Toplumun Terbiyesinde Kadının Rolü

  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
Toplumun Terbiyesinde Kadının Rolü
Bir toplumun felahı, o toplumun kadınlarının ıslahıyla yakından ilişkilidir. Kadınlarının iffet perdesinin yırtıldığı ve ifsat içerisine gömüldüğü bir toplumun iki yakası bir araya gelemez. Bu tür toplumlarda İslami bir hayat sürdürmek de zordur.

Bismillahirrahmanirrahim. 

“… Gerçekten şeytanlar dostlarına, sizinle mücadele etmeleri için telkinde bulunurlar. Eğer onlara uyarsanız şüphesiz siz de Allah’a ortak koşanlardan olursunuz.” (En’am / 121) 

Bir toplumun felahı, o toplumun kadınlarının ıslahıyla yakından ilişkilidir. Kadınlarının iffet perdesinin yırtıldığı ve ifsat içerisine gömüldüğü bir toplumun iki yakası bir araya gelemez. Bu tür toplumlarda İslami bir hayat sürdürmek de zordur. 

İslam ümmetinin ve Müslüman fertlerin ayağa kalkması; kadınların İslami kimliklerini kavramaları, iffetlerini korumaları, ahlaksızlıklardan uzak durmaları ve çocuklarını İslami çerçevede yetiştirmeleriyle mümkündür. Müslüman kadın ve kızların Kur’an ve sünnet çerçevesinde hayatlarını sürdürmeleri ve her türlü ifsattan uzak durmaları, Müslüman bir toplumun oluşumu ve sağlam temeller üzerinde yükselmesi için önemli ve gereklidir. 

Genel olarak kadınları, özellikle de genç kızları hedeflerine alan müfsitler, şeytani planlarını uygulamak için değişik yol ve yöntemlerden istifade ederler. Ailelerin çözülmesi, İslami duyarlılıkların zayıflaması, genç kızların üzerindeki aile kontrolünün gevşemesi ya da yok olması müfsitlere fırsat vermekte, insi ve cinni şeytanların hedeflerine ulaşmalarını kolaylaştırmaktadır. 

İnsan tabii olarak bir değişim halindedir. Ancak, gençlik döneminde bu değişim çok daha süratli bir şekilde kendini gösterir. Bu çerçevede duygularda da yoğun bir değişim yaşanır. Bu hassas dönem kızlarımızın anne, baba ve diğer büyüklerin yardımlarına en fazla ihtiyaç duydukları dönemdir. Yeterli derecede İslami bilinci gelişmeyen ve İslam’ın haram ve helal sınırlarına riayet etmede hassas olmayanlar kendilerini muhafazada zorlanırlar. 

Şeytan ve tayfası, insanları ifsat etmek ve günahla kirletmek için bütün yol ve yöntemleri kullanmaya çalışır. Şeytanın adımlarına uymayan ve Müslümanca yaşamak isteyen herkes şeytanın hedefidir. Gençler üzerinde daha fazla başarılı ve etkili olduğundan, kolaylıkla tuzağa düşürüp kirli oyunlarına alet edebildiğinden, çaba ve gayretleri daha çok gençlere yöneliktir. 

Şeytan ve dostları öteden beri para, mal, mülk, makam, şöhret ve evlilik gibi vaadlerle insanları ifsat etmeye çalışırlar. Genç kızların, müfsitlerin bu türdeki yalancı vaadlerine aldanarak evlerini terk ettiğini sık sık duyarız. Böylece, ifsada sürüklenen ve kirli emellere alet edilen gencecik kızların dünyaları tahrip edildiği gibi ahiretleri de harap edilir. 

Yine Şeytan ve dostları; söz, davranış ya da bakışlarla tuzağa düşürerek insanı çirkin emellerine alet etmeye çalışırlar. Şeytani sızma ve nüfuz yöntemlerini kullanarak gözlere, kulaklara ve kalbe nüfuz etmeye ve günaha bulaştırmaya çalışırlar. İlk karşılaşmada birinci görmenin dışında devam eden göz dikmeler ve bakmalar, gaflete getirmek ve tuzağa düşürmek için devam eden takipler, özellikle sosyal medya gibi karanlık alanlarda farklı konularla ilgili yazışmalar, müfsitlerin en fazla istifade ettikleri 
yöntemlerdir. Sosyal medyanın kirli alanına giren sadece gençler değildir. Evli olanların bile bu alanda ne kadar kötü bir sonuçla karşılaştıkları herkesin malumudur. 

Günahın oldukça yayıldığı ve ifsadın toplumu çepeçevre kuşattığı bu dönemde kötü niyetlilerin istifade edecekleri en küçük bir davranıştan kaçınmalı, şeytanın nüfuz edebileceği küçük bir menfez dahi bırakılmamalıdır. Uyanık olmalı, her türlü zehirli sızma ve nüfuzun önünde ciddiyetle durulmalıdır. Bunun için; 

Günaha bulaştırmak ve ifsat etmek için çabalayan şeytan ve tayfasının tuzaklarının zayıf olduğu, Müslümanca yaşamaya çalışan ve şeytani oyunlara karşı uyanık davranan Müslümanların bu tuzakları tersyüz edebilecek güce sahip olduğu bilinmelidir. Bunun için de her şart ve ortamda İslami hassasiyetler muhafaza edilmeli, gaflete düşülmemeli ve Allah Teâlâ’nın koyduğu sınırlar içerisinde yaşanmalıdır. Bu yöndeki gayret ve çabaların şeytanın tuzaklarının bozulmasına ve ifsadının etkisiz hale gelmesine yol açacağı bilinmelidir. 

Tüm yoğunluklarına rağmen erkeklerin eş ve çocuklarına zaman ayırmaları, moral vermeleri, gönüllerini hoş etmeleri, maddi ve manevi tüm sorunlarıyla ilgilenmeleri gerekir. Eşlerin, babaların, abilerin iş yoğunlukları vs. bahanesiyle aileye gereken ilgi ve alakayı göstermemeleri durumunda bacılar bu açığı kapatmalıdırlar. Çocuklarının İslami yaşamını, amellerini, okumalarını, sosyal ilişkilerini, sosyal medya ile irtibatlarını yakından takip edip onları doğru bir şekilde yönlendirmelidirler. Belki ablalarımızdan ve bacılarımızdan çok şey istiyoruz. Ancak bacılarımız, gösterecekleri gayret ile ihmalkâr davranan eşlerinin, baba ve abilerinin sorumluluklarını yerine getirmeye vesile olurlar inşallah. 

Yazdıklarımızdan, sorumluluğun tümünü bayanlara yüklediğimiz veya erkeklerin görev ve sorumluluklarının az olduğu anlamı çıkarılmamalıdır. En doğrusu eşlerin, babaların, abilerin, kardeşlerin konuşarak, istişare ederek ve yardımlaşarak İslami sorumluluklarını yerine getirmeleridir. Ama erkekler görev ve sorumluluklarını ihmal ederlerse bayan kardeşlerimizden bu açığı kapatmalarını tekrar ederek istiyoruz ve bekliyoruz. 

Rabbim bizi ve çocuklarımızı her türlü ifsada karşı korusun. Tüm aile fertlerimizle beraber ak yüzle huzuruna çıkaracak amel ve işleri bize yaptırsın. 

Allah’a emanet olun. 

Başyazı | Nisanur Dergisi | Aralık 2017 – 73. Sayı 


  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN
Diyanet İşleri Başkanı Erbaş’ın 3 Aralık Dünya Engelliler Günü MesajıÖnceki Haber

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş’ın 3 Aralık...

Hayırsever çiftten, Hüyük Müftülüğü'ne arsa bağışıSonraki Haber

Hayırsever çiftten, Hüyük Müftülüğü'ne a...

Yorum Yazın

Başka haber bulunmuyor!