almamız içindir.
Çünkü Cennet ucuz değil, CEHENNEM LÜZUMSUZ DEĞİLDİR.
Her ikisi de buradaki hayırlı ve gayretli davranışlarımızla veya gaflet, sefâhet, gayri meşru zevk, eğlence ve isyanlarımızla hak edilecek.
Bugüne kadar, her ne kadar günahlara bulaşmış olsak da kabirde ve mahkeme-i Kübra’da ilk sorgulanacak namazlarımızı terk etmiş olsak da Yüce Rabbimizin SINIRSIZ merhametine sığınmak zorundayız.
İşte MÜJDELER. Zümer Sûresi, 53. Âyet: De ki: “Ey çok günah işleyerek, kendilerine kötülükte aşırı giden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz. Allah bütün günahları affeder. Çünkü O, gafur ve rahîmdir(çok affedicidir, merhametlidir).”
Furkan Sûresi, 70. Âyet:Ancak iman eden ve iyi iş(ler) yapıp (O’na)yönelenlerin kötülüklerini Allah iyiliklere çevirir. Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.
Böylesine net Allah cc kelamından sonra, başka söze ne hâcet... Vesselâm.


































Facebook Yorum
Yorum Yazın