Miracı anlamak ve yaşamak
Dün akşam içerisinde ilahi lütuf ve bereketler barındıran, hikmet ve muştularla gelen Miraç Kandil’ini idrak ettik. Bu mübarek kandilin yüreklerimizdeki imanı ve topraklarımızdaki emanı güçlendiren, milletimiz, ümmetimiz ve insanlık âlemi için hayra, huzura, barışa vesile olan bir gece olmasını Cenabı-Hak’tan niyaz ediyor, bütün müminlerin Miraç Kandil’ini tebrik ediyorum.
Miraç; Sevgili Peygamberimizin Allah’ın izni ve keremiyle önce Mescit-i Haramdan Mescit-i Aksa’ya, oradan da sonsuz kudretin ayetlerini müşahede etmek üzere semaya yükseltildiği yolculuktur.
Asırlar önce gerçekleşen bu mucizenin her Müslüman için değeri ve anlamı büyüktür. İnsanlığın hürmeti, merhameti, muhabbeti unuttuğu; emaneti zayi ettiği, benliğini ve kimliğini kaybettiği, menfaat ve düşmanlık girdaplarında boğulduğu günümüzde miracın derin anlamı bir daha hatırlanmalıdır. Alnı secdeye her değdiğinde miracı yaşayan mümin, bu kutlu yolculuğun mesajına aşina olmalı, miraç bilincini kuşanmalı, hayatının bütün evrelerimde maddi ve manevi inkişafın yollarını aramalıdır. Mümin, yücelmenin yegâne yolunun Allah’a kul olmaktan geçtiğini; mal, mülk, makam, mevki uğruna inancını ve erdemlerini feda ederse vuslata eremeyeceğinin farkında olmalıdır. Zira hem Cenabı Hakkın katında hem de toplum nezdinde kadri yüce bir insan olmak, Sıddık olmakla, özü sözü bir, güvenilir, mütevazı, fedakâr ve samimi bir mümin olarak yaşamakla mümkündür.
Miraç ile geçmişte göklere uzanan yolculuk, bugün kendi semamıza, iç dünyamıza doğru devam etmektedir. Peygamberimizin şahsında Mekke’yi Kudüs’e bağlayan yol, bugün hepimizin gönlünde bu iki harem beldeyi buluşturmaktadır. Hz. İbrahim’in Kâbe’yi inşa ederken tevhit, birlik, kardeşlik, kulluk için yaptığı çağrı, bugün Mescit-i Aksa için ümmet, özgürlük, diriliş, dayanışma şuuruna dönüşmelidir. Unutulmamalıdır ki, mümin miracız, miraç Mescit-i Aksa ’sız olmaz.
Savaşın ve zulmün kol gezdiği dünyada güvenin, huzurun, emniyet ve hürriyetin yeniden hâkim olması, insanlığın miraç değerlerini benimsemesiyle mümkün olacaktır. Sadece İslâm dünyasının değil, bütün insanlığın manen yücelmesine ve yükselmesine engel teşkil eden problemler ancak miraç değerleriyle aşılacaktır. İnsanlık; ahlâkına, hukukuna, sorumluluğuna kısacası insanlığına sahip çıktığında yeryüzünün şerefli halifesi olacaktır.
Sevgili Peygamberimizin İsra ve Miracı Kur’an-ı Kerim’de ve O’nun hadislerinde en güzel bir şekilde anlatılır. Ancak bugün biz Miracı bu çağımıza nasıl getirebiliriz? Ya bizim miracımız nasıl olmalı? Her şeyden önce bizim miracımız kendi kalbimizin semasına yapabileceğimiz bir miraçtır.
Hadis kitapları Sevgili Peygamberimizi miraca götüren vasıtaların Burak ve Refref adlı manevi binitler olduğunu anlatırlar.
Ya bizim Buraklarımız refreflerimiz neler olabilir?
Bizim Buraklarımız da var, Refreflerimiz de. Buraklarımız sadık ve samimi imanlarımız, Refreflerimiz ibadetlerimiz, itaatlerimizdir. Veya bizi miraca götüren Burak’ımız ihlas ve takvamız, bizi Allah’a götürecek Refremiz güzel ahlakımız, hayır ve hasenatımızdır. Hak’tan ve hakikatten ayrılmamaktır. Bizi miraca götürecek Refrefimiz doğruluktur, dürüstlüktür, adalettir, sevgidir, merhamettir, kardeşliktir, bütün mahlukata karşı şefkatli olmaktır. Biz bunlarla birlikte kendi gönül dünyamızın semasına her an miraca çıkabiliriz. Ve elbette en büyük miracımız Miraç’tan hediye gelen namazımızdır.
Sevgili Peygamberimizin Miraç hediyelerinden; birincisi namaz , ikincisi Bakara suresinin son iki ayetidir.
Bu Miraç Kandili münasebetiyle sizlerden istirhamım Bakara Suresi’nin son iki ayetini meali ve tefsiriyle birlikte okumaktır. Çünkü bu ayetlerde iman esaslarımız var. Bu ayetlerde İslam’ın evrenselliği var. Bu ayetlerde yüksek sorumluluklarımız ve zaaflarımız birlikte anlatılır. Buna göre “Hiç kimse gücünün yetmeyeceği yükten sorumlu değildir” Mümine bireysel sorumluluğun sınırları gösterilir. Ancak “gücümüzün yettiği şeylerden sorumlu olduğumuzu”, yine bu ayetlerden anlarız.
Kendimizi düzeltmekten sorumluyuz. Kazancımızdan sorumluyuz. Çoluk çocuğumuza helal lokma yedirmekten sorumluyuz. Komşularımıza ve çevremize karşı sorumluyuz. Milletimize, vatanımıza, tarihimize ve kültürümüze karşı sorumluyuz. Kullandığımız her şeyden, istifade ettiğimiz her nimetten sorumluyuz. Miraç müjdesi ayetler, bize sorumluluğumuzun sınırlarını gösteriyor.
Miraç Kandili vesilesiyle hatırlatmak isterim ki tarih boyunca bizler farklılıklarımızı zenginlik olarak kabul eden bir medeniyetin çocuklarıyız. Her zamankinden daha fazla birbirimize karşı hoş görülü olmalıyız. Kalplerimizi, gönüllerimizi birbirine açmalıyız. Birbirimizle daha çok konuşmalıyız. Birbirimizi daha çok dinlemeli, daha çok anlamaya çalışmalıyız. Yüce Allah’ın verdiği dille, kalple, akılla birbirimizle konuşalım. Taşla, sopayla, gazla, bombayla değil. Allah’ın bize beyan aracı olarak verdiği bir dil nimeti var. Hele hele bütün dillerin tercümanı olan bir gönül var, akıl var. Bu büyük vasıtalarla birbirimizle konuşalım.
Kaybettiklerimizin peşine düşelim. Ve hep birlikte ismini İsra ve Miraç hadisesinden alan Kur’an-ı Kerim’in İsra suresinde yer alan Miraç değerlerine kulak verelim. Bu surede on bir tane büyük Miraç değeri bizi kalbimizin semasına götürecek değerlerdir:
1. Allah’ın varlığı ve birliğine inanmak, yalnızca O’na ibadet etmek, O’nun dışında kimseye kul olmamak,
2. Ana babaya iyi davranmak, onlara ‘öf’ bile dememek,
3. Akrabaya, yolda kalana ve yoksula yardım etmek,
4. Harcamalarda dengeli davranmak, saçıp savurmamak, israftan kaçınmak,
5. Yoksulluk korkusuyla çocukları öldürmeye teşebbüs etmemek, nesilleri kurutmamak,
6. Zinaya yaklaşmamak,
7. Allah’ın öldürülmesini haram kıldığı cana kıymamak,
8. Yetimlerin mallarını koruyup gözetmek ve geliştirmek,
9. Ölçüde ve tartıda hile yapmamak, haksız kazançtan şiddetle sakınmak,
10. Hakkında bilgi sahibi olmadığımız herhangi bir konuda hüküm vermemek, bilgisizce değerlendirmelerden uzak durmak,
11. Kibirlenmemek ve böbürlenmemek.
Sözlerime miraç hediyesi ayetlerde geçen bir dua ile son vermek istiyorum: “Ey Rabbimiz! Unutur veya yanılırsak bizi sorumlu tutma. Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin ağır yükleri yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme. Ey Rabbimiz! Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet eyle. Sen bizim Mevla’mızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bizlere yardım eyle.”
Fahri SAĞLIK
Emekli Müftü

































Facebook Yorum
Yorum Yazın