CENNET KADINLARIN DEĞİL, ANALARIN AYAKLARI ALTINDADIR!..
Müslüman-Türk kadınları ve alemi İslam'da varlık gösteren hanımlar tarihin hürmetle, saygı ile kaydettiği hanımlardır. Bu durum asr-ı saadet döneminde Hz. Hatice'nin, Hz. Fatima'nın, Hazreti Aişe'nin ve benzeri hanım efendilerin örnek ve eşsiz hayatlarında müşahade edildiği gibi, her asrın her dönemin kendine özgü hanımları ile meşhur olmuş, İslam'a hizmetleri ile ün ve şan sahibi olmuş hanmıarı ile meşhurdur.
Tarihte canını Tevhid'e adamış bir Sümeyye hanımı unutmak mümkün müdür? Uhud'da erkeklerin döküldüğü, kırıldığı bir dönemde ortaya fıırlayan, o şartlar altında yaralılara su taşıyan bir hanım efendiyi unutmamız mümkün müdür?
Böylesi bir durumu bizim meşhur Milli Mücadele yıllarında görmemiz, şahit olmamız tarihi bin realiitedir. Örneğin, Nene hatun, Kara Fatma ve benzeri hanımlar bu eşsiz mücadelenin öncüleridirler.
Ama, ne acı ki, sonraki dönemlerde hanım efendiler bu ulvi görevlerini unutmuşlar, asrilik adına sokaklara dökülerek bedenlerini, şereflerini,iffetlerini teşhir etmeye başlamışlardır.
" Giyinik çıplaklar" töhmetinden kurtulamayıp kendilerini sere serpe sergilemişlerdir. Baş örtülerini takmışlar, eteklerini giymişler ama, tarikat evlerinde el öperek, yardım, şefaat ve himmet bekler olmuşlardır. Onun içindir ki:
Cennet kadınların değil anaların ayakları altındadır!
" Mukabil cinsler aile çatısını çatmadan önce birer " kadın" ve "erkek"tirler. Aile çatısını çatıınca " karı-koca" olurlar. Bu çatı meyve verince ailenin ana çatısının sıfatları da değişerek bir ileri aşamaya geçilir: Ana-baba.
Çocuğu olan ailede büyük aile üçgeni içinde bir üçgen kurulmuştur. O üçgen, ananın çocuğa " destek" olduğu, aynı zamanda çocuğun anaya " dayanak" olduğu iç yapı gelişmiştir.
Kadın aile içinde analığa terfi edince, onun makamı da " makamların anası" olacaktır. İş bu makamın önemini şu hadisten daha güzel ne ifade edebilir: " Cennet anaların ayakları altındadır" ( Nisâ, Cihad 6) Burada yüceltilen kadınlık değil analıktır.
Ne gariptir ki vahyin inşa ettiği zihnin yücelttiği analık, modern zamanların inşa ettiği zihinlerce aşağılanmaktadır. Bu aşağılama sonucunda bebeğin yerini köpek, evin yerini pansiyon , nikâhın yerini birliktelik, hayrın yerini haz almaktadır.
Durum bu düzeydede kalmayıp, dünyevileşme ve hazzın büyüsü ile " karı ile kocanın arasını ayırmaktadır." ( 2:102). İş o raddeden de çıkıp kadın ile erkeğin arasını ayıracak bir tasavvur neşvü nema bulmaktadır.
Vahyin inşa ettiği İslam aklında kadın-erkek çifti ezvac'tır, ezdad değildir. Bu ikisi arasında arasında azim fark vardır. Ezvac biri olmadan diğeri olmayan, ezdad ise biri olunca diğeri olmayandır. Modern akıl ezvac olan bu kadın-erkek çiftini ezdad haline getirmenin gayreti içindedir.
Bu tasavvur aileyi bekleyen tüm felaketlerin kaynağını teşkil etmektedir. Cinsiyetçiliği, feminizmi ve bunlara tepki olarak çıkan karşıt akımları ortaya çıkaran hastalıklı bakış açısının arkasında bu tasavvur yatmaktadır. Çoğun cinsel sapmaların ve kendi cinsine yönelmelerin arkasında yatan saiklerden biri de budur." ( Kur'anî hayat yazıları, M. İ. say. 55-56)
Ne acı ki, alıntı yazıdada beliirtildiği gibi, " karşı cinse yöneliş" hastalığı günümüz dünyasında hız kesmeden devam etmektedir. Örneğin LGTB. sapkınlığı ve sapıklığı normal bir düşünce şeklini almış durumdadır. Hatta diyebilirim ki, bu hastalık meşru karşılanarak, milletin seçmiş olduğu vekillerin bile böylesi marazi bir hali hoş görmelerine bile aksetmekte, yasalar çıkarılması gfierektiğini dile getirmektedirler.
Netive olarak;
Yukarı satırlarda da izah edilmeye çalışıldığı gibi, kadınların analık vasfı, zevcelik şerefi elinden alınırsa, ne olacağı, ne olması gerektiği su yüzüne çıkmakta, aile yuvalarının çatırdadığı, bebe yapma özelliğinin yitirildiği bir dünyada yaşamaktayız.
Hanım efendi çocuk yapmazsa ne olur? Neslimiz yenilgiyi kabul ederek,bu iş burada bitmiştir denilecektir. Çocuk sahibi olma durumu hezimete uğrarsa, biz ne demeliyiz?
Eyvah!.. Eyvahlar olsun sizlere neslimizi biitirdiğiniz, yuvaları söndürdünüz, bekleyin kıyameti demekten başka ne diyebiliriz? Çocuksuz evler, bir bakıma şehvetin ve her türlüğün sapkınlığın odak mlerkezleri olacaktır!..
Tabii ki, bundaa ötürü ordular zayıflayacak, LGBT. nesli ortamı işgal edecek ve mesciderin kapılarına kilit vurulacaktır. Lutilik, homoeksüellik vücud bulmuş olacak, erkek erkeğe tasallutta bulunacak, lezbiyenlik alıp başını gidicektir. Rabbimiz!.. Bu tür sapkın fikirlerden, eylemlerden bizleri halas buyursun!.. Selam ve dua ile...
Şerafettin Özdemir

































Facebook Yorum
Yorum Yazın