Şerafettin Özdemir

Şerafettin Özdemir

Mail: kursadalperen@live.nl

Ölülerin Ardından Kur'an Okumak Doğru mudur? -2

ÖZELLİKLE, RAMAZAN  AYINDA ÖLÜLERİN RUHU İÇİN KUR'AN OKUMAK DOĞRU MUDUR?.. -2-


     " Sayılı günlerde.. Sizden kim hasta ya da yolcu olursa, tutmadığının saayısı kadar diğer günlerde ( oruç tutar) ve ( bunlar arasından) ona gücü yetenler üzerine, bir yoksulu doyuracak fidye gerekir. Kim daha fazla hayır işlerse kendisi için daha yararlı olur, ama - eğer bilirseniz- oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır." ( Bakara sûresi, âyet 184) 

     " ( O sayılı günler!) Ramazan ayıdır ki, insanlığa rehber olan, bu rehberliğin apaçık belgelerini taşıyan ve hakkı bâtıldan ayıran Kur'an işte bu ayda indirilmiştir. Sizden biri bu aya ulaştığında oruç tutsun; hasta ya da yolcu olan kimse de baaşka günlerde kaza etsin! Allah sizi için kolaylık ister, sizi zora koşmak istemez; oruç günlerinin sayısını tamamlamanızı, sizi doğru yola ulaştırdığı için O'nu tekbir etmenizi ister; umulur ki şükredesiniz." ( Bakara sûresi, âyet 185) 

     Kısa bir yorum:

     " Oruç, Kur'an'ın doğum kutlamasıdır. İşte içerisinde Kur'an o gece nâzil olduğu için "  bin aydan daha hayırlı " olan kadir/ kader/ ölçü gecesini barındıran Ramazan ayını değerli kılan da buydu. Bu silsileyi izlersek; Ramazan'a hürmet Kur'an'a hürmettir. 

     Kur'an'a hürmet Allah'a hürmettir. Ramazan'a hürmetin ölçüsü ise onu oruçlu geçirmektir. Çünkü o insanlığa rehber olan ve hakkı bâtıldan ayıran vahyi elinden tutarak insanlığa sunmuştur. Ramazan kutsallığını Kur'an ayı oluşundan alır." ( Kur'an Meali) 

     " Ve doğrusu biz bu Kur'an'ı ders alsın diye kolaylaştırdık; öyleyse yok mudur ders alan?" ( Kamer sûresi, âyet 17)  Ayeti kerime içerisinde geçen " zikir" kelimesi, hem Kur'an'ı anlamayı, hem de öğüt almayı ifade eder. 

     " Ve doğrusu biz bu Kur'an'ı ders alsın diye kolaylaştırdık, öyleyse yok mudur ders alan!" ( Kamer sûresi, âyet 22) 

     " Şu halde sana vahyedilene sımsıkı sarıl; çünkü sen dosdoğru bir yol üzeresin." ( Zuhruf sûresi, âyet 43)

     " Kuşkusuz bu ( vahiy), senin ve kavmin için bir şeref ve itibar kaynağıdır. Fakat zamanı gelince hepiniz ( ona karşı aldığınız tutuma göre) hesaba çekileceksiniz." ( Zuhruf sûresi, âyet 44 ) 

      Tüm bu ayeti kerime meallerinden şunları anlamak, uygulamak zorundayız. Tabii ki, ölülerimizi unutacak, onları duasız, Fatihasız, sadakasız bırakacak değiliz.  Lakin, mezardaki ölüye de, zina ayetini, faiz ayetini, nikah ayetini okumanın hiç bir anlamı olmasa gerektir. 


     Kur'an hayatta iken okuyup yaşanması gereken bir kitaptır ki Allah, ancak bundan razı olup gereğini yapana ecir vereceğini bildiriyor. Öldükten sonra ölü için Kur'an okumak Kur'an'ın verdiği mesajın anlaşılmadığının bir kanıtıdır.

     Diri olanlara, kendileri için bunu neden yaptıkları sorulduğunda: " sevap kazanmak için" denilmektedir. Sevap kazanmak, Allah'ın rızasına uygun iş yapmakla mümkündür. Anlamadığımız dilden okuduğunuz ayetlerin sizden ne istediğini nasıl bileceksiniz ki onu amele dönüştürerek sevap kazanmış olasınız?

     Bu konuda şöyle bir örnek verilir: İnsanlar helak olmuştur, alimler müstesna. Alimler de helak olmuştur, ilmiyle amel edenler müstesna. İlmiyle amel edenler de helak olmuştur, amellerinde ihlaslı olanlar müstesna.

     İş bu minval üzere okumak yetmiyor, bilmek ve bilginin ihlaslı amele dönüşmesi gerekiyor. Kur'an'ı okumanın anlamı, anlamak için anladığını dilden okumaktır. Okumak da ancak yaşamak onunla amel etmek için olmalıdır ki maksadına uygun bir okuyuş olsun." ( Müsl. Sor. H. Bülbül, sayfa 128)

     Sonuç yerine;

     Tüm mes'elelerde olduğu gibi, bu mevzuda da Kur'anî ve aklî davranmak zorundayız. Ölenlerimiz için sadaka vermek, arkalarından dua etmek, hayır hasenatta bulunmak kalan sağ insanlar için en güzel bir davranış olacaktır. 

     Diğer taraftan, aziz Kur'an'ı, mezarlık kitabı, kabir Kur'an'ı, ölü ruhları için vahyedilmiş bir kitap olmak düşüncesinden kurtarmalıyız. Çünkü, aziz Kur'an; bir hayat nizamı kitabı olduğuna göre, 21 nci çağın en çok arzu edilen, arzulanan , emirlerinin yaşanması için şart olduğu bir kitap düşüncesini diri ve ccanlı tutmalıyız. 

     Yoksa, kısas ayetini kabirlere taşımanın, hırsızlık ayetlerini  mezarlarda okumanın, batılı ifade eden ayetleri ölülere okumanın bir faydası olmayacak, asıl faydalanacak kimselerin diriler olduğunu unutmamalıyız. 

      Nur sûresi 32 nci ayet, bekarların, öksüzlerin, yetimlerin, kimsesizlerin evlendirilmesinden bahsetmektedir. Tutar da bu ayeti kerimeyi, mezarlara götürür isek, " ey ölü, şu içimizdeki bekarları kalkda evlendir" anlamı, düşüncesi çıkmaz mı? Böylesi bir düşüncede, ne Resulullah devrinde, nede sahabe-i kiram zamanında yaşanmıştır. 

      Şu mübarek Ramazan günlerinde ve gecelerinde, aziz Kur'an'la bütünleşmeli, onun çağlara meydan okuyan mesajlarıyla yeniden dirilmeliyiz. Biz dirildiğimiz gibi, evlatlarımızda, neslimiz de dirilmelidir. 

     Rabbimiz!.. Milletimize;  Kur'an'la buluşmayı, bilişmeyi lütfetsin.. Selam ve dua ile.. 

     Şerafettin Özdemir

Facebook Yorum

Yorum Yazın