Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Mail: kursadalperen@live.nl

BİD'AT VE HURAFELERİN VAR OLUŞ SEBEPLERİ !.. 

 " Ölü hayvan, kan, domuz eti, Allah'tan başka adına kesilenler; bir de boğulan, dövülerek öldürülen, düşerek ölen, boynuzlanarak öldürülen ya da vahşi bir hayvan tarafından parçalanan hayvanlar- henüz canlı iken kestikleriniz bundan müstasnadır- ve putperestçe semboller üzerine kesilenler, ayrıca attığınız zarla geleceğe ilişkin fal bakarak kehanette bulunmak size haram kılınmıştır. Bütün bunlar bir sapmadır.
       Bugün, inkâra saplananlar dininizi terk edeceğinizden umutlarını tamamen kesmişlerdir. O hâlde onları gözünüzde büyütüp de saygınlaştırmayın! Yalnız beni tazim edip, Bana saygı duyun! 
     Bu gün dininizi sizin için kemale eerdirdim ve size olan nimetimi tamamladım;  ve ( Allah'a) teslimiyeti sizin için hayat tarzı olarak benimsedim. 
     Günaha gönüllü koşmaksızın kim hayatî bir zaruretten dolayı zorda kalırsa, iyi bilsin ki Allah tarifsiz bir bağışlayıcı, eşsiz bir merhamet kaynağıdır." ( Mâide sûresi, âyet 3 ) 

      Malumdur ki, Rasulullah (sav)'in vefatından  81 gün önce kurban bayramı arefesinde nazil olan ve yukarıda mealini arzetmiş olduğumuz ayeti kerime ile, aziz din İslam tamamlanmış, bundan sonraki hayatta Müslümanların kıyamete değin başka bir din aramaları, başka bir yola sapmamaları şiddetle ve önemle emredilmiştir. 

      İnsanlığın değişmez değerlerinin tümü olan İslâm son mesajla, yani bu ayeti kerime ile, hem nitelik hem nicelik olarak kemale ulaşmıştır. 

     Nimet ise, asıl olarak kemale ulaşmış fakat fer olarak çatısı kurulup " siz kemale taşıyın" denilmiştir. Böylesi bir durum da tamamlanmış olan asıldan yola çıkılarak yapılacaktır. Yani, ictihadî çalışmaların aksamaması, kesintiye uğramamasıdır. 

     Ne acı ki, İslam diyarları, ictihadi çalışmalara yanaşmayıp, gittikçe, gün geçtikçe bid'at ve hurafelerin kucağına düşmüşler, çalışmayı, Müslümanlığ türbelerde mum yakmada, etraflarında kurban kesmede, ölülere mevlid okumada, hatim indirmede, falcılıkta, muskacılıkta, kehanette arar olmuşlardır. Tüm bunlar:

     " İslâm'da din adına sonradan zuhur etmiş olan bid'atlerin ve hurafelerin tamamında; derinden derine İslâm'dan önceki dinlere, akidelere ya da hidayetten uzak olan geleneklere ve hayat tarzına bir dönüş özlemi vardır.

     Bunun için heva ve bid'at ehlinin din adına veya zühd ve ibadet adına ortaya koydukları amellerin ve kitaplarda yazdıkları sözlerin bir çoğunun bâtıl olduğunu ve Rasul'ün (sav) ve O'nun ashabının sünnetinden uzak olduğunu görürsünüz.

     Bid'atin ve hevanın gayesi Allah'ın rızası imiş gibi gösterilmeye çalışırken, asıl derinde gizli olan düşünce dinde " ihdas"tır. Bu, ya yine din  adına veya Rasul'ün (sav) Sünneti'ne tâbi olma veya Allah katında daha büyük bir ecre ve sevaba sahip olma iddiasıyla yapılır. "  ( Kandil Geceleri ve bin yıllık yanılgı, M. E. Akın, sayfa 44 ) 

      Böylesi acıklı bir durum karşısında üzülmemek, kahrolmamak mümkün değildir. Bir tarafta din tamamlanmış, bir tarafta elimizde eşsiz kitap Kur'an, diğer tarafta sahih sünnetler var iken, hala Kur'anî emirlere nazire getirircesine , inat edercesine, dindeki bid'at ve hurafelerin gittkiçe çoğalması, yayılması bizleri deinden etkilemekte ve üzmektedir. 

     İsterseniz, ülkemizde var olan türbelerin, yatırların, veli mezarlarının etraflaranı, çevrelerine bir göz atınız. Oralarda, neler görecek, nelerle karşı karşı karşıya geleceksiniz. Yakılan mumlar, türbelere, yatırlara adanan kurbanlar,  türbelerin etraflarında türbe tavafları midenizi bulandıracak, İslam oluşunuzdan tiksineceksinizdir. Şu âyeti kerimeyi iyice irdeleyelim:

     " De ki: " Allah'a itaat edin, dolayısıyla Rasul'e itaat edin!" Bundan böyle de , eğer ( Rasul'den) yüz çevirecek olursanız, o ancak kendi yükümlülüklerinden  sorumlu tutulacaksınız. Ama eğer onu izlerseniz, doğru yolu bulursunuz. Rasul'e düşense, yalnızca ( kendisine indirileni) bütün açıklığıyla tebliğ etmektir." ( Nûr sûresi, âyet 54 ) 

       Bu ayeti kerimeden anlıyoruz ki, aziz Kur'an ve sahih hadis dışında olan sözde dini emirlerin. yaşantıların, uygulamaların birer sapkınlık olduğu, Kur'an'dan referans almadığıdır. Onun içindir ki,

     " Bin yıldır Müslümanlar arasında kutlanan mevlidden amacın, Kandil Geceleri ve günleriyle Allah'ın rızasını elde etmek ve O'na yakınlık arzetmek olduğuna göre, öncelikle bunun hüccetinin Allah'ın kitabında sonra da Rasulü'nin (sav) Sünneti'nde olması gerekirdi. 

     Hicrî ilk dört asırda asla böyle geceler ve günler kutlanmamışken; Mecusîlerden , Hristiyanlardan ve en son olarak da Mısır'da  iki yüzyıl egemenlik kuran Karmatî , Batınî ve İsmailî kökenli Fatımîlerin teşvik ve terviciyle Müslümanlar arasında bu günler ve geceler yayılmıştır. ( a.g.e. say. 50) 

      Hal böyle iken, Karmatî, Şii, Fatimî, İsmailî bir düşüncenin eseri olan mevlid kutlamasını kabullenmek, buna dört elle sarılmak, mevlid kıraat edilir iken, arada bir Kur'an okumak neyin nesidir acaba? 

        Bu gün, Haşhaşiliğin temsilcisi, Karmatîliğin önderi sayılan Feto bile bile, konuşmalarında, yaşamında mevlide yer vermez iken, bizlerin, bu tür bir uyduruk mes'eleyi, kandil gecelerinde, ölü günlerinde terennüm etmemiz  neyin nesidir acaba? 

     Netice ve sonuç olarak;

     21 nci çağın Müslümanlarının İslam'da istikamet üzere olabilmeleri için, yüce Allah'ın kitabını ve Rasulü'nün (sav) Sünneti'ni çok iyi bilmeleri gerekir. 

    Çünkü, tarihi süreçte, zahidlik görüntüsü altında o kadar çok kişi ibadet ve faziletler hakkında hadisler uydurmuşlardır ki, eğer Allah'ın izniyle hadis âlimleri olmasaydı, Müslümanlar bunların dalâletlerinden nasıl uzak kalacak, nasıl haberdar olacaklardı? 

    Hadis uyduranlar arasında mecusiler, zındıklar, mezhep mutaassıpları, Yahudiler, Hristiyanlar, zahidler, zikredilebilir. 

     Bunların gayesi ve amaçları, dini bozmak, kimisinin ki de , kendi konumunu pekiştirip kutsallaştırmaktır. ( Örneğin Feto  gibi) 

     Kimileri de, kendi politik veya dinî fırkalarını daha üstün kılmak ve başkalarını kötülemek için bid'at ve hurafelere sarılarak, hadis uydurmuşlardır. En kötüsü ise, zühd ve salah ehli olduğu bilinen insanların hadis uydurmasıdır. 

      Rabbimiz".. Bizlere Kur'anî şuur ve bilinç nasip eylesin!... Selam ve dua ile...

     Şerafettin Özdemir    

Facebook Yorum

Yorum Yazın