Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Mail: kursadalperen@live.nl

AKLI DEVRE DIŞI BIRAKANLAR!...

" Fakat şunu da unutma ki, ( Şeytan'ın) imanda sebat gösterenlerin ve Rablerine güvenip dayananların üzerinde etkin bir gücü yoktur." ( Nahl sûresi, âyet 99)

" Ne var ki o, yalnızca kendisine ilâhlık yakıştıranların üzerinde etkin bir güç sergileyebilir." ( Nahl sûresi, âyet 100)

Malumdur ki, Şeytan'ın bir gücü yoktur, onda güç vehmedenler vardır. Yetevellevnehû : " Onu kılavuz edinmek", yani onun velayetine baş vurmak. Bu, " Allah şahittir ki , senden önceki toplumlara da elçiler göndermişizdir: fakat Şeytan onlara eylemlerini güzel göstermiştir. Bakın işte bu gün onların kılavuzudur, fakat ( yarın) onları yürek yakan bir ceza beklemektedir." ( Nahl sûresi, âyet 63)

Ne acı ki, dün ve bu gündür, kendilerinde ilahi güç hissedenler gittikçe artarak çoğalmaktadır. Bilhassa, ülkemiz toprakları onlar için bir semirme, beslenme, aşırma, şişirme ve cukkalarını doldurma diyarıdır.

Çünkü, okumamış insanlar, Kur'anî bilgilerden, anlayışlardan bihaber yaşayan kitleler onlar için en büyük sermaye artırıcı mekanlar ve güçtür. Zaten, kitleler, Kur'anî anlayışa sahip olsalardı, bunların borusu ötmeyecek, kimseleri kandırmayacak, dini, dini emirleri servetlerine payanda yapmayacaklardı. Şu alıntı yazıma dikkat çekmek istiyorum:

" Tarikatta şeyh her şeydir. O kutuptur, gavs'tır, insan-ı Kâmildir, hakikat-ı Muhammediyi temsil eder. Allah ile olacak işinin ancak onun araya girmesiyle olacağına inanınılır. Mürid nefsini öldürme namına şeyhin önünde alçaltılır, şahsiyeti yok edilir.

Köpeklerin yediği yerden yemek yemeye zorlanır. En pis işlerde çalıştırılır. İzzet-i nefsi yok edilir. Aklını kullanmasına kesinlikle izin verilmez. Çünkü karşılarında Allah'ın tüm sıfatlarıyla kendisinde tecelli ettiği hâşâ Şeyh Efendi Hazretleri vardır.

Artık mürid , gassalın/ölü yıkayıcısının önündeki ölü gibi olmalıdır. Allah'a kul olmak istiyorsa öönce şeyhe kul olmalıdır. Mürid, ' kurban olayım yoluna, canım sana feda olsun, şeyhim medet medet' diye yalvartılır. İtin olayım, kıtmîrin olayım diye inletilir.

Hep şeyhini hayal etmelidir. Ne derse hemen yapmalıdır. Haramı bile emretse karşı gelmemelidir. Şeyhin emir buyurduğu işte benim bilemediğim bir hikmet vardır diyee düşünmelidir. Artık kendini yok, şeyhini var bilmelidir.

Şeyh olmadan Allah'a ulaşılmaz derler. " şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır' diye bir sözü bile hadis olarak rivayet etmekten utanmazlar. Hâlbu ki bu sözü ' Cübbemin altındaki Allah'tır' diyen sapık Beyazid-ı Bestâmi söylemiştir.

Acaba bu sözü söyleyen mi daha şeytandır, yoksa şeytan mı daha büyük şeyhtir? İnsanlar şeyh ile şeytan arasında tercihe zorlanmıştır. Eğer günün birinde şeytan ile böyle bir şeyh arasında tercihe zorlanırsanız, ben şeytanı seçin derim. Zira şeytan ben Allah'ım, ben Allah'ın bana hulul ettiği kişiyim, kâinatta tasarrufta bulunmaktayım demez. Şeytan en azından Allah'tan korkar ve utanır. " Ben Allah'tan korkarım" der. Üstelik " Şeytan'ın hilesi çok da zayıftır.". ( Saadettin Merdin)..

Yukarıda zikredilen satırlardan anlamış olduğumuz gibi, maalesef, ülkemiz sanki birer şeyhler ülkesidir. Şeyhlerin hepsinin ayrı ayrı marifetleri, (!) ve icatları akıl almaz şekilde gün geçtikçe kerametlerini artırmaktadır.

Tabii ki, şeyh ve uzantıları kimseler, tamamı servet sahibi olmakta, bir değil, iki değil, çiftlikler, köyler, şirketler, paha biçilmez otolar önü alınmaz şekilde gündemi korumaktadır.

Niçin zengin olmasınlar ki? Yığın yığın insanlar
bunlara kul, köle olmaya devam ederse, her şeyi bunlarda görürse tabii ki,bunlar servet sahibi olaçaktır.

Yani, milletimizin korkmuş olduğu felaket, benlik, bencillik gün geçtikçe dozajını artırmaktadır. Halbu ki, böylesi bir rezilce hali Asr-ı Saadet dönemine götürecek olursak, bunların bencilliklerini, şirk dolu hallerini bulamazsınız. Aziz peygamber, bu tür enaniyet içeren eylemleri elinin tersi ile itmiş, ümmetide sakındırmıştır.

Netice olarak;

Milletimizi bu konularda uyarmak, ikaz etmek zorundayız. Kula kul olmanın sakıncalarını dobra dobra izah etmeli ve uyarmalıyız.

Biliyoruz ki, böylesi mahfiller tehlikeli yerlerdir. Hiç umulmadık tehlike bunlardan tezahür eder, gözlerini kırpmadan insan canına bile kıyarlar.

Zaten, müşahade ediyoruz ki, tarikat evlerindeki çatışmalar, sürtüşmeler düellolar bu çirkinlikleri bizlere göstermektedir. Kos koca imparatorluk bu sebeple nihayete ermiş, böylesi çirkinlikler Türkiye Cumhuriyeti insanlarına da aksetmiş durumdadır..

Tarikat evleri, son İran, Amerika savaşında bizlere göstermiştir ki, tarikatların önde bulunan insanları açık açık ABD. Taraftarı olmuş, Yahudilerle uğraşmanın doğru olmayacağını ifade etmişlerdir. Zaten, böyle olmasaydı, Fetö canbazı ABD'ye sığınmaz, İslam alemine düşmanlık yapmazdı?

Bunların, bakmayın siz Ehl-i Sünnet falan geçindikilerine tamamında dışa bağımlılık mevzu bahistir.. Selam ve dua ile..

Şerafettin Özdemir

Facebook Yorum

Yorum Yazın