Modern Çağda Gençliğin Beş Büyük Çıkmazı
Her çağ, kendi insanını inşa eder. İçinde yaşadığımız çağ ise insana hiç olmadığı kadar imkân sunarken onu bir o kadar da yalnızlaştırıyor. Bilgiye ulaşmak kolaylaştı ama hikmet ve samimiyete ulaşmak zorlaştı. İnsanlar birbirine yaklaştı ama gönüller birbirinden uzaklaşıyor. Gençler hiç olmadığı kadar çok şey görüyor, duyuyor ve tüketiyor; fakat bütün bunların arasında kendilerini bulmakta zorlanıyor. Çağımızın gençliğine biraz yakından baktığımızda beş büyük çıkmazla karşı karşıya olduğumuzu fark ediyoruz.
1. Anlam ve amaç kaybı: Gençlik nereye yürüdüğünü bilmiyor!
Gençlerimizin önemli bir kısmı hayatın nasıl yaşanacağına dair pek çok şey biliyor; fakat niçin yaşanması gerektiği konusunda derin bir arayış içerisinde. Hayatın gayesi diploma, makam, para, şöhret ve hazza indirgeniyor. Elbette kariyer ve diploma olacak, ama olması gereken yerde olacak. Kariyer ve diplomayı biz kullanacağız. Onların bizi maymuna çevirmesine fırsat vermeyeceğiz. Bununla beraber insan diğer canlıların yaptığı gibi sadece nefes alıp vermek için değil, anlamlı bir hayat yaşamak için yaratılmıştır. Rabbimiz, O, hanginizin daha güzel amel işleyeceğini sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. " (Mülk 2) buyuruyor. Gençlerimize bir hayat gayesi, bir ideal ve uğruna emek verecekleri bir dava kazandırmalıyız. Ancak gençlere idealize ettiğimiz değerleri en çok biz yaşamalıyız. Zira gençler söze değil önünde yürüyen sabıkların samimiyetine bakıyor. Çünkü gençler söze değil öze, hamasete değil icraate bakıyor.
2. Dijital bağımlılık: Gençlik ömrünü ekranlarda tüketiyor!
Bir ekranın TV veya Telefon karşısında saatlerini tüketen, birkaç saniyelik videolar arasında zihnini yoran, başkalarının hayatını izlerken kendi hayatını ihmal eden bir gençlik tablosuyla karşı karşıyayız. Üstelik bunu yapan sadece gençler değil. Her yaşa her kuşağa uygun farklı sosyal ağlar mevcut. Hatta yaşını almış kişiler için bile haber bülteni ve gündüz kuşakları farklı sosyal ağlar üretilerek hiçbir yaş grubunu dışarıda bırakmayan bir öğütüm endüstrisi var. Bilgi çoğaldı, hikmet azaldı; iletişim arttı, tefekkür zayıfladı. Oysa zaman, insanın en kıymetli sermayesidir. Rabbimiz Asr suresinde zamana yemin ederek insanın hüsranda olduğunu hatırlatıyor. Gençlerimize teknolojiyi kullanmayı değil, teknoloji karşısında iradelerini korumayı da öğretmeliyiz. Zira ömrünü başkalarının hayatını seyretmekle geçiren insan, kendi hayatını inşa etmeye vakit bulamaz. Gençlerimize yasaklamayı değil sınırlandırmayı, bağımlılığı değil istifade etmeyi yaşayarak öğretmeliyiz.
3. Kimlik ve şahsiyet krizi: Gençlik kendisi olmaktan uzaklaşıyor!
Bugün gençler, kendilerine örnek alacakları şahsiyetleri bazen ekranların sahte kahramanları arasında arıyor. Beğenilmek, takdir edilmek ve başkalarına benzemek, kendi değerleriyle var olmanın önüne geçebiliyor. Oysa Müslüman genç, kimliğini popüler kültürün rüzgârına göre değil, inandığı değerlerin ölçülerine göre inşa etmelidir. Rabbimiz, "Muhakkak onlar Rablerine inanmış gençlerdi ve biz de onların hidayetlerini artırmıştık." (Kehf 13) buyuruyor. Kehf gençleri ne zaman ki mağaranın kurbiyetini sarayın konforuna değiştiler o zaman onlara ömür içinde ömür ve onur içinde ebedi bir hayat bahşedildi. Gençlerimize Mus'ab'ın fedakârlığını, Hz. Ali'nin cesaretini, Hz. Yusuf'un iffetini ve Peygamber Efendimizin ahlakını yaşayarak anlatmalıyız. Çünkü önüne güzel örnekler koyamadığımız gençliğe, başkaları kendi kahramanlarını sunacaktır. Batı(l)ın kahramanlarına, sanal oyunların yapay kabadayılıklarına soyunan gençlerimizin okullarda ki akranlarına kurşun sıkacak izansızlığa düştüğünü bilmem anlatmamıza gerek var mı?
4. Yalnızlık ve aidiyetsizlik: Gençlik kalabalıklar içinde yalnızlaşıyor!
Binlerce takipçisi olan ama derdini anlatacak bir dost bulamayan, herkesle iletişim kuran ama kimseyle gönül bağı kuramayan gençlerimiz var. Aynı evde birbirine yabancılaşan, aynı sofrada birbirine bakmadan yemek yiyen aileler... Oysa insan yalnızca bir kalabalığa değil, bir gönle, bir aileye, bir kardeşliğe ve bir davaya ait olmak ister. Rabbimiz, “Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler; müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı vakarlıdırlar” buyuruyor. (Maide 54)Gençlerimize sadece nasihat eden değil, onları dinleyen; yalnızca yanlışlarını gören değil, gönüllerine dokunan insanlar olmalıyız. Bazen bir gencin hayatını değiştiren şey, onu gerçekten anlayan bir insanla karşılaşmasıdır.
5. Hazcılık ve irade zayıflığı: Gençlik nefsinin peşinde sürükleniyor!
Her şeyin hemen tüketildiği, her arzunun karşılanmak istendiği bir çağda sabretmek, beklemek, emek vermek ve fedakârlık yapmak giderek zorlaşıyor. Gençlerimize her istediğini elde etmenin değil, nefsin arzularının peşinden gitmemenin de bir erdem olduğunu anlatmalıyız. Rabbimiz, "Nefsini kötü arzulardan alıkoyan kimsenin varacağı yer cennettir." (Nâziât, 79/40-41) buyuruyor. Çünkü insanın gerçek gücü, arzularının peşinden sürüklenmesinde değil, nefsine hükmedebilmesindedir. Hz. Yusuf baş maruz kaldığı o çirkin teklifin ardından Rabbine şöyle sığınmıştı. “Ben nefsimi temize çıkarmam, çünkü Rabbimin merhamet ettiği hariç, nefis aşırı derecede kötülüğü emreder. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Yusuf 53)
Gençliği kaybetmek, geleceği kaybetmektir!
Bütün bu meselelerin çözümü, gençleri suçlamakta değil; onları anlamakta, dinlemekte ve doğru bir istikamet üzere yetiştirmektedir. Gençlerimize sadece meslek değil, şahsiyet; sadece bilgi değil, hikmet; sadece başarı değil, ahlak, sadece öğüt değil salih ortamlar oluşturmalıyız.
Bizim ihtiyacımız olan gençlik; çağın peşinden sürüklenen değil, çağa yön veren; sadece kendisi için yaşayan değil, ümmetin derdiyle dertlenen; sadece konuşan değil, yaşayan; sadece görünüşüyle değil, ahlakıyla örnek olan bir gençliktir. Unutmayalım; gençliği kaybetmek yalnızca bir nesli değil, bir geleceği kaybetmektir. Gençliğe sahip çıkmak ise yarınlara sahip çıkmaktır.



































Facebook Yorum
Yorum Yazın