ALLAH'IN HUZURUNA VARDIĞIMIZDA MAZERETİMİZ NE OLACAKTIR?
" Şu halde sana vahyedilene sımsıkı sarıl: çünkü sen dos doğru bir yol üzeresin." ( Zuhruf sûresi, âyet 43)
" Kuşkusuz bu ( vahiy), senin ve kavmin için bir şeref ve itibar kaynağıdır: fakat zamanı gelince hepiniz ( ona karşı aldığınız tutuma göre) hesaba çekileceksiniz." ( Zuhruf sûresi, âyet 44)
Malum olduğu üzere, zikr, ( uyarı) anlamının yanında " kişinin kendisiyle anıldığı, hatırlandığı şey " yani " şeref, şan, onur, itibar" anlamına gelir. Nitekim Hz. Ali ve İbn Abbas, âyetteki zikr'i böyle anlamışlardır. Bu âyet, âhirette insanın vahye gösterdiği tavırdan dolayı hesaba çekileceğini ifade eder.
Hafazanallahi ve iyyaküm, maalesef, geleneksel düşüncede Kur'an'a karşı tavrımız içler acısı, yürek üzgünü yapmaktadır bizleri...
Çünkü, büyüklü, küçük Kur'an'a karşı tavrımız şöyledir: Oku " üç Gul hu" " , bir Yasin" veya bir "Fatiha" kıraat ederek ölülere göndermek, sonrasında ise ellerimizi yüzümüze sürerek, mes'eleyi bitirmekten ibarettir.
Halbu ki, geleneksel planda uygulandığı gibi. Aziz Kur'an ayetleri nezdinde böyle bir icraat yoktur. Çünkü, aziz Kur'an ayetleri diriler için nazil olmuş, ölü ruhları diriltmek için okunmaktadır.
" Hal böyle iken gerek Diyanet'in hutbesinden anladığın, gerekse geleneksel düşüncenin din haline getirmesinden doğan yanlışlığın doğruluğundan bahsetmek mümkün değildir. Gerekçelerini kısada olsa anlatmaya çalıştık. Artık insanımızın AKLETMEYİ öğrenmesi gerekir.
Her şeyi paket olarak hocadan, hacıdan, müftüden, diyanetten bekleme yanlışlığından kurtulmaları gerekir. Allah bize verdiği akılla Kur'an'dan hesaba çekecektir. Hesap vereceğmiz kitabı bizzat kendimiz kendiimz okuyup anlamaz isek, bu hesabı kolay yoldan vereceğimizi nasıl düşünebiliriz?
Bir ömür yaşamışız fakat Rabbimizin bizim için gönderdiği kitabı okuyup öğrenme, anlayıp yaşama zahmetine katlanmadan Allah'ın huzuruna vardığımızda mazeretimiz ne olacaktır?
Elimize kapalı bir kutu verseler içindekini merak ederiz. Bulduğumuz lik fırsatta da açıp okumak için ne kadar bekleriz? Büyük ihtimalle onu da ilk fırsatta hemen açıp okuruz.
Rabbimizden bizlere gönedirilen mesajı- Kitabı bir ömür evimizde, elimizde, dilimizde taşımışız. Anlamadan, anlamaya çalışmadan okuyup üflemişiz! Ama Rabbimiz bu kitapta acaba ne buyuruyor diye merak ederek anladığımız dilden bir kerecik olsun okumayı bile düşünmemişiz.
Bu durumda bizim Müslümana olduğumuzu, Allah'ı çok sevdiğimizi , O'nun için her şeyimizi fedaya hazır olduğumuzu söylememizin Allah katında ne anlamı olacaktır?
Allah kimsenin kuru lafına değil, gönlünde olanlara ve yaptığı işe bakar. Çünkü işimiz düşüncemizin dışa yansıyanıdır. Bütün bunları kafamızı çatlatırcasına düşünmemizin zamanı hala gelmedi mi? " ( İktibas, Ekim 2010, say.66)
Netice olarak;
Yukarı satırlarda izah edilmeye çalışıldığı gibi, aziz Kur'an'ı okuyan, anlayan ve emirlerini yaşayan bir toplum değiliz. El gördülük Ramazan gün ve gecelerinde hatimler indiriyoruz, başımızı sallayarak iniltili seslerle kendimizden geçiyoruz!..
Peki,. Ramazandan sonra hatim okuyanları bir imtihana tabi tutmuş olsak, Ramazan ayı boyunca hatimler indirildi, bu indirilen hatimlerden ne anlıyoruz diye sormuş olsak, alacağımız cevap bellidir!.." Ölülerimizi kurtarmak içindir", cevabı olacaktır..
Vallahi! bu mevzuda samimi değiliz!.. Dirileri kurtarmayan bir hatimler zinciri, ölüleri nasıl kurtaracaktır? Bizler böylelikle kendi kendimizi oyalıyor, kandırıyor ve " dostlar bizi Kur'an okurken görsün" süsünden, fiyakasından öte bir iş yaptığımızı zannetmiyorum!..
Hal böyle iken, yapılacak iş, hatimleri okuyalım ama; anlayarak okuyalım!.. Okuduğumuz hatimler, dünyamızda yaşarken bize yön versin, istikamet sunmuş olsun!..
Rabbimiz!.. Bilerek, anlayarak Kur'an okuyanlardan eylesin!.. Selam ve dua ile..
Şerafettin Özdemir

































Facebook Yorum
Yorum Yazın