Reklamı Geç
KURBAN PAYLAŞMAKTIR
Abdullatif Acar

Abdullatif Acar

Mail: acarabdullatif@hotmail.com

NİKAH SALONUNDA DUA EDİLMEZ Mİ?

 Bu nasıl soruymuş dediğinizi duyar gibiyim. Elbet dua her yerde edilir. Hazarda, seferde, hastalıkta, sağlıkta , sıkıntı anında; nikâhta, düğünde, evde, camide, çarşıda, pazarda her yerde dua edilir.   Zaman ve mekanla sınırlı olmayan tek ibadettir dua.  

Lakin bu başlığı  seçmemin sebebi İzmir’de, nikah salonunda yaşanan bir  saygısızlık...        

Müslüman bir aile resmi nikâh için münacat etmiş. Resmi nikâh kıyıldıktan sonra dua edip âmin demek istemişler.  Nikâh memuru şahıs çok anormal bir istekmiş gibi, gözü dönmüş bir şekilde, hayır hayır burada yapamazsınız. Burası resmi daire, duanızı gidin evinizde yapın, deyip mikrofonu ellerinden almış. Buna rağmen mikrofonsuz dua edilip  hep beraber âmin demişler. 

 Şimdi sormak gerek; bu dua resmi nikâhın geçerliliğine engel mi teşkil ediyor?  Resmiyetin gayrı resmi olacağına delalet mi ediyor? Hiç birisi.  Bunun Tek bir sebebi var; zihin altında beslenen İslam ve Müslüman düşmanlığı. Tahammülsüzlük, aymazlık, gericilik, eskilere olan özlem.   Eski hayaller eskilerde kaldı. Bugün yeni bir gün, yeni şeyler söylemek lazım.

Dini eğitim veren İmam Hatipte Cuma namazı için bir araya gelen öğrencilere ve hocalarına terör muamelesi gösteren haberler ve haberciler gerilerde kaldı, o habere ellerini dizlerine vurarak izleyenlerde  çok azınlıkta.  Artık   her kurumda inananlar namaz kılsın diye mescitler var, resmi görevli imamları var. Hiç biri ne kanuna  ne de mevzuata aykırı.

   Ayrıca müftülüklere resmi nikâh kıyma yetkisi verilmiş durumda. Dualarla temeller atıyor, dualarla açılış yapıyoruz.

 Askerlerimizi  vatani görevlerini yapmak üzere dualarla uğurluyoruz. Dualarla sefere çıkarken zaferlerle dönüyoruz. 

   Bugün, geçmiş dönemlerde başörtüsü yasağını savunan devletin en başındaki şahsın; “babaannem de başörtülüydü. Köydeki Fadime teyze, Ayşe abla başına örtü takarken kim karışıyor” deyip aynı öfke tonuyla “ancak kamuda bunu takamazsınız, şunu edemezsiniz” dediğini acı bir tebessümle hatırlıyor ve üzülüyoruz. 

  Şehit olan evladının törenine alınmayan  acılı anneleri de öfkeyle hatırlıyoruz.  

Üniversite önlerinde başörtüsü nedeniyle  içeriye alınmayan evlatlarımızın halini de unutmadık.

  Ne dediler? Müslüman olabilirsiniz. Ancak bizim istediğimiz şekilde Müslüman olacaksınız. Bir devlet kurumuna inancınızı kapının önüne bırakıp gireceksiniz. Oralarda namazınızı kılamaz, duanızı edemezsiniz. Din  camilere, evlere hapsedildi.  Sokakta, çarşıda, pazarda din olmaz, dediler.

 Şimdi  durup durup aynı sazın teline vurmanın,  aynı nağmeleri zorla dinletmeye çalışmanın ne anlamı ve mantıki dayanağı var.  Zurnanın hangi deliğine basarsanız basın bu millet öten zurnanın patentini ezberledi.  Bu insanlar yediği tokatın sesinden sahibinin kalp atışını dinliyor.

 Özet olarak:   Bırakın artık dar kalıplarla düşünmeyi. Gülünç duruma düşmeyin.  Kafanızın  arkasındaki örümcekleri temizleyin.  akıllı davranın! İtidalli olun!  Bu ülkenin hamurunda inanç var, dua var.  Allah ve peygamber sevgisi var. Vatan millet sevgisi var.  Bu millet merhamet hamuruyla yoğrulmuş, inançla karılmış.  bu milletin mayası sağlam. Kimse bozmaya teşebbüs etmesin, kimse damarımıza dokunmasın.

Not: Nikâh memuru hakkında      “ halkın bir kesimini aşağılama ve dinî değerleri aşağılama” suçundan soruşturma başlatıldı. İçişleri Bakanlığı da olayla ilgili mülkiye müfettişi görevlendirdi.

 

 

Facebook Yorum

Yorum Yazın