KURBAN, İSMAİLLERİ ORTAYA KOYABİLME FEDAKÂRLIĞIDIR!..
" Onların ne etleri, ne de kanları Allah'a ulaşır; fakat sizden O'na ulaşan yalnızca O'na ulaşan yalnızca O'na karşı gösterdiğiniz derin sorumluluk bilincidir. Böylece onları sizin yararınıza âmâde kıldı ki, size yol gösterdiğinden dolayı Allah'ın yüceliğini lâyıkıyla takdir edesiniz; ve ( sen Ey Peygamber,) iyileri ( O'nun rızasına ermekle) müjdele!" ( Hac sûresi, âyet 37)
Âyeti kerimenin yorumu şöyledir:
" Kurban ibadetinin hikmeti, " eşyanın insanın emrine âmâde kılınması" demeye gelen teshir sırrında yatmaktadır. Bu sırrı önceki âyette yer alan kezalike sahharnâhâ lekum lekum ile bu âyeteki kezâlike sahharahâ lekum ibâreleri ele verir.
Teshir, insanın yaratılmışlar âlemindeki şerefini gösterir. Lekum'deki lâm hem " insanın emrine âmâde kılınmayı " hem de " insan için bir yasaya bağlı olarak yaratılmayı" ifade eder.
Allah'ın insana musahhar kıldığı her şeyin üzerinde zımnen " insani hizmete mahsustur" yazılıdır. Kur'an'a göre yıldızlar, nehirler, güneş ve ay, gece ve gündüz, yeer ve gökteki her şey, denizler, kuşlar, bulutlar insanın emrine musahhar kılınmıştır.
Kurbanlık hayvanlar da öyle... Teshir, vaarlık hiyerarşisine ( meratibü'l-vücud) delalet eder. Kurban kesmek, Allah'ın koyduğu varlık hiyerarşisine saygı göstermektir.
Zira insanlığın dünü ve bugünü, varlık hiyerarşisi bozulunca başta öküz ( apis) ve inek ( hotor) olmak üzere emrine verilen her şeyi tanrıılaştırdığının sayısız örnekleriyle doluudur. ( 7: 148). Mâide 103. Âyet , cahiliyye insanının varık hiyerarşisini bozma teşebbüsünü reddeder.
Kurban kesme zımnen şu ahdi vermiş olur: Allah'ım! Senin varlık için koyduğun sıralamayı ( merati'b'l vücûd) bozmayacağım!" ( Kur'an-Meal-Tefsir)
Binaenaleyh, Allah rızası için kurban kesme eylemi, Allah yolunda cömertliğin, fedakârlığın ve Rabbe teslim olmanın ifadesidir. İnanan insanlar kurban kesmekle, cedleri ve diğer bir ifadeyle ataları Hz. İbrahim ve Hz. İsmail'in şanlı hatıralarını anmakta, yaşatmakta tazelemekte ve gerektiğinde kendilerinin de aynı teslimiyet ve fedakârlığa hazır olduklarını ifade etmektedirler. Kurban, fedakârlık, samimiyet ve cömertliğin sembolüdür. Kişilik kazanılmasında da etkisi büyüktür.
Hz. İbrahim ve İsmail (as)lardan beri süregelen kurban kesme eylemi son Rasul (sav)'dan tarafındanda yaşatılmış, bil cümle sahabe-i kiram bu güzel sünnete ittiba etmişlerdir...
Bu vesile ile, 21 nci asrın insanları da bu mutlu ibadeti aksatmadan, gevşetmeden, sekteye uğratmadan devam ettirmektedirler. Ülke içersinde yaşandığı gibi, kurban kesme ibadeti yurt dışı camilerimizde de sanki yarış yaparcasına iilgi ve alakayla sürdürülmektedir.
Böylesi müthiş bir ibadet olan kurban kesme işlemi, sınırlar ötesini aşıyor, nerede bir gariban, garib insanlar var ise oraya ulaştırımakta onlarında etsiz ve kurbansız kalmamaları temin edilmektedir. Örneğin, Somali ülkesi, Çad ve benzeri fakir ülke insanları kesilen kurban etiniden istifade ettirilmektedir.
Hamdü sena olsun ki, dünkü tariihlerde Hz. İbrahim (as) rüyasını gerçekleştirmek amacıyla oğlu İsmail'i kurban ederken,. Faziletin, erdemin ve fedakarlığın zirve noktasına ulaşmıştı.
Günümüz dünyasında Gazzeli gariban ve mağdur insanlar, bu lütuftan yararlanmak, fayda görmek için sınır kapılarına nazar etmektedirler. Siyonistler, o bölgelerde toprak kazanmak için, Filistinli müslümanları yerlerinden, yurtlarından kovmak için uğraş vermektedirler.
Bizlerin, Gazzeli ve Filistinli müslümanlara destek olmamız, kurban bağışlarımızı onlara hediye olarak sunmamız, sanki İsrail piyonlarına, emperyallerine sıkılmış bir kurşun mesabesinde hissetmeliyiz. Çünkü, Gazzeli Müslüman direnmeli ki, İsrail emperyalizmine karşı dura bilmek için kendilerini aç ve biilaç hissetmemelidir.
" Zor şartlarda gerçeği dillendirmenin atası İbrahim (a). O, müşrik bir toplumda ve tek başına hiç kimseye aldırış etmeden en zor şartlarda davasına devam ettirmiştir. En yakınları ona cephe açtı. Bu nedenle Allah onu tek başına bir ümmet olarak yâd etti.
Biricik ciğerparesi İsmail'ini ilk olarak o ortaya koydu; yurdundan hicret etti. Her şeyden arınıp kendine hiçbir pay ayırmadan nefsini olduğu gibi Rabbi'ne adadı; ateşe, hicrete, cenge evet dedi; " halim" gül gibi kokladığı, bağrına bastığı, kucakladığı biricik oğlu İsmail'ini hiçbir tereddüde mahal bırakmadan ortaya koydu.
Hz. İbrahim'in boyun eğmekten, tereddütsüz teslim olmaktan başka bir seçeneği yoktu. Bu teslimiyette üzülme, kaygı, ıstırap yok, ah vah yok; emre rıza ve teslimiyet var. Zaten , " Allah ve Resulü bir işe karar verdiği zaman gerek inanan bir erkeğin gerek inanan bir kadının kendilerine ait bir işte tercih hakları yoktu." ( Ahzab sûresi, âyet 36)
Âyeti mü'minlere tereddüt ve itiraz seçeneğini vermemiştir. O, oğlunu savaşa göndermiyor, eliyle kurban etme hazırlığı yapıyordu. Allah'a iman etmenin ona teslim olmanın ne anlama geldiğini insanlığa sunuyor. İmanın sadece dillerde dolaşan bir kelam olmadığını öğretiyordu.
İşte iman ve kurban budur. Allah'ın İsmail'i kurban etmesini istemesi, onlara azap etmek için değildi. Hz. İbrahim'in zatında kıyamete dek gelecek bütün nesillere fedakârlığın, imanın, kurbanın ne olduğunu göstermek istiyordu.
Hiç bir şey Allaha rızası ile kıyaslanamaz. Rabbi kendisini kendisinden daha çok tanıyor, seviyor. Hayatın, tamamı Allah Teâlâ'nın rızası karşısında hiçbir değer ifade etmez." ( Kur'anî Hayat, A. Candan, say.33)
Netice olarak;
Yaklaşan Kurban günlerini, kurbanımızla, paylarımızla fakir fukarayı, öğrenci yurtlarını, eşimizle, dostumuzla sevinç içersinde geçirerek yaşamalıyız.
Yoksa, kurban etlerini dağıtmayıp, buz dolaplarına boca ederek hapsetmemeliyiz. Kurban etlerindei usul, etlerin üçe taksim edilmesi, kendimize, komşularımıza ve muhtaç olanlara ulaştırarak onlarında bayram günlerini huzur içersinde geçirmelerinii temin etmektir.
Milletçe heyecanlıyız!.. Bu heyecanın sebebi ise, coşku içersinde Kurban bayramını idrak edeceğimiz günlerin yaaklaşmış olmasıdır.. Büyük, küçük dillerde tekbir, kılmış olduğumuz namaz sonlarında hep bir ağızdan gürül gürül getirilen tekbirler bize huzur ve mutluluk verecektir.
Allah'ın büyüklüğünün tesbih etmemiz, tekrar tekrar ifade etmemiz, imanımızın bir gereğidir.. Rabbimiz!.. Bizleri bu hallerden mahrum eylemesin!.. Selam ve dua ile..
Şerafettin Özdemir


































Facebook Yorum
Yorum Yazın