Fahri Sağlık

Fahri Sağlık

Mail: f_saglik@hotmail.com

İdrak ve İhya üzerine

Bir Miraç Kandil’ini daha geride bıraktık. İdrak ve ihya edebildik mi acaba? Bu iki kelime dini hayatımızda sıkça kullanılır. Mesela; “Ramazân-ı şerîfi idrak ve ihya etmek” veya “… gecesini idrak ve ihya etmek” gibi. İdrak: “Akıl erdirmek, anlamak ve kavramak, erişmek ya da ulaşmak” diye anlamlandırılırken, İhya: “Yeniden canlandırma, diriltme” anlamlarını taşır. İhya kavramı genellikle mecazi olarak duygular hakkında kullanılsa da, gündelik yaşam içerisinde ve yazılı metinlerde de sıkça mecazi olarak manevi anlamda kullanılır.

İdrak farkına varma, tanıma, kavrama, tasavvur etme, bilme gibi zihnin çok çeşitli ve karmaşık faaliyetlerini ifade eden genel bir terimdir. Terim olarak “bir nesneyi tam manasıyla ihata etmek” şeklinde tanımlanmaktadır. Eğer idrak, olumlu veya olumsuz hiçbir yargı ihtiva etmeden yalnızca zihinde oluşan imaj ve kavramları ifade ediyorsa tasavvur, onlar hakkında bir yargıyı da beraberinde taşıyorsa tasdik adını almaktadır. İslâm düşünürleri idraki, algılama ve bilmenin her türünü içine alacak şekilde geniş bir açıdan ele alarak incelemişlerdir.

İhya için önce hakkıyla idrak gerekir. İslam ümmeti olarak bizler Miracı idrak edebildik mi? Evet diyemiyoruz. Eğer öyle olsaydı bugün Kudüs, Filistin ve Gazze’nin durumu böyle olmazdı.

Miracı idrak etmek, Kudüs ve Mescid-i Aksa’yı anlamaktır.

Miracı idrak etmek, beş vakit namazın dinin direği olduğunu kavramaktır.

Miracı idrak etmek, gücümüzün yetmeyeceği hiçbir şeyin bize yüce Allah tarafından emr veya hehy edilmediğini bilmektir.

Miracı idrak etmek, İslam’ın tevhit dini olduğunu, uluhiyet, rububiyet ve ubudiyette hiçbir şeyin yüce Allah’a ortak koşulmayacağına tam bir teslimiyetle iman etmektir.

İhya etmek ise; idrak edilen bütün olguların hayatımıza aksetmesini başarabilmektir.

Miraç Kudüs’ü ve Mescid-i Aksa’yı hatırlatır.

İsra ve Miraç mucizesinde Kudüs (Beytülmakdis) şehri ile Mescid-i Aksa özel bir yere sahiptir. Hz. Peygamber’in (s.a.v.) Mekke’den göğe yükselmeyip Mescid-i Aksa’ya götürüldükten sonra göğe yükseltilmesinin hikmetleri nelerdir acaba? Neden Mekke ve Mescid-i Haram değilde, Kudüs ve Mescid-i Aksa.  Miraç Kandil’inde miracı anarken, bu mucizenin gerçekleştiği Kudüs’ü ve Mescid-i Aksa’yı anmamak Miracı idrak edememek demektir. Her Müslüman çok iyi bilmeli ki; ki mümin Miraç ’sız, Miraç da Kudüs ’süz, Mescid-i Aksa ’sız olmaz.

Kudüs’ü ve Mescid-i Aksa’yı anlamak;

Bugün genel olarak İslam aleminde (özel olarak ülkemizde) Kudüs, Filistin meselesi ve Gazze hâdisesine üç bakış açısı vardır.

1- Sahih bir İslami bilgi ve kültürü ile derin bir tarih şuuruna sahip olanlar, “mesele bizim meselemizdir” gerçeğinden hareketle bilimsel açıdan bakarlar. Bunların Kudüs diye bir davaları, İslam diye bir sevdaları ve İslam kardeşliği diye bir dertleri vardır.

2- Kültür emperyalizmi sonucu öz kültür ve tarih şuurundan uzaklaştırılmış, fakat kendilerini toplumun en aydını, çağdaşı ve ilericisi zanneden sözde kahramanlar ki bunlar her şeyi bildiklerini zannederler. Yegâne kaynakları, ideolojik gazete küpürleri ile sosyal paylaşımlardır. Bunlar sadece onlara inanır, papağan gibi onları tekrar ederler. Mesela birisi "Bu Filistinliler topraklarını Yahudilere sattılar. İşte bak başlarına bu felaket ondan geldi" yalanını söyledi mi, hemen buna inanır ve aynı şeyi söylerler. Başka biri çıkar, “Gazze'den bize ne" diye mırıldandı mı bunlar da aynı türküyü söylerler.

3- Tarihe ihanet, kin ve nefretle bakanlar. Bunlar sırf Osmanlı'yı ve Abdülhamit Han'ı kötülemek için İsrail’e övgüler düzenleyenlerdir. Bunlar Kudüs, Filistin ve Gazze’ye şaşı bakarlar. Aslında bunların asıl derdi ne Osmanlı ne Kudüs ne de Filistin'dir. Esas düşmanlıkları Osmanlı'nın ve Filistinlilerin İslam’ınadır. Bunlar, aziz ve necip milletimizle dini ve milli bakımdan doku uyuşmazlığı içinde olan kriptolardır ki, kanın da çekmesiyle zalimlerin aşkıyla yanıp tutuşan hainlerdir. Bunlar Gazze kasabı ve bebek katilinin dili ile konuşurlar. Gazze’ye saldırıları destekler ve Siyonizm’in uşaklığını yaparlar.

Allah’a şükürler olsun ki ülkemizde bunların sayıları çok fazla değildir ama bunlar önemli köşe başlarını tutmuşlar, bu milleti bölüp parçalamak ve efendilerine yem olarak sunabilmek için fırsat kollarlar

Uyanık olalım.

Bu hainlerin tuzaklarına düşmeyelim.

Çocuk ve gençlerimizi sahih İslami bilgi ve kültürü ile, tarih şuuru ile yetiştirelim. Çünkü tarih şuuru olmayan, kızıl elmayı anlayamaz. Şanlı ecdadımızın ulvi gayesini kavrayamaz...Gönül coğrafyamızın güzelliklerini ve hedeflerini hissedemez.

Tarih şuuru, yol gösterir, hedefler verir, azim aşılar, can ve heyecan verir, ruh verir...

Şu bir hakikattir ki,

"Tarihe şaşı bakanlar, tarihin akışını da değiştiremezler."

Tarih hem ilham kaynağı hem de ibretler tablosudur.

Rabbim hepimizi, idrak ve ihya etmeye çalıştığımız Miracımızdan sonra Berat Kandili ile Ramazan Ayı’na kavuştursun.

Rabbim Filistinli kardeşlerimizin yar ve yardımcısı olsun. Zalim İsrail ve destekçisi ABD'nin zulümleri had safhaya ulaşmıştır. Zulüm ile âbâd olanın sonu berbat olur. Rabbim hepsinin sonlarını berbat eylesin.

Fahri SAĞLIK

Emekli Müftü

Facebook Yorum

Yorum Yazın