Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Mail: kursadalperen@live.nl

Anlamadan Okuduğumuz Başka Bir Kitap Var mı?

KUR'AN'DAN BAŞKA ANLAMADAN OKUDUĞUMUZ  BİR KİTAP VAR MIDIR?..

     " Hakkı inkârda direnen kimseler, " Bu Kur'an'ı dinlemeyin , onu karalayıp şamata yapın ki bastırabilesiniz!"  dediler. " ( Fussilet sûresi, âyet 26 ) 

     Maalesef, dün bu gündür her türlü kara propağanda  yöntemiyle Kur'an'ın sesini boğun! Ön yargıya dayalı inkârcı aklın bu gargaracı tavrı, alabildiğince çoğalarak gitmektedir. 

      Aziz Kur'an'ın sesi duyulmasın diye, alelade bir gürültü yapıyorlar. Evliya menkıbeelerini anlatan hoca kılıklı batılın şakşakçıları , yapmış oldukları reklamlar ile insanların âdeta gözlerine sokulan göz alıcı dünyalıklar, müzikler, mevlidler, teğanni yüklü ilahiler, dijital oyunlar, filmler ve sinemalar... 

       Ancak, tüm çabalarına rağmen, gerçek anlamda Kur'an'ın sesinin çıkmasına, gürül gürül okunmasına, anlaşılmasına engel olamadılar, dün olamadıkları gibi bu günde, onların tüm imkanlarına rağmen mani olamıyorlar. 

       Tüm engellemelere karşı, inatlaşmalara binaen, reddedişlere rağmen, Kur'an'ın sesi gür çıkmakta, her ne kadar uyduruk var ise, hurafe bulunuyorsa, tamamı Kur'an karşısında sönük ve içeriksiz kalmaktadır. 

      Aziz Kur'an'ın okunması, anlaşılması ve emirlerinin yaşanması için haykıranlar: " Onlar ki , yararsız her şeyden yüz çevirirler." " Onlar ki, arınmak için gerekeni yaparlar." " Onlar ki iffetlerini korurlar" ( Mü'minûn sûresi, âyet 3-4-5-) 

     " Hal böyleyken kalkar da sizin gibi ölümlü birine tabi olursanız, o takdirde kaybeden mutlaka siz olurusunuz." ( Mü'minûn sûresi, âyet 34 ) 

      Ne yazık ki, günümüz dünyasında, hiçde örnek aramaya gerek yoktur ve bulunmamaktadır. Toplum bireylerinin tümünü söz konusu başlığa ortak etmemiz mümkündür. 

       Oysa, mescid müdavimlerine sormuş olsak, niçin okunuyor, maksat, gaye nedir diye sigaya çekmiş olsak, alacağımız cevap şu olacaktır:

     Mezarlıklarda ölülere okumak için, mevlid törenlerinde Kurn'an okumayı meziyet sayan ve hafızlar yetiştirmek ile kıvanç duyan, iftihar eden bir toplumun içerisindeyiz. 

     Üzülerek belirtmeliyim ki, camilerde, mescidlerde, türbelerde, mezarlıklarda  yada mevlid proğramlaarında kıraat edilen bu Kur'an toplum bünyesinde görünmüyor, emirleri yaşanmıyor. 

     Kur'an;  sadece " inanılması gereken bir kutsal " olarak yukarılara asılmış, ara sıra teberrük diye indirilerek, bez torbasından çıkartılıp gözden geçirilmektedir. 

      Lakin, hayat düzeni, yaşam nizamı olarak hayatımızda yeri yoktur ve bulunmamaktadır. Zaten, demokrasi severler, laiklik hayranı biçareler, Kur'an'ın böyle olmasından, bu şekil inanılmasından pek çok memnundurlar. 

      Zaten, bu tür tiynetli, düşünceli garibanların amel ve eylemi, düşüncesi, Kur'an yukarılarda asılı kalsın, etliye, sütlüye karışmasın düşüncesindedirler. 

      Bilhassa, aziz Kur'an'ın sesini, soluğunu bastırmak, sesi çıkmasın, duyulmasın diye ellerini çırpıyorlar, sanki ıslık çalıp, Kur'an okunmasından ziyade, evliya menkibelerini, hızır kıssasını tercih etmektedirler.

      Onun içindir ki, tedebbür, tefekkür ve tezekkür İslam'ın bize emrettiği sorumluluklardır. Kur'an'ı sadece okuyup geçen insan Rabbimizin kelamını istenildiği gibi anlamayacaktır. Doğru anlayamayanın yaşamı da doğru, düzgün, Kur'an ve sünnet üzere olmayacaktır. 

     Netice olarak;

       Yazı başlığındaki klişe olmuş başlık, sayın Said Çamlıca hocaya aittir. Kendisini yakinen takip eden birisiyim. Allah ömrünü uzun, ilmini ve amelini kavi eylesin. 

      Böylesi, ilim adamlarına, düşünce insanlarına bu günkü toplumların büyük oranda ihtiyaçları bulunmaktadır.

      Çünkü, bu ve benzeri  alimler, bilginler, günümüz dünyasında her türlü riski, saldırıyı göze alarak kalem oynatmakta, fikir ve düşüncelerini dobra dobra sadırlardan satırlara dökmektedirler. Şu ayeti kerimeyi iyice düşünmeliyiz:

      " İşte biz Kur'an'ı, ona inananlar için (iç dünyalarını onaran) bir şifa ve rahmet ( eczanesi) olarak indirdik; ama o, zalimlerin yalnızca yıkımını artırıyor." ( İsra sûresi, âyet 82) 

     Yani, Kur'an kendisine iman ön bilgisiyle yaklaşan mü'minin imanını, küfür ön yargısıyla yaklaşan kâfierin küfrünü ve münafığın nifakını artırır. 

      Dua ediyor, diliyor ve temenni ediyoruz ki, 21 nci çağın insanı, inşallah!.. Kurtuluşu Kur'an'da görecek, bulacak ve el birliği ile, gönül birliği ile ona sarılacaktır.. Selam ve dua ile...

     Şerafettin Özdemir

Facebook Yorum

Yorum Yazın