Şeref ŞEN

Şeref ŞEN

Mail: serefsen4848@gmail.com

Öğretmenlerde İl İçi Rotasyon Çıkmazı; Yönetmelikte Var, Uygulamada Yok

Türk eğitim sisteminde yıllardır tartışılan konulardan biri de öğretmenlerin il içi rotasyonudur. Uzun yıllardır  çeşitli düzenlemelerde yer bulan, zaman zaman uygulanacağı açıklanan ancak çeşitli gerekçelerle sürekli ertelenen il içi rotasyon, bugün de eğitim camiasının en çok konuştuğu konular arasında yer almaktadır.

Son olarak Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan yeni Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği ile konu yeniden gündeme gelmiş, ancak bu kez de uygulamanın nasıl hayata geçirileceği konusunda farklı değerlendirmeler yapılmaya başlanmıştır.

İl İçi Rotasyon Nedir?

İl içi rotasyon; aynı eğitim kurumunda uzun yıllar görev yapan öğretmenlerin, belirli bir sürenin sonunda aynı il sınırları içerisindeki başka bir eğitim kurumuna atanmasını ifade etmektedir. Amaç; okullar arasında öğretmen dağılımını dengelemek, kurumlarda uzun yıllar oluşan durağanlığı önlemek, mesleki gelişimi desteklemek ve eğitimde fırsat eşitliğini güçlendirmektir.

Yönetmelik Ne Diyor?

Öğretmenlerin görev yerlerinin değiştirilmesine ilişkin esaslar, Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Öğretmenlerin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği ile düzenlenmektedir.

Yönetmeliğin 2'nci maddesinde (Dayanak), düzenlemenin ilgili kanunlara dayanılarak hazırlandığı belirtilmektedir. 4'üncü maddede (Temel İlkeler) ise öğretmenlerin atama ve yer değiştirme işlemlerinin; eğitim kurumlarının öğretmen ihtiyacı, hizmet puanı üstünlüğü, liyakat, kariyer, eşitlik ve hizmet gerekleri esas alınarak yürütüleceği hüküm altına alınmıştır.

Bunun yanında yönetmeliğin "Öğretmenlerin Aynı Eğitim Kurumunda Azami Çalışma Süresi" başlıklı hükmünde, öğretmenlerin aynı eğitim kurumunda en fazla 12 yıl görev yapabilecekleri düzenlenmiştir. Buna göre, 30 Eylül tarihi itibarıyla aynı okulda 12 yılını dolduran öğretmenlerin yer değiştirme işlemleri ders yılının bitiminden sonra gerçekleştirilecek; öğretmenlere tercih hakkı tanınacak, yerleştirmeler hizmet puanı üstünlüğüne göre yapılacak, tercihine yerleşemeyenler ise yönetmelikte belirtilen esaslar doğrultusunda resen atanabilecektir.

Ancak dikkat çeken nokta şudur: Rotasyona ilişkin bu düzenleme yönetmelikte yer almasına rağmen bugüne kadar istikrarlı ve genel bir uygulamaya dönüştürülememiştir. Bu nedenle öğretmenler arasında haklı olarak şu soru sorulmaktadır: "Bu kez gerçekten uygulanacak mı?"

Rotasyonun Savunulan Yönleri

İl içi rotasyonu savunanların önemli gerekçeleri bulunmaktadır.

Öncelikle aynı okulda yirmi, hatta otuz yıl görev yapan öğretmenlerin zamanla çalışma alışkanlıklarının değişime direnç gösterebildiği ifade edilmektedir. Eğitim ise sürekli yenilenen bir alandır. Farklı okul ortamları, farklı öğrenci profilleri ve farklı yönetim anlayışları öğretmenlerin mesleki gelişimine katkı sağlayabilir.

Bir başka gerekçe ise öğretmen dağılımındaki dengesizliktir. Bazı okullarda deneyimli öğretmenler uzun yıllar görev yaparken, bazı okullarda sürekli öğretmen değişikliği yaşanabilmektedir. Rotasyonun bu dengesizliği azaltacağı savunulmaktadır.

Ayrıca aynı okulda uzun yıllar görev yapmanın zaman zaman kurum kültürünü durağanlaştırdığı, değişime direnci artırdığı ve yönetim açısından bazı alışkanlıkları kalıcı hâle getirdiği de dile getirilmektedir.

Rotasyona Karşı Çıkanların Gerekçeleri

Ancak rotasyona karşı çıkanların da güçlü gerekçeleri vardır.

Öğretmenlik yalnızca ders anlatmaktan ibaret değildir. Öğretmen; öğrencileriyle, velileriyle ve bulunduğu çevreyle yıllar içinde güçlü bağlar kurmaktadır. Bu bağların zorunlu olarak koparılması hem öğretmenin motivasyonunu hem de okul iklimini olumsuz etkileyebilir.

Özellikle büyükşehirlerde aynı il içerisinde yapılacak bir görevlendirme, öğretmenin günlük ulaşım süresini ciddi ölçüde artırabilir. Bu durum aile hayatını, ekonomik şartları ve çalışma verimini doğrudan etkileyebilir.

Bir başka eleştiri ise hizmet puanı sistemine yöneliktir. Yüksek hizmet puanıyla tercih ettiği okula yerleşen bir öğretmenin yalnızca görev süresi dolduğu gerekçesiyle başka bir okula gönderilmesi, hizmet puanı sisteminin anlamını ve motivasyonunu zayıflatabilir.

Eğitimde istikrar da göz ardı edilmemesi gereken bir başka husustur. Başarılı okullarda yıllar içinde oluşan ekip ruhunun sık sık bozulması, öğrenci başarısını da olumsuz etkileyebilir.

Peki Çözüm Ne Olmalı?

Eğer yönetmelikte yer alan bu hüküm uygulanacaksa, süreç mutlaka adalet, şeffaflık ve öngörülebilirlik ilkeleri çerçevesinde yürütülmelidir. Öğretmenlerin aile bütünlüğü, sağlık durumu, ulaşım imkânları, okulun ihtiyaçları ve hizmet puanı birlikte değerlendirilmelidir.

Rotasyon, eğitim sisteminin niteliğini artırmaya yönelik bir insan kaynakları politikası olarak görülmelidir. Özellikle aynı ilçe içerisinde gönüllülüğün teşvik edilmesi, hizmet puanını özendiren uygulamaların geliştirilmesi ve öğretmenlerin tercih haklarının geniş tutulması, sistemin daha sağlıklı işlemesini sağlayacaktır.

Sonuç

Bugün gelinen noktada tartışılan konu, rotasyonun hukuki dayanağının bulunup bulunmadığı değildir. Çünkü yönetmelik bu konuda açık hükümler içermektedir. Asıl tartışma, yönetmelikte yer alan bu hükümlerin uygulanıp uygulanmayacağı; uygulanacaksa hangi takvim ve hangi ölçütler çerçevesinde hayata geçirileceğidir.

Hiç şüphesiz eğitim sistemi, belirsizliklerden değil; öngörülebilir, istikrarlı ve güven veren kurallardan beslenir. Bu nedenle rotasyon uygulanacaksa kapsamı, takvimi ve esasları önceden açıkça belirlenmeli, tüm öğretmenlere eşit, adil ve şeffaf biçimde uygulanmalıdır. Eğer uygulanmayacaksa, yıllardır yönetmelikte yer almasına rağmen hayata geçirilmeyen hükümler gözden geçirilmeli ve eğitim camiasında oluşan belirsizlik sona erdirilmelidir.

Asıl mesele rotasyonun varlığı ya da yokluğu değildir. Asıl mesele, eğitim yönetiminde alınan kararların öngörülebilir, tutarlı ve sürdürülebilir olmasıdır. Öğretmenler hangi kurala tabi olduklarını bilmeli; Bakanlık da yürürlüğe koyduğu düzenlemeler konusunda kararlı ve tutarlı bir uygulama sergilemelidir. Sürekli tartışılan ancak uygulanmayan hükümler, zamanla mevzuatın güvenilirliğini de zedelemektedir.

Unutulmamalıdır ki güçlü eğitim sistemleri yalnızca iyi hazırlanmış yönetmeliklerle değil, uygulanabilir ve güven veren politikalarla ayakta kalır. Çünkü eğitimde güven; söylenenle yapılanın, yazılanla uygulananın örtüştüğü yerde başlar.

Facebook Yorum

Yorum Yazın