KİTAPTAN DEĞİL, KİTAPSIZLIKTAN KORKMALIYIZ!
" Bir de ne zaman hakikatin apaçık kanıtları olan âyetlerimiz onlara okunsa, huzurumuza çıkacak yüzü olmayan o kimseler derler ki: " Git, bize bundan başka bir hitap getir, ya da onda değişiklik yap!" ( Ey Peygamber)! De ki: " "O'nu kendime göre değiştirmem olacak şey değil. Ben yalnızca bana vahyedilene uyarım: çünkü ben Rabbime karşı gelecek olursam, korkunç bir Gün'ün azabından korkarım." ( Yûnus sûresi, âyet 15)
Ayeti kerimenin tefsiri yorumu:
" Unutulmaması gereken nokta, " Kur'an" ifadesinin müşriklere atfen kullanılan bir cümle içersinde geçmesidir. Bu ve buna benzer bir bağlamda " Kur'an" olarak çevirmek anlama problemine yol açacaktır. Çünkü, Hatib'in ve ilk muhatabın zihnindeki kavramlaşmış anlam bire bir örtüşmemektedir.
Kelime kavramsal anlamını sonraki dönemlerde kazanmış, hatta Tedvin Asr'ından sonra " Mushaf" isminin yerine kullanılmaya başlanmıştır. Oysa ki Kur'an, Hatip olan Allah'la muhatap olan insan arasında canlı, aktif ve yaşanan bir diyaloğun eseri olarak sözlü bir ' hitap' , Mushaf ise Hz. Peygamber'den sonra vahiy metninin kaydedildiği yazılı bir " kitap"tır.
Anlama faaliyetinin ilk ve zorunlu adımı, anlamın kaynağından hedefine taşınırken yolda uğradığı " anlam zaafını" asgariye iindirmektir. İşte bu yüzden, Kur'an'ın lafzı için yalnızca mantukunu değil mefhumunu da iyi yansıttığını düşündüğümüz " hitap" karşılığını kullandık." ( Kur'an-Tefsir-Meal)
Konu başlığından da anlaşılacağı üzere, mes'ele mühim ve üzerinde hayat boyu durulması, yaşanması, idrak edilmesi gereken bir mes'eledir. Merhum Cemil Meriç beyi rahmetle, minnetle ve saygı ile anıyorum.
Örneğin, Batı toplumları kitapsızlıktan mağdur ve perişan yaşamaktadır. İncil kitabı toplumlara hitap etmediği, sadece Kilise duvarlarının loş boşluklarında kaldığı için mağdur ve perişandır.
İsterseniz, Batı toplumlarının arasına katılın ve insanları bu konuda bir sınava tabi tutunuz. Ne göreceksiniz biliyor musunuz? Kitapsızlık!.. İncil kitabı sadece görevli Kilise erbabınca biliniyor mu bilmiyorum, sadece Kilise içersine hapsedilmiş, bir anı, bir hatıra olarak gelen ziyaretçiler tarafından seyri temaşa edilmektedir.
Tevrat'ta öyledir!.. Hangi insanımız Tevrat'ı incelemiş ve okumuştur?!.. Kendi insanları bile, Yahudi zümresi insanlar bile Tevrat okumaktan mağdur, perişan ve sefilleri oynamaktadırlar. Zaten okumuş olsalardı, günümüz dünyasında yaşanan ırkçılık, kavimcilik, gaddarlık çıkmazı yaşanmayacak, hiç bir Yahudi bireyi bir başkasına zulüm etmeyecekti!..
Diğer taraftan Komünizma denilen illet, kapitalizm denilen marazi hastalık, bireyleri kitapsız hale getirmiş, kos koca Sovyetler, Çin ve Maçin ve sair milletler kitapsızlığın girdabında zaman geçirmektedirler. Onun içindir ki, bir dönemin meşhur Devlet Başkanı " Ahmak İvanlar" sözünü boşu boşuna söylememiştir.
Mes'elenin en ilginç ve püf noktası olan kitapsızlık mevzuunu Müslüman kitlelere de indirgeyecek olursak, örneğin kendii ülkemizde cereyan eden Kur'an korkusunu ele almak lazımdır Bir kısım Müslümanlar tarafından isteniyor ki, Kur'an anlaşılmasın, ne Meali, nede tefsiri bireyler tarafından okunmasın, bilinmesin istenmektedir.
Varsa, yoksa sadece Şeyhlerin, müridanın, gavs'ların, Mehdi geçinenlerin sözleri, yalan yanlış bilgileri ortama hakim olsun, ama, Kur'an Meali, tercümesi zihinlere hakim olmasın istenmektedir.
Netice olarak;
" Her kim bu ( ilâhi mesajdan) yüz çevirirse, iyi bilsin ki o, Kıyamet Günü ( zorlanacağı) bir sorumluluğun altıına girmiş olacaktır." ( Tâhâ sûresi, âyet 100)
Bu ayet ve tüm ayeti kerimelerden anlıyoruz ki, milletler ve fertler, hangi ülke insanı olursa olsun, " kitapsızlık" sıkıntısı yaşamaktadır.
Zaten kitapsızlık sıkıntısı yaşanmamış olsaydı, İneğe tapan insanlar inekten bir fayda beklemez, sokaklarında,İnekler özgür bir hava içersinde gelişi güzel yaşamazlardı.
Yapılacak iş önemli ve mühimdir!.. Fertleri ve insanlığı kitabla buluşturmak, Kur'an vahyinin okunması, anlaşılması ve emirlerinin yaşanması ve ortama aziz Kur'an'ın hakim olmasıdır.
Bu mühim mes'eleyi gerçekleştirmiş olduğumuz an görülecektir ki, ne İneğe tapılacak, ne paraya, ne pula, nede kitapsızlığa prim verilmeyecektir.
Rabbimiz!.. Bizleri ve ümmeti kitapsızlık girdabından korumuş olsun!.. Selam ve dua ile...
Şerafettin Özdemir

































Facebook Yorum
Yorum Yazın