A. Raif ÖZTÜRK

A. Raif ÖZTÜRK

Mail: araifozturk@hotmail.com

FON Krizleri ve Zihniyet farkı

“Şeytanın şerrinden sığındığım gibi, siyasetten de Allaha sığınırım” prensibim gereği, siyasi konulara hiç girmek istemediğim halde, bu konu siyaset değil, DEVLET ve VATAN konusuna dönüştürüldüğü için, bir nebze girmeye mecbur kaldım.

FON konusu ülkemizde öyle bir hâle geldi veya getirildi ki, âdetâ mayın tarlası gibi oldu.

Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi ile ilgili gayri ahlâki olaylar ortaya çıkmasaydı, FON yatırımları, mâsum bir yatırım aracı olarak devam edecekti. 

Çünkü FON konusu, BORSA gibi yasal bir konuydu. Kâr ve zarar da mümkün olduğu için, mâsum hâliyle Dînen de cevaz verilebilirdi.

Fakat son yıllarda, büyük sermayelerle hisseler alındığı için, büyük zararlar edilmesi hâlinde intiharlara bile sebep olabiliyor olması, Dînî hükümleri değiştirmiştir... 

Aynen TFF gibi; gayet masum sanıldığı halde, ŞERDE, KÖTÜDE ve ŞİKE’DE kullanıldığı zaman, ülke adına bir felâkete dönüşebiliyor. 

  • FON konusunun muzır ve gayri ahlâkî yönü: 

Yatırım amacıyla hissesi alınan şirketler; devletteki yetki gücüyle ve gizlice piyasa dalgalanmalarına müdahale edilerek, kazandırır hâle getirilebilmektedir. 

Kazandırılacağı kesinleştirilince, milyonluk değil, MİLYARLIK yatırımlarla, milyarlar kazanılmaktır.

Bu tüyolar, dost ve akrabalarına da bildirilince, olay da zincirleme büyüyor...

Konunun öznesi Sâbık Bakan Sayan Kaya, 63 Milyonluk hisse aldı, hissesini takla attırarak, 1,3 MİLYARA sattı. Eşinin alım ve satışlarıyla, toplam 2,17 MİLYAR haksız kazanç elde ettiler.

Yani bu olay direkt bir hırsızlık değil, mâsum bir ortaklık ve hissedarlık iken, Devletteki gücünü ve yetkisini kullanarak, kendi ve yakınlarının menfaatlerine yönlendirmektir. 

Bu yönlendirmeler, Yüzbinlerce kişiyi haksız bir şekilde kazandırıyor. Fakat MİLYONLARCA kişiyi de MAĞDUR ediyor. 

İşte bu nedenlerle de ağır SUÇLARA DÖNÜŞÜYOR.

Devletin içinden seçkin ve Bakanlık seviyesine oturtulan bir kişinin BAŞROLDE olması, devleti de Devlet Başkanını da çok zor bir duruma sokuyor... 

Böyle olması da; bu konuda da bir Siyonist veya FETÖ tuzağına dikkatleri çekiyor.

Bu teknik ayrıntıları açıklamamdaki sebep, asla konuyu hafifletmek değil, elbette gerekenler yapılmalı ve yapılacak. Zaten Cumhurbaşkanı, New York dönüşü Kabine Toplantısı sonrasında yaptığı açıklamada, bu iddialara net bir şekilde cevap vermiştir. 

Erdoğan, "Her kim milletin hakkına, hukukuna, malına el uzatırsa karşısında devleti bulur.”..dedi ve bu konunun en ince teferruatına kadar incelenerek, en AĞIR cezaların verilmesi için kesin talimatlarını verdi. Uzaktan veya yakından bulaşan herkesin, makamlarına bakılmaksızın yargılanmasını emretti... 

Bu sert ve kararlı tutum sonrasında, daha ilk günlerde sâbık Bakan ve eşinin TÜM mal varlıklarına el konuldu. 2,2 MİLYAR TL haksız kazancının da HAZİNEYE devredildiği açıklandı. 100’e yakın kişi de âcilen tutuklandı…

Fakat milyonlarca mağdurların kayıpları, nasıl telâfi edilecek?

  • Bu menfur olay, özetle böyle!.. 

Fakat mâlum zihniyetin; muhalefet yapayım derken, akıllara durgunluk verecek kadar zırvalamalara soyunması, konuyu şeytanın bile aklına gelmeyecek demagoji ve cerbezelere çekmesine ne demeli?

Benim hayretim ve itirazım; mâlum zihniyetin kalemşörleri ve kurum yetkilileri tarafından, bu FON olayı gösterilerek, 3800 sayfalık iddianamelerle ve 2430 yıl hapis cezasıyla yargılanan kişi gibi, aynı ağır cezalarla mukayese edilmesidir.

  • Aslında zerre kadar bile mukayese, asla kabul edilemez:

Çünkü İKTİDAR ve taraftarları, bu olaya asla sahip çıkmadılar ki. 

Bu kişilerin derhal cezalandırılmaları için, âdeta yekvücut seferber oldular.

Fakat MUHALEFET cephesi, böyle dürüst davranmak yerine, tam tersini yapıyor: 

Bu olayın 1000 kat fazlası olan, 2430 yıl hapis cezasıyla yargılanan kişiye, ölesiye sahip çıkıyorlar. 

Onlarca kat fazla yolsuzluklarla, rüşvetlerle, makamı kötüye kullanmalarla yargılanan YÜZLERCE belediye başkanlarına “ARKANDAYIZ BAŞKAN” diye naralar alarak sahip çıkıyorlar. 

  • ZİHNİYET FARKINI GÖRÜYOR MUSUNUZ?..
  • Akl-ı selîmi kahreden de işte budur… 

AYRICA; Mâlum zihniyete sahip kişiler bu konuyu, 2430 yıl hapis cezasıyla yargılanan kişi hakkında, tek bir defa tenkit etmedikleri halde, iç ve dış mihraklar “Cumhurbaşkanı adayımızı etkisiz hale getirmek için uydurulmuş” zannetsinler diye saptırarak, hâlen sahip çıkarak istismarlara devam ediyorlar. 

Üstelik de şikayetçiler de itirafçılar da aynı kendi zihniyetlerinden!.. 

Kılıçdaroğlu bile “Bu kişi siyasi tutuklu değil” diye itiraf ettiği halde… 

DİĞER YANDAN: Yolsuzluklarla, rüşvetlerle, makamları kötüye kullanmalarla, genç kızlarla yakalanmalarla, vs. YÜZ KIZARTICI suçlarla, gırtlağına kadar batmış olan ana muhalefet, kalkmış “Cumhurbaşkanı istifa” diye hezeyanlar savuruyor. 

  • Bu akıl almaz hezeyanlara ve zırvalamalara ne demeli?.. 

Saygı ve muhabbetlerimle.Vesselâm.

Facebook Yorum

Yorum Yazın