Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Mail: kursadalperen@live.nl

GÜZEL SÖZ SÖYLEME

GÜZEL SÖZ SÖYLEMEK VE GÖNÜL ALMAK !..


     " Ve eğer sen kendin, umut ( kapısı olan) Rabbin katından gelecek bir rahmet ve lütfu arama çabasında olduğun için ( muhtaçları) geri çevirmek durumundaysan, en azından onlara GÖNÜL ALICI bir söz söyle." ( İsrâ sûresi, âyet 28 ) 

     Yukarıda zikredilen  bu ayeti celile, vahyin tüm muhataplarına hitap eden bir âyettir. Ayeti kerimenin ilk muhatabı olan Rasululllah (sav)'le sınırlandıran görüşü esas alsak bile,. âyette dile getirilen bu çaba Hz. Peygamber'in şahsı için gösterdiği bir çaba ve gayret olamaz. 

     Çünkü çok daha önceden Hz. Peygamber (sav) rızık kaygısına düşmemesi konusunda uyarılmış ve kendisine bu konuda ilâhî garanti verilmiştir. 

      Üzülerek, teessürle ifade etmeliyim ki, 21 nci çağın Müslümanları güzel söz söylemekte, gönül almakta sınıfta kalmıştır. Her alanda, her yerde birbirimizi  incitip, kalplerini kırıyoruz. 

       Kalp kırma nerede yoktur ki? Bilhassa sosyal ağ dediğimiz İnternet sahasında bu tür kalp kırmaları göze çarpmakta, her önüne gelen kimse, bilir bilmez mes'elelere burunlarını sokarak, yarım yapıldak dil ve Türkçe yazmaları ile, konuşmak, yazmak, görüş ve düşüncelerini gündeme taşımak isteyen ilim adamlarına ayak bağı olmaktadırlar. 

       Bilerek, bilmeyerek, kimi zaman gönül incitiyoruz, ilgimiz olmasa da insanları kırıp geçiriyoruz. Adam, hayatında İslam tarihini okumamış, bir tefsirin kenarından, kıyısından geçmemiş, ne psikoloji, nede Nebevi haberlerin sahihliği üzerinde bilgisi olmadığı halde, " İlla odunumun parası" misalinde olduğu gibi direndikçe direniyor, yamuldukça yamulmaktadır. Şu ayetleri güzelce teati edelim:

     " Ve onlardan kimi çiftlere kendilerini sınamak için verdiğimiz bu dünya hayatının aldatıcı parlaklığına gözlerini dikme. Zira senin Rabbinin ( sana verdiği ) nimet , çok daha yararlı ve çok daha kalıcıdır. " ( Tâha sûresi, âyet 131) 

     " Öyleyse yakınlarına namazı emret ve sen de bunun üzerinde kararlı ol! Biz senden rızık istemiyoruz; seni Biz doyuruyoruz ve mutlu son ( kişinin) sorumluluk bilincine bağlıdır." ( Tâha sûresi, âyet 132 ) 

     Ayetlerden şu hususları anlıyoruz: 

    " Rızık, insanın elde edince sevineceği her tür değerdir. Bu açıdan rızık " nimet"tir ve sadece maddî olanla sınırlı olmayıp manevî  değerleri içerir. Allah Rasulü'ne doğrudan hitap eden bu âyet, en büyük rızık olan vahiy ve nübüvvete dikkat çeker. 

     Çok zengin çağrışımları olan salât kavramı burada ibadetlerin tümünü içerir " kulluk" vurgusunu da taşır. İnsanın Allah'a kulluğundan Allah'ın hiç bir çıkarı yoktur. Bundan tek çıkarı olan taraf insandır...." ( Kur'an Meali) 

     Mevzuun tekrar başına dönecek olursak, güzel söz söylemek ve insanları incitmeden, kırmadan, dökmeden gönülleri almak hususunda Kur'anî emirleri çok çok iyice bilmeli, Rasulullah'ın hayatına, sahabenin berrak yaşantılarına iyi bakarak örnek almalıyız. 

      Ebu Zerr Gifari (ra) ile, Bilal-i Habeşî (ra) arasında geçen iki kelime sebebiyle birbirinden ne kadar helallik istemeleri, birbirinden af üstüne af dilemeleri günümüz insanına canlı, taze bir örnek olmalıdır. 

      Sonuç yerine;

     Bir kere, günümüz dünyasında her alanda perişan ve payimalız. Daha açıkcası dökülüyoruz.. Komşu komşudan rahatsız, kardeş kardeşten bizar, anne-baba evladından muzdarip, öğrenci öğretmenden, öğretmen öğrenciden, amir memurundan, memur amirinden dolayı sıkıntılıdır. 

      Bazı zamanlarda, Batı dünyası çalışanlarından bahsediyorum. Birbirlerine karşı kibarlık, centilmenlik, kusur aramama, hoş görü, selam vermeden geçmeme, komşunun komşuya karşı nezaketi, zarafeti, dikkat çekmektedir. 

     Bulunduğum yerin Belediye başkanı bir hanım efendidir. Bir vesile ile, bir iki saat aynı mahalde kaldık. Başkanın, oturması, konuşması, hareketleri, mimikleri, hatır alması, gönül incitmemesi, kendini tepeden bakar görmemesi dikkatimi çekmiştir. 

       Kendi kendime dedim ki, keşke, bu özveri, sevecenlik, güler yüz, tatlı söz bizde de neşvü nema bulsa nasıl olur? sorusunu kendi kendime sormaktan alıkoyamadım. Ne diyelim? Allah, hidayet versin!.. 

        Biz, Müslüman birey olarak, Müslüman komşular, cemaatler, kitleler olarak kendimizi değiştirmeliyiz. Tabii ki, örnek alacağımız örnek insan, Hz. Muhammed (sav) olmalıdır. O yüce ruhu örnek alırsak, her türlü rezaletten, pislikten, kalp ve gönül kırmaktan kurtulmuş oluruz.. Selam ve dua ile..

     Şerafettin Özdemir

Facebook Yorum

Yorum Yazın