Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Mail: kursadalperen@live.nl

BALIĞIN KARNINDA BİLE UMUT VARDIR !..

" Ve balık olayının kahramanını da ( gündeme taşı)! Hani bir zamanlar o, hakkında işlem yapmayacağımızı düşünerek, öfkeyle ( görev yerinden ) çekip gitmişti. Derken o ( düştüğü) zifiri karanlığın içerisinde " İbadete lâyık başka ilâh yok; sadece yüceler yücesi olan Sen varsın: hiç şüphesiz ben ( bu tavrımla) zalimlerden biri olup çıktım!" diye yakarmıştı." ( Enbiya sûresi, âyet 87)

Ayeti kerimenin yorumu şöyledir:

" Hazreti Yûnus, Asur'un başkenti Ninova'ya gönderilmişti. İlgisizilikle karşılaşınca kızarak görev yerini " kaçak bir köle gibi" terk etti. ( 37:40). Bindiği gemi fırtınaya yakalandı. Hatasını itiraf etti ve gemiden atıldı.

Bir balık tarafından yutuldu. Tevbesinin ardından kurtuldu ve görevine yeniden döndü ve gönderildiği kavim bu kez iman etti. Zımnen: Sorumluluktan kaçan peygamber de olsa cezasız kalmaz." ( Kur'an-Meal-Tefsir)

Ayeti kerime mealinden anlıyoruz ki, hata yapmak her insanın yanıldığı bir haldir. Bu durum, peygamber bile hata yapmakla sınanımaktır. Buradaki gerçek ve doğru olan şey hatayı yapmaktan korkmak gerekir.

Hatada direnmemek, hata olduğunu bilerek yüce yaradandan af ve mağfiret talep etmektir. İ nsan oğlu et ve kemikten, şehvet ve asabiyetten müteşekkil olduğu için, hata yapması ve hata yaptığının farkına vararak tevbe istiğfar etmesi bir kulluk gereğidir.Şu ayeti kerimeye nazar edelim:

"Şu da var: keşke olsaydı, fakat ne yazık ki Yûnus'un toplumu dışında ( azabı hak ettikten sonra) iman edip de imanının gününü gören başka hiçbir ülke olmadı. Onlar iman edince, Biz de onları dünya hayatında onursuzluk cezasına çarptırmaktan vaz geçtik; ve bir süre daha onları nimetlerimizden yararlandırdık." ( Yûnus sûresi, âyet 98)

Demek ki, ayeti kerimede beyan edilmiş olduğu üzere; " Balığın karnında bile umut vardır" ( Enbiya 87). İnsanoğlu, yaşamış olduğu süre içerinde hiç bir zaman ümidini kaybetmeyecek, ümitle yaşayacak ve bu uğurda bütün varını, yoğunu seferber edecektir.

Bu noktadan hareketle, yine bir peygamber olan Yusuf (as) düşünelim!.. Hem de Yakup gibi bir peygamberin oğlu. Onun hayatıda bir ümitsizlik değil, ümidi canlı utmak, ümidi yeşerterek saraya sultan olmaktır.

Daha hayatta iken, küzük yaştan itibaren tüm zorluklarla karşılaşmış, kardeşleri tarafından kuyuya atılmış, sonrasında ise bir köle gibi satılarak şehirden şehiire dolaşmış bir kahramandır.

Yusuf (as), hayat boyu yaşamış olduğu tüm güçlüklere direnmiş, direnç göstermiş, köle olarak satılmış, zindana düşmüş iftiraya maruz bıırakılmış ama, hiç bir zaman yüce Allah'tan umudunu kesmeyerek, ona iltica ederek, saraya nazır olmuştur.

Dolayısıyla, tüm peygamberlerin ve son Rasul (as)ın berrak, arı, duru hayatına nazar edecek olursak, umutla yaşadığı için, hak davasında başarıya ulaşmıştır.

Netice olarak;

Bizler, Kur'an'a ve onun rehberi aziz Peygamber (sav)'in gitmiş olduğu çizgiyi takip ederek, başarıdan başarıya ulaşmış oluruz.Bizim karşımıza da umutsuzluk, zorluk çıkmış olabilir.

Dünyevi zorluklar, harpler,. kıtaller, insanların anlayışsızlığı , cehaletleri,Kur'an bilmezlikleri kat'iiyyen bizi yıldırmamalı, aksine bildiğimiz ve yürümüş olduğumuz yolda yola devam etmeliyiz.

Örnek alacağımız rehberler peygamberler olmalıdır. Yunus (as) ve Yusuf, Hz. Muhammed (sav) ve benzer kahramanlar olmalıdır. Bu mümtaz insanları, seçkin kahramanları da anlamak için Kur'an'ı iyi okumalı, iyi anlamalı ve iyice emirlerini yaşamalıyız. Hayatımız, bütün ye Kur'an'a muvafık olmalıdır.

Kendilerini pir, kutup, gavs,mehdi, mesih diye vasflandıran insanlar değil, aziz Kur'an emirleri olmalıdır. Kur'an başımızın tacı, yolumuzun rehberii olduğu zaman, umut dolu hayatlar sürekli karşımıza çıkacaktır!.. Selam ve dua ile..

ŞerafettinÖzdemir

Facebook Yorum

Yorum Yazın