Yeni Elbiseler Giyesin, Mutlu Yaşayasın!
Asr-ı Saadet’ten bir hatıra okumaya ve o güzel hatıranın üzerine düşünüp hayatımızı, yaşam tarzımızı ve ahlâkımızı inşa etmeye ne dersiniz?
Sizlerle paylaşacağım hatıra, insanı derinden etkileyen ve birçok ders barındıran Hz. Ömer’e dair anlamlı bir hatıradır… Bu hatırayı bize, Hz. Ömer’in muhaddis ve fakih olan oğlu Abdullah b. Ömer naklediyor.
Bir gün Resûl-i Ekrem, babası Hz. Ömer’in üzerinde beyaz bir elbise görür. Elbisenin temizliği ve güzelliği dikkatini çeker. Bunun üzerine Hz. Ömer’e sorar:
“Bu elbisen yeni mi, yoksa yıkanmış mı?”
Hz. Ömer
“Hayır Ya Resulallah, yeni değil; yıkanmıştır.” diye cevap verir.
Bunun üzerine Efendimiz ellerini açarak Hz. Ömer’e dua eder:
“Yeni elbise giyesin, mutlu yaşayasın ve şehit olarak ölesin.”
Ne kadar kısa ama derin mesajlar içeren muhteşem bir dua…
Aslında Efendimiz ’in bütün sözlerinde bir hikmet, bir öğüt ve bir hayat dersi vardır. Bu hatırada da üzerinde durmamız gereken birçok önemli mesaj bulunmaktadır.
Beyazın Saflığı ve Temizliği
Öncelikle dikkat çeken husus, Hz. Ömer’in üzerindeki elbise beyazdır. Efendimiz beyaz rengi sever, beyaz giymeyi tavsiye ederdi. Beyaz, temizliğin ve saflığın sembolüdür. Yine Müslümanlara kefen olarak beyaz elbiseyi tercih etmelerini tavsiye etmiş, bu sünnet zamanla İslâm toplumlarının örfünde de yerini almıştır. Elbette bu, Müslümanın sadece beyaz giymesi gerektiği anlamına gelmez. Diğer renkleri giymek de mümkündür. Ancak beyaz, saflığı ve temizliği temsil ettiği için Efendimiz tarafından özellikle tavsiye edilmiştir.
Müslümanın Kıyafeti de Gönlü de Temiz Olmalı
Efendimiz ‘in Hz. Ömer’e sorduğu soruda başka bir incelik daha vardır:
“Elbisen yeni mi, yoksa yıkanmış mı?”
Bu sorudan şunu anlıyoruz: Hz. Ömer’in üzerindeki elbise tertemizdir. Çünkü bir elbise yeni gibi görünüyorsa ya gerçekten yenidir ya da çok iyi yıkandığı için tertemizdir. Buradan bizlere önemli bir ölçü çıkıyor:
Müslüman, imkânı varsa güzel ve yeni; imkânı yoksa mutlaka temiz giyinmelidir.
Müslümanın kıyafeti temiz, düzenli ve güzel olmalıdır. Fakat bununla da yetinmemelidir. Çünkü Müslümanın dışı temiz olduğu kadar içi de temiz olmalıdır. İçi dışına, dışı da içine yakışmalıdır. Kalbi güzel, dili güzel, ahlâkı güzel bir Müslümanın elbisesinde ve görünümünde de bir nezaket ve temizlik görülmelidir.
Güzel Gören, Güzel Dua Etmeli
Bahsettiğimiz hatırada dikkat çeken bir başka güzellik ise Efendimiz ‘in Hz. Ömer’e dua etmesidir. Hz. Ömer’in üzerinde güzel ve temiz bir elbise gören Efendimiz, bunu sadece fark edip geçmemiştir. Güzel bir söz söylemiş ve ardından dua etmiştir. Bizler de böyle yapmalıyız.
Bir Müslümanın üzerinde güzel bir elbise gördüğümüzde, yeni bir ayakkabı aldığını gördüğümüzde veya hayatında güzel ve hayırlı bir gelişmeye şahit olduğumuzda ona güzel söz söylemeli, tebrik etmeli ve dua etmeliyiz. Ne yazık ki bazen insanların güzelliklerine sevinmek yerine onları kıskanmayı tercih edebiliyoruz. Oysa Müslüman kardeşinin güzelliğine sevinir, onun mutluluğunu kendi mutluluğu gibi görür. Bir kardeşimiz hayırlı bir işe başladığında, güzel bir başarı elde ettiğinde veya hayatında yeni bir güzellik olduğunda ona şöyle diyebilmeliyiz: “Allah mübarek eylesin, güle güle ve hayırda kullan, Allah, aileni ve malını senin için mübarek kılsın." Unutmamak gerekir ki güzellikleri çoğaltmanın en güzel yollarından biri, güzellikleri takdir etmek ve güzel insanlara dua etmektir.
Bir Dua ve Gerçekleşen Bir Hayat
Efendimiz, Hz. Ömer’e şöyle dua etmişti: “Yeni elbise giyesin, mutlu yaşayasın ve şehit olarak ölesin.” Ve gerçekten de bu dua, Hz. Ömer’in hayatında tecelli etti. Hz. Ömer uzun ve bereketli bir hilafet dönemi yaşadı. Halifeliği döneminde sadece kendisi için değil, İslâm dünyası için de büyük bir huzur ve adalet dönemi yaşandı. Onun adaleti ise bugün hâlâ batıda bile kitaplara ve araştırmalara konu olmaktadır. Koca Ömer, devlet yönetiminden sosyal hayata, fetihlerden ilmi kurumların oluşturulmasına kadar pek çok alanda önemli hizmetlere imza attı. Fakat hayatının sonunda da şehadete kavuştu.
Hz. Ömer, Allah’tan şehadet isterdi. Medine de bazı arkadaşları ise onun bu duasını hayretle karşılarlardı. Çünkü o, Medine’deydi; Müslümanların halifesiydi ve insanların gözlerinin önünde ve emniyet içindeydi. Ancak Allah’ın takdiri bambaşkaydı. Hz. Ömer, bir gün sabah namazını kıldırdığı sırada uğradığı saldırı sonucu şehit oldu. Böylece Resulullah’ın ona yaptığı dua, Allah’ın takdiriyle gerçekleşmiş oldu.
Bu hatıra bize şunu da hatırlatıyor:
Bir peygamber duasının icabeti, yıllar sonra bile bir insanın hayatında tecelli edebilir.
O Halde Kardeşin İçin Dua Et!
Müslüman, kardeşinin güzelliğine dua ile karşılık vermelidir. Çünkü kardeşimizin arkasından ve onun iyiliği için yaptığımız dua son derece kıymetlidir. Bazen bir kardeşimize söyleyeceğimiz samimi bir: “Rabbim hayrını ve bereketini artırsın.” Duası, bazen de: “Allah seni dünya ve ahirette bahtiyar eylesin.” Sözü, onun hayatında büyük bir iz bırakabilir.
Belki de bugün edeceğimiz samimi bir dua, yarın bir kardeşimizin hayatında güzellik olarak karşısına çıkacaktır. Öyleyse birbirimizin güzelliklerine sevinelim. Birbirimizi kıskanmak yerine tebrik edelim. Kardeşimizin mutluluğuna dua ile ortak olalım. Çünkü güzel bir elbise, güzel bir araba, güzel bir mesken gören Müslüman sadece o nesneye bakıp geçmez; o güzelliğin sahibine de dua eder. Bir hayır gören Müslüman sadece seyretmez; o hayrı destekler. Bir başarı gören Müslüman sadece izlemekle yetinmez; tebrik eder ve kardeşinin sevincine ortak olur. Belki de bu hatıradan alacağımız en güzel ders şudur:
Müslüman temiz olacak, güzel olacak; kardeşinin güzelliğini gördüğünde ise güzel söz söyleyip dua edecektir.
Rabbimiz bizleri, Efendimiz Resulullah’ın ahlâkıyla ahlaklananlardan; sahabenin güzel yolunu kendisine rehber edinenlerden eylesin.


































Facebook Yorum
Yorum Yazın