Fahri Sağlık

Fahri Sağlık

Mail: f_saglik@hotmail.com

Peygamber hasreti 

Peygamber hasreti 

“Muhabbetten Muhammed oldu hasıl

Muhammed’siz Muhabbetten ne hasıl

 

Yüce Allah’a hamt, sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa’ya sonsuz salat ve selam olsun. Rahmanın misafiri olma şerefine nail olan değerli kardeşlerim.

Bildiğiniz gibi, sevgili peygamberimiz 622 yılında Allah’ın izni ve emriyle, İslam nurunu dünyanın her tarafına yayabilmek için Medine’ye hicret etti. Aslında Medine’ye hicret, bir anlamda medeniyete hicretti. Medine’ye yola çıkan umre yolcusu, kendisinin de hicret etmekte olduğunu düşünmelidir. Elbette ki bu Hz. Peygamberin bir hadis-i şeriflerinde buyurduğu gibi “Allah’ın yasaklarını terk etme” anlamında mecazi bir hicrettir.

“Kim kabrimi ziyaret ederse ona şefaatim vacip olur” hadis-i şerifin muhatabı olmak için, yüce milletimizin hemen her ferdi Peygamber hasretiyle yanıp tutuşur. Şüphesiz ki, bu hasretin özünde bir sevgi, onun da temelinde sarsılmaz bir iman vardır.

Peygamberini “Adı güzel kendi güzel Muhammed” yahut “Ya Muhammed canım arzular seni” diye seven ve özleyen bir milletin ahfadı olan bizler, nasıl onu sevip özlemeyiz, nasıl onun hasretiyle yanıp kavrulmayız.

Peygamber hasreti, yaşanmış, yaşamakta olan ve yarınlarda da daima yaşanacak olan bir duygu, düşünce ve davranış biçimidir. Daha Resulullah hayatta iken sohbet arkadaşlarının onun yüzüne bakarken içlerini kavuran bir duygu ile, “Ya cennette ayrı kalırsak…” endişesi kim bilir kaç sahabenin gönlünü yakıp kavurmuş, Resulullah’ta “Kişi sevdiği ile beraberdir” buyurarak kim bilir kaç kişinin yüreğini serinletmiştir.

Bu hasret, Resulullah ebedi aleme intikal ettiğinde Bilal-i Habeşi’yi, başını alıp o çok sevdiği Medine-i Münevver’den uzaklaştıran aşktı. Bu hasret, Abdullah bin Ömer’i “Resulullah buralarda gezerdi, bu ağacın dibinde istirahat ederdi…” diyerek köşe bucak dolaştıran duyguydu. Bu hasret, Hz. Ömer’i “Seni Resulullah öptüğü için öpüyorum” diyerek Hacer-i Esvet’le buluşturan histi.

Değerli Kardeşlerim! Biz müminlerin Hz. Peygambere salat ve selam getirmediğimiz gün yoktur. Ancak bu bağlanışı bir sevda haline getiremediğimiz, dilimizden gönlümüze, gönlümüzden davranışlarımıza yansıtamadığımız sürece, gerçek sevgiye, hasrete kavuştuğumuzu söyleyemeyiz.

Peygamber hasretini, yüce milletimizin huzur toplumuna, adalet toplumuna, birlik-beraberlik-kardeşlik toplumuna, bilgi toplumuna özlemi olarak da yorumlayabiliriz. Peygamber hasreti, İslam Alemi’nin bugünkü dağınıklığı, kopukluğu, zayıflığı, geri kalmışlıktan kurtuluşunun da reçetesidir. Mekke karanlığını taş taş sökenler gönülleri Peygamber özlemi ile yanan, Kur’an çağlayanında yıkanıp Hz. Peygamber ahlakı ile ahlaklananlardı.

Bugün insanlık Peygamber hasretine asrı saadet kadar, belki de ondan daha fazla muhtaçtır. Soralım bakalım gönüllerimize: Hz. Peygamberi örnek almak, iz iz ona ulaşmak ideallerimiz arasında mı? Hz. Peygamberin gerçekleştirdiği İslam kardeşliği ruhunu diriltip hayata geçirmek ideallerimiz arasında mı? Soralım bakalım kendimize; günahlar deryasında tövbe ve secde şuurunu geliştirmek ideallerimiz arasında mı? Nebevi hoşgörüye ulaşabilmek, sabır imtihanını verebilmek ideallerimiz arasında mı? Bütün bu idealleri gerçekleştirebilmek için Peygamber hasretini hasret etmek ideallerimiz arasında mı? “Evet” diyebilenlere ne mutlu.

Medine’yi yaşamak bir özlemdir. Ensar tarafından tarifi imkânsız bir sevinç ve coşku ile karşılanmıştı hicret yolcusu. Sonunda beklenen misafir Yesrib’i teşrif etmiş, Yesrib “Medinetü’l Münevvere ”ye dönüşmüş, Medine’nin bir Peygamberi, Hz. Peygamberin de bir Medine’si olmuştu.

Medine-i Münevvere de kaldığınız süre içerisinde Allah Resulü ‘nün komşusu olduğunuzun idrakinde olunmalı, O’nun civarında takınılması gereken edebi, olgunluğu göstermeli, O’nun üstün ahlakı ile ahlaklanmaya ve bu ahlakı yaşamaya çalışılmalıdır.

Medine-i Münevvere ye ayak basar basmaz “Hiçbir şeyi Allah ve Resulü ’nün önüne geçirmeyeceğinize” (Hucurat Suresi,1), “Allah ve Resulüne itaat edeceğinize”( Nisa Suresi, 59 ), bundan böyle hayatınızın her safhasında “Resul ile birlikte yol tutacağınıza” (Furkan Suresi,27), O’nu kendinize “Güzel bir örnek edineceğinize” (Ahzap Suresi,21) dair söz vermelisiniz.

Medine de kalınan süre içerisinde, namazlarınızı Mescid-i Nebi’de kılmaya gayret ediniz. Hz. Osman, Hz. Abbas, Hz. Aişe, Hz. Fatıma, Hz. Hasan, gibi sahabelerin kabirlerinin  bulunduğu Baki Mezarlığı’nı, orada metfun bulunan yaklaşık on bin sahabeye dua etmeyi sakın unutmayınız.

Mescid-i Nebi’nin huzurlu ortamında, alemlere rahmet olarak gönderilen Kutlu Nebi’nin kuşatıcı rahmetinin manevi atmosferi yürekleri ve zihinleri bir çırpıda arıtabilecek güçtedir. Ancak bu atmosferi soluyabilmek için frekansların buna ayarlanması gerekir.

Yüce Rabbim, Resulünün haremine yapacağımız ziyaretinizi kabul buyursun. Sevgili Peygamberimizin büyük şefaatine nail olmayı hepinize nasip etsin. Yapacağınız bütün dua ve niyazlarınız yüce Allah katında makbul olsun. Umreniz mebrur, günahlarımız mağfur, amellerimiz makbul olsun. 

Fahri SAĞLIK

Emekli Müftü

Facebook Yorum

Yorum Yazın